Fıkralarla DADAŞLAR

Fıkralarla DADAŞLAR

Fıkralarla DADAŞLAR
Bu haber 03 Kas 2011 Per 8:40 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

Gülelim – Eğlenelim

Ağa hele eyle

Efendim bizim Bayburtlu arkadaşlar İstanbul’da gurbetçilik yaparlar. Günün birinde acele işleri çıkar Bayburt’ a dönmeleri gerekir. Ne yapalım ne edelim derken uçakla gitmeye karar verirler. Uçak hareket eder Aşkale üzerinden geçerken pilot anons yapar
– “Sayın yolcularımız şu anda Aşkale üzerindeyiz, biraz sonra Erzurum havaalanına ineceğiz.”
Bu anonsu duyan bayburtlu hemen yerinde kalkar ve aceleyle pilota doğru seslenir.
“- Vola ağa hele eyle biz burada ineceyük.”

Akıllı Eşek
Kaymakam Bayburt’u gezmektedir. Değirmenin bir tanesinde bir eşek görür. Eşeği vatandaşın biri yönlendirmektedir dönmesi için.
“Halbuki eşek kendi kendine yolunu bulsa da dönse, sizce daha iyi olmaz mı” der yeni kaymakamımız. Değirmen sahibi;
“Eyi has diyirsen de gaymagam bey, hani ele senin gibi ahılli eşşek” der

ALLAHIM YAĞMUR YAĞDIRMA
Erzurumlu harmanını kaldırmış, ekinini kurutuyormuş. Öğleden sonra gökyüzü kararmaya başlamış.
-‘Allah’ım, ne olirsen ekinim gurumadan yagmurini yagdirma!
Allah’ım, birkaç gün daha yagmurini yagdirma, ne olirsen’ diye dualar edip durmuş.
Ekini kurudu kuruyacak. Akşam üzeri, son yarım saatte bir yağmur bir boran. Tüm ekini çürümüş. O hırsla eve gelmiş, bir de bakmış ki; eşeği de yıldırım çarpmış. Bu olay erzurumlunun içine oturmuş ama bir şey de yapamamış. Zaman geçmiş, Ramazan ayı gelmiş. İlk gün niyetlenmiş Erzurumlu.
İftara tam yarım saat kala, bir sigara çıkartıp yakmış. İlk nefesini şöyle bir güzelce çekmiş ve gökyüzüne bakarak üflemiş.
-‘Nasıl? illet oliysen şimdi değil mi?’ demiş ve eklemiş:
-‘Ölen eşşegi de gurbana saymazsam şerefsizim…

 ANTİ KOMÜNİST KÖYLÜLER
Milletvekili Selçuk Erverdi 1969 seçim kampanyası esnasında atayurdu umudum’dadır.izzet ikramdan sonra sohbet meclisi kurulur, söz siyasete gelince Selçuk Bey siteme başlar:
“-Partideki muhaliflerim “Selçuk Bey’e köylüsi bili rey vermir” diyirler dayanamiram! Bakın siz siz rey vermesez de seçilirem, heç olmazsa köyümden oy alim ki, başımı tik dutim, canım!”
Köylüler:“-Bey ey diyirsen, ey diyirsen de sizin partiye de gominist diyiller.”
“-İnandız mı? Hem goministlik ne bilir misiz?”
“-Bileceğimiz, irz, mal, namus, para, mülk, iş , herşey ortak!”
“-Bu yüzden Halk Partisinden gorhirsiz ele mi?”
“-He beg..Allah’ın bildiğini kuldan ne sahliyah..”
“-Peki ola cevap verin bahim, bu köyde tarla, çayır, mal mülk en çok kimde var?”
“-Allah daha da var etsin, sizde helbet !”
“-Para pul?”
“-Tavv! Para atlı biz yayan”
“-Peki ola hanginizin karısı , kızı, bacısından bizimkiler aşağı”
“-Anamız bacımız olsunlar, eseletlidirler.”
“-Eleyse deli gavatlar, goministlikten ben gorhmiraaam, siz niye gorhirsiz?”

