Dadaş Şair Nef’i – Hasankale / ERZURUM

Dadaş Şair Nef’i – Hasankale / ERZURUM

Dadaş Şair Nef’i – Hasankale / ERZURUM
Bu haber 01 Şub 2012 Çar 18:56 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

DADAŞ
Şair Nef’i
(Ömer)

Dadaş Şair Nef’i

Nef’î (Ömer), (1572-1635) ünlü 17. yüzyıl Dîvân şairi. XVII. yüzyıl ve bütün Türk edebiyatının en büyük kaside şairi olarak tanınan Nef’i, bu yüzyılın başında yaşamış, kasidede gerçek bir varlık göstermiş ve gerek kendi zamanında, gerekse sonraki yüzyıllarda kaside yazan bütün şairlere etki etmiş bir şairdir.1572 yılında Hasankale’de doğdu. Bundan dolayı devrin kaynakları Nef’i’den Erzenü’r-Rumî diye söze ederler. Babası ülkesinin eşrafından Sipahi Mehmed Bey diye anılan bir kişidir. Gerçek ismi Ömer olan Nef’î, kaynaklarda Nef’i Ömer Bey adıyla anıldığı gibi mührüne kazdırdığı beyitte de Ömer adı görülmektedir.Daha küçük yaşlardan itibaren güçlü bir eğitim gördü. Öğrenimini Hasankale’de yapmış, sonra Erzurum’a gelerek devam ettirmiştir. Burada Fars edebiyatının ünlü eserlerini okudu, Arapça ve Farsça öğrendi. Nef’i Erzurum’da öğrenimini sürdürürken genç yaşında şiir yazmaya da başlamıştır. İlk mahlası Zarrî “zararlı”dır. 1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nef’i “nafi, yararlı” mahlasını vermiştir.Padişah 1.Ahmed zamanında İstanbul’a geldi. Devlet hizmetine girdi ve bir süre farklı memurluklarda çalıştı. Daha sonraları 2.Osman ve 4.Murad dönemlerinde yıldızı parladı ve sarayla yakın bir ilişki kurdu. Hicviyeleri ile ünlü olan Nef’î yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekti. Yine de uzunca bir süre 4.Murad tarafından korundu, daha sonraları 4.Murad kendisinden hiciv yazmamasını rica etti. Her ne kadar Nef’î padişah 4.Murad’a bu konuda söz verse de, kalemini durduramayıp Vezir Bayram Paşa hakkında bir hicviye kaleme aldı. Bu hicviyesinden ötürü, 1635 yılında, sarayın odunluğunda kementle boğularak öldürüldü. Sonra cesedi İstanbul boğazı’nda denize atılmıştır.

ESERLERİ
Nef’î hiç kuşkusuz, hiciv dendiğinde Türk edebiyatında öne çıkan isimdir. Onu ölüme sürükleyen hiciv edebiyatında çok başarılı olduğu aşikâr. Hicvin yanı sıra övgü edebiyatıyla da göz doldurmuştur, bugün dîvân edebiyatının en beğenilen kasidelerinden bir çoğu onun eseridir. Yazdığı kasideler güçlü tekniği ve değişik ahenki ile fark yaratır. Zaman zaman kasidelerinde gördüğümüz aşırı süs ve abartılar bile, güzel ahenki ile sunîlikten uzak doğal bir havadadır.
Türkçe Dîvân, Farsça Dîvân ve Siham-ı Kaza adlı eserleri vardır.
ŞEYHÜLİSLAM YAHYA’YA
Bize kafir demiş müfti efendi
Tutalım ben diyem ana müselman
Varıldıkda yarın ruz-i cezaya
İkimiz de çıkarız anda yalan
TAHİR EFENDİ’YE
Bana tahir efendi kelp demiş
İltifatı bu sözde zahirdir
Maliki mezhebim zira
İtikaadımca kelp tahirdir.
tahir:temiz , kelp: köpek
DÖRTLÜKLER HAKKINDA
Bu kıtalardan “Bana tahir efendi kelp demiş” şeklinde başlayanı, dönemin divan katibi olduğu söylenen ve sultana yakınlığıyla nam salmış olan Tahir Efendinin, şaire “A boşboğaz köpek!” deme gafletinde bulunması sebebiyle ortaya çıkmıştır. Bu sözün muhattabı Tahir efendi gerçekten talihsiz bir insandır; zira yaklaşık dört yüzyıl boyunca aldığı bu cevap dillere pelesenk olmuş, kendisi on milyonlarca insanın zihninde aşağılayıcı bir düşünceyle yer etmiştir. Tahir Efendi denildiğinde akla direk olarak Nef’i’nin bu beyti gelir ki, bir insan için böyle bir hatırlanma vesilesi pek de arzu edilir olmasa gerektir.
İlk dörtlüğe göre kalibresi biraz daha ufak olsa da efsaneleşebilmeyi başaran diğer kıta, yani “Bize kafir demiş müfti efendi” şeklinde başlayan Nef’î eseri, hikayesi yönüyle daha ilginç ve dikkate şayandır. Zamanın Şeyhülislam’ı Şair Yahya Efendi, dilinden rahatsız olduğu Nef’î hakkında, ilk yazıldığında epeyce popüler olmayı başaran şu ince dörtlüğü kaleme alır:
Şimdi hayli sühanverân içre
Nef’î mânendi var mı bir şair
Sözleri Seb’a-i Muallaka’dır
İmreü’l-Kays kendidür kâfir
Bu hiciv oldukça ironiktir ve zamanında gördüğü teveccühü hakikaten hak etmektedir. Zira burada Şeyhülislam Yahya Efendi, Nef’î’yi, “Şimdiki onca şair içinde Nef’î gibi olanı var mıdır? Onun sözleri Yedi Askı şairlerinin sözleri gibidir ve kendisi de onlar içindeki İmrülkays’e benzemektedir!” manasına gelen bu hicviyle zahiren övmüş, göklere yükseltmiştir. Zira bilindiği gibi Yedi Askı şiirleri, Cahiliye Arabistanı’nda düzenlenen panayırlar esnasında söylenen ve insanların beğenisini toplayan, daha sonra da onlara atfedilen kıymetin bir nişanesi olarak Kabe duvarlarına asılan yedi büyük manzumeye verilen isimdir. Arab’ın belagat dehasının zirve noktalarından yedisini yansıtan bu şiirlerin en güzeli ise şair İmrülkays’a aittir. Buraya kadar anlatılanlar Nef’î’ye yönelik müthiş bir övgünün mevzubahis olduğu zehabına kapılmamıza sebep olabilir. Fakat… Bir şeyhülislamın, bir şairi Hazret-i Risaletpenah efendimizin gelmesiyle saltanatları sona eren ve devir-i cahiliyyenin medar-ı iftiharı, inkarın timsali olan kafir söz sanatkarlarına benzetmesinin altındaki ince nükte gayet kolay bir şekilde anlaşılmış ve bu hiciv devrin eşrafı arasında büyük bir rağbet görmeye başlamıştır. Nef’î hadisenin aleyhine gelişmekte olduğunu görmüş ve kendisini cevap vermek durumunda hissetmiş, netice itibarıyla da ortaya 400 yılı devirmek üzere olan ve yine Nef’î’nin kaleminden doğan efsanevi bir hiciv örneği daha çıkmıştır.

