Seyyid Hacı Ahmed Baba Hz. | Türkülerle Erzurum

Seyyid Hacı Ahmed Baba Hz.

Seyyid Hacı Ahmed Baba Hz.
Bu haber 06 Eyl 2018 Per 5:15 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

SEYYİD HACI AHMED BABA HZ NIN ERZURUM SANAMERE GELIP YERLEŞMESİ..
Seyyid Hacı Ahmed Baba da üzerinde Hazreti Pîr Seyyid Ahmed er-Rufâî’nin (ra) Tarikatı’na ait
kıyafetiyle o köye geldiğinde, köyün eşrafında aynı zamanda ağası olan ‘Hacı Yemiş Ağa’ lakaplı Hacı Süleyman
Efendi karşılar ve geniş imkân sahibi olması hasebiyle misafirler için yaptırmış olduğu mihmanhanesinde konuk
eder. O gece akşam yemeğinden sonra sohbetler edilir. Seyyid Hacı Ahmed Baba, kendisinden, neseb-i
şerîfinden, vazifesinden hiç bahsetmez. Gece geç vakit olduğunda misafir için yatak serilir ve ev sahibi istirahata cekılir..
.O gece Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın mânâsına Hz. Rasûlulah (sav) teşrif ederler ve Seyyid Hacı Ahmed
Baba’ya ‘Pembe’ isminde, fiziki özelliklerini belirttiği bir kız ile evlenip orada da irşad faaliyetlerine başlamasını emreder.
Sabahleyin Seyyid Hacı Ahmed Baba uzun düşünceler dalar. Zira ömrü çok uzun seyahatlerle geçmiştir.
Hâlbuki Hz. Rasûlullah (sav) Efendimiz evleneceği kızın ismini ve bir takım vasıfların bildirmekle birlikte nerede
hangi memlekette, hangi aileye mensub olduğunu söylememiştir. Seyyid Hacı Ahmed Baba elbette Rasûlullah(sav) Efendimiz’in emrine itaatsizlik etmezdi. Ama aynı zamanda o Nebevî emri yerine getirmek için diyar diyar,belde belde dolaşmaya da artık takati kalmamıştır. Đşte bu düşünceler içerisinde iken evsahibi Hacı Süleyman Efendi Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın bulunduğu misafir odasına gelir. Seyyid Hacı Ahmed Baba’yı derin düşünceler içerisinde görünce ‘acaba bir kusur mu işledik yoksa layıki ile ikramda bulunamadık mı?’ diye düşünürken Seyyid Hacı Ahmed Baba’ya hitaben: “Derviş baba! Seni çok düşünceli görüyorum. Yoksa bir kusur mu işledik?” diye sorar.
Seyyid Hacı Ahmed Baba:
– “Hayır! Hiçbir kusurunuz, eksiğiniz yoktur.” dediyse de evsahibi ısrar eder. Neticede, onun aşırı ısrarı üzerine Seyyid Hacı Ahmed Baba gördüğü mânâsını ve Rasûlallah (sav) Efendimiz’in izdivaç emrini anlatır.
Evleneceği kızın isminin Pembe olduğunu, vücudunda 27 tane ben olduğunu, sarışın uzun boylu olduğunu söyleyince Hacı Süleyman Efendi’nin yüzü birden değişir ve der ki: “O bahsettiğin kız benim kızımdır. Lakin vücudunda 27 taneden daha az ben var.” dediğinde, Seyyid Hacı Ahmed Baba: “Annesine sor. Vücudundaki benlerin sayısı benim söylediğim kadardır. Diğer benler ise senin görmediğin yerlerdedir.” der.Hacı Süleyman Efendi: “Derviş Baba, eğer bu köye daha önce gelmiş olsaydın, kızımı görmüş ve gözkoymuş derdim. Hâlbuki dün gece geldin, kızımı ne gördün, ne de görme imkânın oldu. Fakat ben sana böyle kız vermem. Seni bir köy de aşağı sürerim. Eğer gördüğün rüya doğru ise senden bir talebimiz var. Onu yerin getir, kızımı sana nikâhlayayım.” der.
Seyyid Hacı Ahmed Baba: “Talebiniz nedir ki?” diye sorduğunda Hacı Süleyman Efendi: “Benim bir tek oğlum var idi. O da asker oldu. Ruslar’la harbe gitti, fakat bir daha haber alamadık. Ölmüş müdür? Sağ mıdır?Esir midir? Onun durumundan bize bir haber getir. O zaman kızımla seni nikâhlayayım. Yoksa mümkünü yoktur”
der.Seyyid Hacı Ahmed Baba: “Beni biraz yalnız bırak.” der. Ev sahibi odadan dışarıya çıkınca iki rekât hacet namazı kılar ve murakabeye oturur. Aradan yarım saat veya 45 dakika geçmiştir ki ev sahibi dışarıda sabredemeyip acele ile içeriye girer: “Kalk bre derviş baba, elinden bir şey geldiği yok düşünüp duruyorsun. “
der.
Seyyid Hacı Ahmed Baba: “Deginan kurban! Oğlunu görsen tanır mısın?” dediğinde Hacı SüleymanEfendi: “O nasıl söz? Đnsan evladını tanımaz mı?” der.
O zaman Seyyid Hacı Ahmed Baba, Hacı Süleyman Efendi’ye hitaben: “Köyünüzün üst yanından birisi
geliyor. Gidin bakın bakalım oğlunuz mu?” der. Büyük bir heyecan içerisinde koşarak Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın dediği tarafa giderler. Görürler ki gerçekten gelen oğulları Đsmail’dir. Saçsakal karmakarışık, üzerinde eski bir elbise perişan bir vaziyette gelmektedir.