ASANSÖR
Erzurumun köylerinin birinde oturan baba oğul erzuruma gelirler o zamana kadarda hayatları boyunca hiç asansör görmemişler asansör yeni yeni binalara koyuluyomuş iş merkezine giriyolar karşılarına bitane metal kutu çıkıyo çoçuk babasına diyoki baba bu ne babası diyoki bilmem oğlum neyse tam o sırada tekerlekli sandalyede yaşlı bir nene geliyo metal kutunun kapısını acıyo binipkapıyı kapatıyo baba oğulda kutuya bakıyolar kutunun ekranında bir iki üç rakamlar yanıyo aradan bir dakika geçmiyo metal kutu üç iki bir diyip aşağı iniyo kapı acılıyo içinden 20 yaşlarında sarışın güzel bir bayan çıkıyo adam oğluna dönüyo diyoki oğlum segirt koş get köyden anan getir:):)

ASIL MARİFET
Sark hizmetini yapmak üzere Erzurum’a atanmis bir memur, bir ikindi vakti Dere mahallesinde yüksekçe bir yere çikmis, otlaktan dönen, evlere dagilan inek nahirini seyrediyordu. Yaninda da mahalleden yaslica bir ihtiyar vardi. O sirada bir kaç kadin mayislari toplayip yogurmaya, yassiltip duvara yapistirmaya basladilar. Bunu merakla izleyen memur yanindaki yasli ihtiyara: Erzurum’da her tarafta tezek gördügünü bunlarin gübre olarak niye kullanilmadigini sorunca, yasli adam: -Beg, sen o tezegi ele çoh agzan alma, oni biz gisin yahirih. -Peki su kadinlarla nasil yatiyorsunuz, hepsi bok kokar onlarin? -Asil merifet onnarnan yatmahda, sizin garilarnan herkes yatar!
ASLAN DADAŞ
Erzurum ittihatçı kabadayılarından Aslan Dadaş’ın iki oğlundan biri Deli Esef öbürü kor Sabri’ydi.
Bu kardeşlerin birçok nekreliği dilden dile dolaşırdı. Her ikisi de birer çarıklı erkân-ı harp’ti.
Deli Esef de Behçet Mahir gibi üniversitenin müstahdem kadrosunda çalışmıştı. 1970’li yılların başında emekli oldu.
Türkiye Boks şampiyonlarından olan oğlu Yalçın da o yıllarda Polislik mesleğini seçmişti. A
ynı mahalleden olduğum için babayı da oğulu da yakından tanıyordum.
Bir gün Asaf amca ile Tebriz Kapısında karşılaştık. Hoşbeşten sonra Yalçın’ı sordum, başını öfke ile iki yana sallayıp:
“-Sorma, Urfa’ya sürmüşler!”
“-Deme emi!, ne için?
“-Ne için olacak, getmiş Türkeşci olmuş, Ecevit de tutmuş sürmüş. Ona dedim ki oğlum, siyaset senin neyen?
Hökümatta o olmuş bu olmuş sene ne? Sabah kalktın bahtın: anan goynunda kim varsa baban odur!

