DADAŞ Mehmet TAŞTAN (Hukukçu-Şair ) | Türkülerle Erzurum

DADAŞ Mehmet TAŞTAN (Hukukçu-Şair )

DADAŞ Mehmet TAŞTAN (Hukukçu-Şair )
Bu haber 15 Oca 2019 Sal 7:27 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

 1967 Erzurum doğumlu.1984′te Erzurum Lisesi’ni bitirdi. 1988′de Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1989′da avukatlık stajını tamamladı. 1991′de Sütçüler Askerlik Şubesi Başkanlığı yaptı. 2 yıllık kurs ve stajlarını tamamlayarak Cumhuriyet Savcısı olarak atandı.

Mehmet Taştan

Mehmet Taştan

Sırasıyla Tunceli (1993-1996), Yusufeli, Artvin (1996-1997), Yıldızeli, Sivas (1998-2001), Adana (2001-2006)’da görev yaptı. Halen Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak görevini sürdürmektedir.Evli ve iki çocuk babasıdır.Yazmaya 12-13 yaşlarında başladı. Lise son sınıftayken Erzurum ili genelinde açılan liseler arası “Çanakkale Zaferi” konulu şiir yarışmasında birinci seçilmesi, bundan üç yıl sonra da Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde düzenlenen “tabiat” konulu şiir yarışmasında birinci gelmesi onu şiire bağladı.
Mehmet Taştan

Mehmet Taştan

İnsan Boşluğu adlı ilk şiir kitabı 1987’de yayınlandı. Mehmet Taştan, şiiri “draje söz, kültür kombinezonuna eklenen son halka” olarak şairi “içinde yaşadığı toplumun kültürel değerleriyle beslenen, ondan aldığını farklı ve estetik kılarak ona iade edebilen bir aydın” olarak tanımlamaktadır.”Bu Kapıdan” adlı üçüncü şiir kitabı 13 Nisan 2016’da yayınlanmıştır.
Mehmet Taştan (4)

Mehmet Taştan

Mescid-i Nebevi önünde Afrikalı bir mazlumla... (Aralık 2007-Medine

Mescid-i Nebevi önünde Afrikalı bir mazlumla… (Aralık 2007-Medine

 

Bana Hayal Getirin
Hayal kurun,
Bana hayal getirin,
Güller ülkesi için…

Bana hayal getirin;
Faran dağlarında doğan Faraklit
Cebir olsun, Newton olsun içinde,
Fuzuli’den kasideler bulunsun.
Hafız olsun, Puşkin olsun
Ofelya, Leyla olsun.
Güldesteler getirin.

Bana hayal getirin;
Babil olsun, Balbek olsun,
Talihsiz sonunu görmüş şehirler;
Kendini mahşere saklayan yerler
Camii olsun, havra olsun.
Ve daha ne dilersen…
Kâşaneler, türlü türlü ekoller,
Has bahçeler getirin.

Bana hayal getirin;
Furkan olsun, Yasin olsun;
Dört lisandan, dört kitaptan isimler,
Işık çağında bilim,
Sevda asrında gönül
Einstein, Mecnun olsun!
Her deneyde bir icat,
Her aşkta vuslat olsun
Şelaleler getirin.

Bana hayal getirin,
Bakire ve gizemli
Tertemiz sıcak düşler…
Çocuklar kadar canlı,
Su gibi heyecanlı
Aşktan, sevgiden yana
Meşaleler getirin.

Hayal ötesi hülya,
Güle çağlayan dünya,
Bana hayat getirin!
Artvin / 1997

Çanakkale kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun

Çanakkale kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şad olsun

Anne
Yüzünde göçmen kuşlar,
Gözlerinde hüzün var.
Durgun suyunda ilham,
Dumanlı başında gam…
Ve alnında soylu nur,
Gökyüzüne soyunur;
O deli rüzgâr anne,
Kalbim tarumar anne.

Can evin tel örgülü,
Saçların hazan gülü.
Dudaklarında deprem,
Alnın herk izi annem.
Derinleşti sözlerin,
Buharlaştı gözlerin,
Akşama ne var anne?
Bu ne ahuzar anne?
Maraş- 1988

Akşam Suları
Gün yavaşça süzülür dağların arkasına,
Kanayan gökyüzünü seyre dalar ressamlar;
Yeni başladığımız şiirin yakasına,
Kızıllaşan sulardan pembe inciler damlar.

Gök aheste aheste şehre kehribar eler,
Evlerin arasında boy boy uzar gölgeler,
Bir şair kalemiyle şemsin kalbini deler,
Divanda raksa başlar pirifâni adamlar.

Sulara meltem eser, eser ilhamdan yana,
Dalda şakıyan bülbül nağme yapar canana,
Kitabın garipleri her gece kana kana,
Ay ışığı altında halkasını tamamlar.

Isparta / 1991

BABİL
Hangi asma bahçesi dayanır bu tufana?
Ninova bir kâbustan artakalan düş şimdi,
Hüzün kuşları konmuş vaktin göz uçlarına
Necef kanlar içinde acı bir gülüş şimdi.

Düştü kayıp gezegen servinin saçlarına,
Yetim bir çocuk kaldı Samara’dan yarına
Hüzzam sular çağlarken nihavent diyarına
Kerbela yollarında Hüseyin ölmüş şimdi.

Kalbini gözyaşıyla nehre çevirdi Basra
Hülagu, hangi atla çıkıp geldi bu asra?
Fuzuli’nin kaside yazdığı şirin kasra,
Vezinsiz bir şekilde kezzap dökülmüş şimdi.