Ağlayarak birbirlerine sarılırlar. Hacı Süleyman Efendi oğluna: “Bu ne hal? Buraya nasıl geldin?” diye
sorduğunda oğlu Đsmail:
“Baba, ben Ruslar’la harp esnasında yaralandım. Beni yakaladılar. Götürdüler, yaram iyi olduktan sonra da bir esir kampında çalıştırıyorlardı.
Buraya gelmeden yarım saat veya 45 dakika önce ortaya yakın kısa boylu,sakallı nur yüzlü, siyah sarıklı bir zat peyda oldu. Esir kampında bulunan subaylar ve askerler onu görünce hepsi esas duruşa geçip selam verdiler. O zat onlara iltifat etmeyip doğruca benim yanıma geldi ve bana: ‘Oğlum,
korkma! Allah’ın izni ile seni buradan kurtaracağım, gözlerini kapa, bana sımsıkı sarıl!’ dedi. Ben de o zatın
söylediğini aynıyla yaptım. Çok kısa bir an geçmişti ki bana gözlerini aç dedi. Gözlerimi açtığımda köyümüzün alt
tarafında bir çeşmenin kenarında bulunduğumuzu gördüm. O zat: ‘Deginan oğul! Şu çeşmede bir abdest
tazeleyeyim. Sonra sizin hanenize gideriz’ dedi. Abdest alırken gözden kaybettim” der.
Bunun üzerine Hacı Süleyman Efendi, Seyyid Hacı Ahmed Baba’dan ve olan hadiseden hiç bahsetmez.
Niyeti oğlu ismail’i alıp doğruca Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın bulunduğu misafir odasına götürmektir. Hacı
Süleyman Efendi’nin zihnindeki düşünce: “Acaba bu keramet bizdeki dervişe mi aittir, yoksa başka büyük bir
zata mı aittir?” bunu tespit etmektir. Oğluna dönerek “Oğlum, haydi evimize gidelim, ‘dağ dağa kavuşmaz da
insan insana kavuşur’ derler. Biz de seni kurtaran o zata rastlar isek bir iyilik yaparız” der ve doğruca Seyyid
Hacı Ahmed Baba’nın bulunduğu odaya gelirler.
içeriye girdiklerinde Hacı Süleyman Efendi’nin oğlu ismail kendisini esir kampından Allah’ın (cc) izni ile
kurtaran o Allah Dostu’nun odada oturduğunu görmesiyle ağlayarak Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın ayağına
kapanır. Babasına: “Baba! Vallahi beni kurtaran bu zattır.” der. Durum anlaşılmış sır ifşâ olmuş, mızrak çuvala sığmamıştır. Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın çok büyük bir zat olduğunu anlayan Hacı Süleyman Efendi:
“Değil kızım, canım da sana feda olsun” der. Hemen köyün imâmını ve köyün ileri gelenlerini evine
çağırır. Kızı Pembe hanımla Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın nikâhı kıyılır. Böylece mânâ âleminde kıyılan nikâh,
zâhiren de icrâ edilmiş olur. Hacı Süleyman Efendi, damadı ve kızının ikâmeti için, evlerinin yanında, bir ev daha
yapar.
Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın, bu kerâmeti17 kısa sürede duyulur. Đnsanlar, Seyyid Hacı Ahmed Baba’yı
görmek, tanımak ve ziyâret etmek amacıyla, o köye akın ederler. Seyyid Hacı Ahmed Baba, Hoşov köyünde
ikametine tevdi edilen bu hanede üç yıl kalır. Bu süre zarfında, keder (taziye), neşe (düğün) gibi vesilelerle civar
köylere gidip gelmektedirler. Henüz Ermeniler elinde bulunan Sanamer köyünde, “Bogos” isimli şahsa ait
mekânı göstererek:
-Đşte maneviyât âleminde bana işâret edilen çınar ağacının bulunduğu yer burasıydı. Benim asıl
ikametgâhım bundan sonra burasıdır”, der.
Hacı Süleyman Efendi, Seyyid Hacı Ahmed Baba’nın yanında bir kayınpederden öte derviş edebiyle
damadına hürmet etmektedir. Hemen “Bogos” isimli şahıs bulunur. O mekân satın alınmak istenir. “Bogos” isimli
Ermeni şahıs:
– Bu mekanla birlikte köyün alt kısmında bulunan bana ait bir değirmenim var. Đkisini birlikte alırsanız
satarım. Aksi takdirde satmam, der.
Hacı Süleyman Efendi, her iki mekânı birlikte satın alır. O mekân yıkılarak yerine o günkü Rufâî dergâhı
inşâ edilir. Ancak değirmen çalıştırılamaz. Ve ileride Hacı Ahmed Baba’nın oğlu Yakup Baba tarafından satılır. VE DERGAHTA HIZMET BAŞLAMISTIR SUANA DEK GELMISTIR ALLAHIN IZNIYLEDE DEVAM EDECEKTIR KIYAMETE DEK…EL FATIHA..
-

Etiketler
Paylaş:
"Seyyid Hacı Ahmed Baba Hz." HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

DADAŞ Ali GÜVEN (Pop müzik sanatçısı,Bestekar)
 1974 yılında Nünberg, Almanya‘da doğdu. Anne tarafından Erzurumludur.11 yaşında Türkiye‘ye...
Dadaş Ahmet İhsan Tokgöz (siyasetçi, yazar)
(d. 1868 İstanbul – ö. 28 Aralık 1942), Türk bürokrat, siyasetçi, yazar,...
DADAŞ Nida BAYARSLAN (Ses Sanatçısı)
Müzik piyasası son günlerde yeni bir isimden bahsediyor. Özellikle sosyal...