ATEŞİ YÜKSELT
Erzurumda yaşlı bir nine doktora gitmiş. Bir çok hastalığı var.Doktor hemşireye
annenin ateşini ölç demiş. Hemşire doktor bey ateşi yüksek 37 deyince nene
Dohtor oğlum gurban olim ambu eteşi 40 a çıharda birez issinim, soyuhdan
doniram, ücreti möhim değil.. demiş.
AYNA
Tarihte ilk kez Erzurum’a ayna gitmiş.Adamın biri aynayı görüp eline almış.Daha önce hiç kendini görmediği için ölen kardeşine benzetmiş karşısındakini.
adam:- ‘Ey gidi gardaşımm.. Seni bi daha görmek nasipte varmış’!
Aynayı eve götürüp sarılıp uyumuş kardeşine.
Karısı bakmış adam bi şeye sarılıp uyuyor.
Aynaya bakmış bir kadın! ‘Allah belanı vereee, bu garı da kim?
Bi boka da benzese’ diyerek feryat figan evden çıkmış, muhtara gitmiş.
Kadın:- Mığdar, benim herif beni bu çirkin garıyla aldatii.’
Muhtar aynaya bakmış. Sonra düşünceli düşünceli:
– ‘Yav bu garıdan çok gavata benzir’!
BENNAM DAĞLARI
Erzurum’un en yüksek dağları hangisidir, yazılı sorusuna bir öðrenci “bennam dağları“
cevabını yazmıştı. Öðretmen sınıfta çocuğu kaldırıp sordu :
– Oğlum nereden çıkardın Bennam dağlarını?
Erzurumlu olmayan öğrenci mahcup bir edayla :
Öğretmenim, soruyu bilmeyince yanımdakine sordum “BENNAM“ diye cevap verdi.
BEN BİTMİŞEM
Erzurumda bir ağa yaşarmış. Adı da Abdulkadir Veliefendioğlu. Bu ağanın en büyük zevki kışın kar yağınca işeyerek kara adını ve soyadı yazması imiş.
Ağa kış olunca yanında kahyası ile köy meydanına gider ismini çişi ile kara yazarmış. Ve köylüler çılgınca alkışlarlarmış. Bu yıllarca böyle sürmüş. Tabii ağa yaşlanmış prostat olmuş. Yine bu çişi yaparken ismini yazmış ve malzeme bitmiş.
Kahyasına dönmüş:
– Ula haso köylü bakirlermi?
– He agam bakirler, alkışlamak için beklirler.
– Ula ben bitmişem. Soyismimi de sen yaz da beni kurtar.
Ve haso demiş ki:
– Agam yıllardır yanındayım beni mektebemi gönderdin de okuma yazma bilecem. Aha al
kalemi eline sen yaz.!!”

 BAH HEPSİ AĞZIN İÇİNDE
Küçük evinin bir odasında torunuyla oturan yaşlı kadın, evin diğer müştemilatını kiraya verecekti. Bakmaya gelenlere evini şöyle meth ediyordu:
Bah ayahlaran burasi bir sofa, anburada iki ufah oda var. Anburada da ayahyoli. Ayahlaran, bah hepsi ağzın içinde

 BİR YUMURTA HİKAYESİ DE GUCUR KAZIM’DAN
Erzurum’un İttihat Terakki Tarihine geçen en büyük komitacılarından biri olan Kazım Yurdalan, İsmet Paşa iktidara gelince iade-yi itibar etmekle kalmaz, Erzurum Belediye Reisliği görevini de alır. O zamanın kıt imkanları ile Erzurum’a hizmet vermektedir. Personeli yeterli olmadığı için çoğu zaman çarşı-pazar denetimlerini de bizzat yürütmek zorunda kalır. Bir gün Erzincan Çarşısında yaşlı bir kadının, bakkaldan yumurtanın fiyatını sorduğunu, ardından da eline bir yumurta alıp
“Vay ocağın delinsin Belediye reisi, bunculuh yumurta beş guruş ha! “ Dediğine tanık olur. Kazım Yurdalan ortaya söylenmiş bu söze, anında cevap verir, ama cevap tarzı ilginçtir. Önce sergiden bir yumurta alır, yere çömelerek tavuk konumuna geçer, yumurtayı o anda yumurtlamış gibi tutarak:
“Hanım hanım Belediye reisi ne yapsin , bunculuhsa , hoş bunu ben yumurtlamadım”
BİZ ORUÇ TUTMİRİĞ, TUTTURİRİĞ
Bir ramazan günü Erzurumlu olmayan üniversite öğrencilerinden biri, arkadaşları olan bir grubun üniversitede oruç kontrolü yaptığını ve oruç tutmayanlarla dalaştıklarını görür. Dinine bağlı olan genç kendi kendine
-“bunlar dinine bağlı ben bunlarla arkadaşlık yapmaya devam edeyim der.
Ertesi gün bu grubun kaldığı eve gider birde ne görsün sofraya kurulmuş afiyetle yemeklerini yemektedirler. Ramazan günü olması hesabıyla bunlara sorar:
-“siz herkese oruç tutması için baskı yaptığınız halde niye oruç tutmuyorsunuz.”
içlerinden biri cevap verir:
-“oğlum biz oruç tutmiriğ, tuttuririğ”

BOKSÖR DADAŞ
Genç boksörlerden birisi, sınıf arkadaşları arasında övünerek anlatıyordu: Ben her maça çıkışımda arkadaşlarımı arkamda hissediyorum.Arkadaşlarından birisi dayanamadı:Yoh gardaş, bize fazla güvenme! Yohsam dayah yersin!…