Dadaş Şair Nef’i

Nef’î’nin katlinin de ilginç bir hikayesi vardır. Agresif sultan IV. Murad’ın emri üzerine bir daha hiciv yazmamaya söz veren şair dilini tutamaz ve daha sonradan sadaret makamına yükselecek olan Bayram Paşa’ya da o ateşli Kaza Okları’ndan bir adet fırlatır. Fakat bu son ok hedeften sekecek ve atıldığı yere geri dönerek Nef’î’nin canına mal olacak, sivri bir dilin ucunu sonsuza dek törpüleyecektir. O sivri dilin bir kez olsun dokunduğu insanların ruhları ise bu törpülenmenin ardından yüzyıllar boyu tazelenecek olan bir acı duymaya devam edecektir. Aynı oklar, milyonlarca dudaktan büyük bir haz ile fırlayarak o zavallıların ciğerini delmede mütemadidir.
Mevzubahis şiir, bazı tarihçilere göre IV. Murad’ın Nef’î’nin katline izin vermesine sebep olmuş, bunun üzerine Bayram Paşa Nef’î’nin evine adamlarını göndererek kendisini sarayın odunluğuna getirtmiş, orada da cellatlardan Arap Osman nam şahsa boğdurtmuştur. Nef’î’nin bugün ziyaret edilebilecek bir mezarı dahi yoktur, çünkü Nef’î’yi boğduran Bayram Paşa maktülün cenazesini Sarayburnu açıklarından Marmara’nın serin sularına emanet etmiştir.
Nef’î’nin katlinin ardından ağızdan ağıza dolaşan şu beyit ise, zamane şairlerinin nüktedanlıkta Nef’î’den daha az çetinceviz olmadıklarını ispatlamaktadır.
Gökten nazire indi Sihâm-ı Kaza’sına
Nef’î diliyle uğradı Hakk’ın belasına
Özellikle ilk mısrasındaki espri, beytin muhteşem bir zekanın ürünü olduğunu haykırsa da, belki de Nef’î’nin masumiyetine olan iman sebebiyle onun hicivlerine gösterilen büyük teveccüh bu beyitten esirgenmiş, ‘Tahir Efendi’ veya ‘Şeyhülislam Yahya Efendi’ dendiğinde Nef’î’nin hicivleri akla gelirken Nef’î’nin ölümü sözkonusu olduğunda bu güzel ve ibretâmiz beyit kendisine haksızlık yapılarak genellikle atlanagelmiştir.
Nef’î, tüm iyi niyetine ve hak bildiğini söyleme hususundaki pervasızca tutumuna rağmen, itidal bilmez nefsinin kurbanıdır.
(Alıntı)

Etiketler
Paylaş:
"Dadaş Şair Nef’i – Hasankale / ERZURUM" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

DADAŞ Yalçın BAYAR (Gazeteci-Yazar)
DADAŞ Yalçın BAYAR Gazeteci – Yazar Acının vergisini verdik ,...
DADAŞ Muhdes FIRAT (Şair)
DADAŞ Muhdes FIRAT Şair 1937 Yılında Hasankale’de doğdu. İlkve Ortaokulu...
DADAŞ Necdet DURMAZ (Şair)
DADAŞ Necdet DURMAZ ŞAİR MERHUM 1957 yılında Oltu’da dünyaya geldi....
DADAŞ Nurdan DAMLA (Şair – Yazar)
DADAŞ Nurdan DAMLA Şair -Yazar Yazar, 1963 yılında Erzurum’da doğdu....