Bağdat yanlış hesapla boğuşan bir düş şimdi,
Kerkük kanlar içinde acı bir gülüş şimdi,
Mezarında Numan’ın boynu bükülmüş şimdi,
Irak yerde Babil’in kalbi sökülmüş şimdi!

ADINI GİZLİ TUT
Çıkalım suların kerevetine,
Sen murat nehrine çağla içimde,
Saçının telini bez niyetine
Dilek ağacına bağla içimde.

Uğurlu doğarmış hilal ilk gece,
Bak da bir dilek tut sen de gönlünce,
Talih kuşu olup uçmadan önce,
Bir köşeye konup ağla içimde.

Anlat açılırsın, bu ne hal böyle?
Adını gizli tut, derdini söyle,
Diline pelesenk olan türküyle,
Kapanmaz yarayı dağla içimde.

ERZURUM

Uykuda soğuk almış, buzlardan rüya şehir;
Yaylanın kucağında esneyen hülya şehir.
Malazgirt atlıları eser eser ovanda,
Mavera gazileri oturur hanedanda.
Taşlarında Nef’iden mısralar yankılanır;
Günde bir Nene Hatun tabyalara adanır.
Taşhan’a tarih düşer Aras boyu akanlar
Seni ancak seninle ömür tüketen anlar.

Ketum bir sessizliği saklar avuçlarında,
Tam otuz üç damla kan donmuş göz uçlarında;
Çocuğu bundan küskün, yaşlısı bundan dertli,
Çok diyet verdiğinden suları bereketli;
Ondan baharda açan çiçekleri kızıldır;
Kızarmamıştı diye gelincikleri bıldır;
Feste ilmeğe geldi sarıklı başlarımız
Medresede eridi yakuttan taşlarımız…

Honçasında açılır soğan zarı lavaşlar
Dibek görmeyi versin ırgat dövmeye başlar.
Çift beyaz güvercini, köylü kızını oynar;
Gözlerinin açtığı korda bengisu kaynar.
Kanını güneşten mi almıştır bu insanlar,
Gizemli gözlerinde göğe mahsus dumanlar.
Palandöken dağında şaha kalkmış kıratın,
Sen çilekeş anası ilim akan Fırat’ın…

Bakırcı çarşısında şaklayan şehri diyar,
Karlı alın yazında buzdan avizeler var.
Görse Umudum Baba, kaybolurdu umudu,
Neden çeşmeler durdu, şadırvanlar kurudu?
Saltuklu diyarına kimlerin ahı değdi?
Senin mağrur başını kimler önüne eğdi?
Söyle, dağları sarssın duada kesik başlar;
Kutlu barı yeniden tarih kılsın dadaşlar!

Senin Beyti Âli’den ruh veren oymağın var,
Horasan, Semerkant’a hükmeden otağın var.
Marifetli külliyen, İlhanlı hafızların,
Her akşam şerefede işaret yıldızların…
Cirit meydanlarında kişner durur atların
Her zemheri ayında kar olup kanatların
Uçunca, “göç göç olur, göçler yola düzülür”
Emrah’ın figan eder, yetim selvin üzülür.

Alaturka şehirde kuşdili konuşulur;
Erzeni’den, Eretna Beyliğine koşulur.
Çelebi durduğunda dondurdu kedileri,
Uzun hava tutturur, yürekten dertlileri.
Vahyi nur ehramını kat kat örter burada,
Boynunu hakka doğru uzatmış haritada.
Başı avuçlarında inci dökenleri var,
Gece sabaha kadar tespih çekenleri var.

Güneş er doğar burda, her şey er anlaşılır,
Tırhıçlı kapıları doksan üçte aşılır.
Ve engahtan söylenir, yas türküsü şehirde,
Viranda bir gül kalır, saat kulesi bir de…
Yaylanın kaderine istiklal giydirilir;
Zülfükâr’ın ucunda kan şehrine girilir.
Git git şehri diyarım, git git şehri diyarım;
Aşkananın isinde matemini duyarım.

Zığvalı ve sekolu yiğitlerini gördüm,
Bindallıya ceh satan kösteğini ben ördüm.
Beni mahrem tanıma, beni yabancı sanma,
Ben kendi gurbetimde sana sılayım ama
Bir türlü, bir sofrada olmuyor başlarımız;
Bizi şair eyledi, firaktan efkârımız.
Her iklimde zemheri, her vakitte hilal ay,
Bu dinmeyen hasreti büyülü haline say!

Eserleri

İnsan Boşluğu (Şiir-1987) , Yağmur Islıyor Beni (Şiir-2009) Bu Kapıdan (2016)

Etiketler
Paylaş:
"DADAŞ Mehmet TAŞTAN (Hukukçu-Şair )" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Dadaş Lütfü ORTAKALE – THM ses Sanatçısı
1941’de Erzurum’da doğdu. Ortaokul mezunudu.İlk görevi Erzurum Belediyesinde 1964 yılında...
Dadaş Suat IŞIKLI (TRT Saz sanatçısı)
Suat Işıklı 1934 yılında Erzurum’da Dünyaya geldi. İlk ve orta...
Dadaş Hakim DOĞAN (THM Ses ve Saz Sanatçısı)
4 mart 1989 yılında Erzurum’da dünyaya gelmiştir.Küçük yaslarda  babasının öğrettiği...
DADAŞ Aşık Oltu’lu İhsan’i  (Mevlüt Çalışkan)
1900-1991. Oltu’nun Sütkans (şimdiki adı Duralar) köyünde doğdu. Asıl adı...