Bu bir nutuktur
Pasinlerin kurtuluşunda Belediye Baskanvekili Sabih Pasin heyecanlı bir nutuk çekiyor :
-Ermeniler saldırdi, ahan bu ot yığınlarına kadar geldiler, biz saldıranda da ano çeşmenin yanından kaşdı cannarıni zor gulturdular.
Nutku dinleyen ve o günleri yaşamış yaşlı bir kadın itiraz edip:
-Ola Sebih atma atma.. Sen ne annadirsan, sen o günleri gördün mü ki, diye sorar.
Buna sinirlenen Başkanvekili
– Pohh yeme Behile, bu bir nutuktur! Ne söyler söylerem.!

Cafer Ağa
Erzurum Belediyesinin kuruluş yıllarında fahri olarak her işe koşuşturan Cafer Ağa’nın bu gayretkeşliğini ödüllendirmek için Ankara’ya gidecek heyete onu da yazmışlar.
Cafer Ağa bu haberden çok memnun olmuş. Öyle ya ekabir-i memleketten olmasa heyete adını yazarlar mı?
Cafer Ağa o akşam eve hergünkünden farklı bir havayla gelince hanımı merak edip sormuş:
– Cefer, o gözel sufatın niye ele töhmüş, mosolun asmışsan, bişeye mi sinirlendin?
– Ben sinirlenmim kim sinirlensin! Bıhdım usandım. Sohahlar mi temizlenecah, gel Cefer Ağa, çölpühler mi payhlanacah, gel Cefer Ağa. Şindi de Engere’de hökümatın işi bozulmuş, gel Cefer Ağa!
Ceryan
Neriman Hanıma gelen misafir, evin kızını ortalıkta göremeyince sormuştu:
– Ayşe nerede, göremedim?
Ev sahibi hava akımını kastederek:
– Geçen gün sizin evde ceriyana kapılmış, hesde yatir içerde.
Bu söz üzerine misafir hanım öfkeyle:
Viyh torpah başıma, bizim evde ceriyan ne arir? Sen de bülirsen ki biz kaz lambasi gullanirih!

CEMAATTAN YARDIM
Bir keresinde Erzurumlu Naim Hoca çıkmış vaaz kürsüsüne, başlamış guslün farzlarını anlatmaya. Farzlardan ikisi aklına gelir, üçüncüsügelmezmiş. Naim Hoca Erzurum şivesiyle kürsüden cemaate sorar:
-“Söyleseniz ola Cemaat, öbürü neydi?”

Cırbıt görirem

Dadaşın biri sinemada romantik bir film izlemiş, filmin bir sahnesinde genç erkek kıza iltifat ederek
-Sevgilim gözlerinden bütün İstanbulu görüyorum
der. Film mutlu sonla sonuçlanır, dadaş evine gelir ve uyur. Sabah kalktığında akşamki romantik filmdeki gencin sözü aklına gelir ve romantizm olsun diye hanımına sorar:
-Gız gözlerimde ne görirsen
Hanımı buna sinirlenir ve cevap verir:
-vıış Torpağ başşan devamsız, ne görecam cırbıt görirem der.

DALLAR
Erzurum Beden terbiyesi il müdürlüğünün eski kayıtlarında spor dalları şöyle sıralanıyor;
1. Çimme dalı (yüzme)
2. Gumbuz dalı (boks)
3. Seyirtme dalı (atletizm)
4. Cilit dalı (cirit)

 Dalımsız Gızssın
Erzurumlu cehennemi boylamıştır ama şikayetçi değildir. Hatta memnundur. Kapıyı sık sık açan ve açık bırakanlara rica eder:
Aman, nevolur kapıyi mökkem örtün de bir dalımız gızsın.
Dadaş neyidirsen..!
Ermenilerin yaptığı katliamlarının devam ettiği dehşetli günlerdi. Yine bir grup savaş artığı Erzurumluyu Yanıkdere civarına götürüp kurşuna diziyorlardı. Halkı sıraya dizmişler, teker teker çağırıp bir kayanın arkasında katlediyorlardı. İçlerinden biri merak edip ne oluyor diye başını uzatınca arkasındaki uyardı:
-Dadaş neyidirsen… Sırayi bozup başımıza iş açacahsan!
DELİ ASAF
Erzurum ittihatçı kabadayılarından Aslan Dadaş’ın iki oğlundan biri Deli Esef öbürü kor Sabri’ydi. Bu kardeşlerin birçok nekreliği dilden dile dolaşırdı. Her ikisi de birer çarıklı erkân-ı harp’ti.
Deli Esef de Behçet Mahir gibi üniversitenin müstahdem kadrosunda çalışmıştı. 1970’li yılların başında emekli oldu. Türkiye Boks şampiyonlarından olan oğlu Yalçın da o yıllarda Polislik mesleğini seçmişti. Aynı mahalleden olduğum için babayı da oğulu da yakından tanıyordum. Bir gün Asaf amca ile Tebriz Kapısında karşılaştık. Hoşbeşten sonra Yalçın’ı sordum, başını öfke ile iki yana sallayıp:
“-Sorma, Urfa’ya sürmüşler!”
“-Deme emi!, ne için?
“-Ne için olacak, getmiş Türkeşci olmuş, Ecevit de tutmuş sürmüş. Ona dedim ki oğlum, siyaset senin neyen? Hökümatta o olmuş bu olmuş sene ne? Sabah kalktın bahtın: anan goynunda kim
Çay İsdirem Çay
Rahmetli Kunduracı Yunus Usta, bir yorgunluk çayı içmek için dükkanının bitişiğindeki ıki Kapılı kahveye gitmişti Oturur oturmaz garson önüne yarım bardak çayı koyunca Yunus Usta sinirlenerek
garsonu çağırdı.
-Buyur Beybaba?
-Oğlum bu nasıl çay?

Devamsızlar

Erzurumli,Hristiyan,Belçikalı,Fransız Oturmuş Okey Oynirler…O esnada Bir Deprem Olur…Bunların Dördü Masanın altına girerler …Ve Bağırırlar ;
Hristiyan: Anaaaaaammmm
Belçikalı: Baabaaaaaammm
Fransız: Çocuklarımmm
Erzurumli : Ola Devamsızlar Zaten Masanın Altında Yer Yoğ Onlari Neye Çağırırsiz :)))

Dohtor

Erzurum’lu İhtiyar Dede doktara gider…
-Buyur Dede Şikayetin nedir ?
– Dohtor oğlum anbu sağ ayağım ele ağırirkiiii
Doktor bakar ve….
– Yaşlılıktan efendim.
-Ola Devamsız devamsız gonuşma dohtor diğeride aynı yaşta o niye ağirmir

Duvarcı

Duvarcı ustası, tuğlayı, taşı yerine koydu mu iki adım geriye atıp marifetine ıslık çalarmış…
İnşaat sahibi bakmış iş yürümüyor, ustaya seslenmiş:
Gardaş sen duvarı ör, ıslığı ben çalaram Canın Yiyim

Farzet Öküzler Yiyir!
Erzurum’da birisi tanıdık bir köylü dostuna misafirliğe gidiyor.
Köylü ev sahibi izzet ikramda bulunuyor.
Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur yer elması koyuyor. Bu kadar çok ikramdan mahçup olan misafir:
– Ağa ne zehmet ettin, bunlara ne luzum vardı der.
Ağa: – Ne zehmeti efendi farzet ki müsürlüge tökmüşem öküzler yiyir!

GELİN

Erzurumda gelin ve kaynana dolusu otobus kaza yapmış kaynanaların hepsi ölmüş gelinler gülüp egleniyormuş arkadan bi gelin agliyormuş sormuşlar neden aglıyon diye gelin demiş kaynanamı evde unuttum da o yûzden aglıyorum .:))

Hangi tohtur hestesine yaş tökir

Erzurum’da kahvede konuşuyormuş genç adam.
-Toktur beni emaliyata aldi. Tam emaliyat masasında yatiram. Bele iki gözünden boncuh kimi yaşlar tökülir yavrum sene yazıh değilmi biçah altına yatirsan. öteden yaşlı bir amca;
-Ola kah s.tir git p.venk hangi tohtur hestesine yaş tökir…ki

HELE BİR KÜFÜR ET

Merhum birgün Erzurumsporun maçına gider, oynanan oyundan memnun değil fena halde canı sıkılır bir türlü maç istediği gibi  gitmez tepki vermesi gerekiyor bağırır çağırır olmaz canı fena halde sıkılan hoca yanındaki kişiye döner bir hışımla:
-“Ola uşağ ne durirsen avu fitbolcilere bir söysene!
-“Yanındaki adam bir güzel küfür yağdırır.
Hoca bu sefer:
-“Eferim ola şimdi rahatladım, seni gidi seni başka zaman sakın bele küfür etme.”

HE DİREM
Erzurum’a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu’ndan Mansır Bey anlatıyor… Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili bilgi verir ve ayrılır. Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon: “Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir.” Teknik servis elemanı sorar: “Nasıl yapıyorsunuz?” “Senin anlattıgın kimi.” “Hata ne?” “Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir.” “İşlem basamaklarını tek tek anlatır mısınız?.” “Tamam” diyor ve başlıyor anlatmaya… “Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt bölümüne basirem. Ekrana bir yazı geliir: Kaydetmek ister misiniz? E / H yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee…”
“İt tuluğu laladi!”
Erzurumlu bir anne üçü de peltek olan kızlarına görücü yanında konuşmamalarını tembihler. Aksilik bu ya, bir köpek girip peynir tulumunu yalamaya başlar. Büyük kız feryad eder: “İt tuluğu laladi!” Ortanca işe karışır: “söylemeseydin lolurdi?” Kızların en akıllısı olan küçüğü de: “Onun dilleri öblüidir dulamaz” deyince, görücüler bir bahane ile kalkıp giderler.

Kasap

Almanyada Hans Müslüman olmuş. Kurban kesmiş ama yüzememiş. O arada oradan geçen bir Almana: “Baksana, bu koyunu nasıl yüzeceğim, biliyor musun?” demiş. Alman: “Ben ne bileyim. Onu Müslümanlar bilir. Çünkü onlar her yıl kurban keserler. Şu ilerde Türklerin gittiği bir kahve var. Oraya git sor” diye cevap vermiş. Hans elinde bıçak tarif edilen kahveye girmiş ve: “İçinizde Müslüman var mı?” diye sormuş. Kahvede de Erzurumlu ile Karslı oturuyorlarmış. Bakmışlarki üstü başı kan içinde, elinde kanlı bıçak iri-yarı bir Alman. Korkmuşlar tabii. Erzurumlu hemen ayağa kalkmış ve Karslıyı göstererek: “Ahan bu Müslüman” demiş. Karslı korkudan süklüm püklüm ayağa kalkarak: “Gardaş hele bene bir bah… Bende müslüman sufatı var mi?” demiş.

İspirli

ispirliyle zeytan kavagetmeye başlamışlarispirli biyere girelimde öyle akvga edelim kimse görmesindemiş ispirli uyanık ufak oda girince küçük sopayı kapmış şeytanda büyüğünü ispirli başlamış vurmaya şeytanda sopayı kaldırıyoki sopa sığmıyo dayağı yiyen şeytan şöyle demiş allahım ispirli vardı beni niye yarattım şaka bi ispirlilerin bi uyanıklık oluşunu benzetmek yanlış anlaşılmasın

Köpürenin anassi

Rus savaşı zamanında, Erzurumlu ihtiyarları esir alırlar. Bunları götürüp Daşhana kapatırlar. Tabi bizim ihtiyarlar, sabırsızlıkla ne olacak diye beklerler. Aynı zamanda hayıflanırlar. Esir düştüklerini kabullenemiyorlar. Dışarıdaki Rus ve Ermeni çetelerin nöbetçileri de dışarıda nöbet tutmaktadırlar. Bu arada Rusların çete başları gelir ve kendi aralarında konuşurken, bizim ihtiyarlarda dinliyor tabi. Rus çete başı diyor ki, -“biz bu esirleri ne yapalım, bir işe de yaramazlar zaten ihtiyar bunlar çalışamazlar. En iyisi biz bunları sabun fabrikasına götürüp sabun yapalım.” Bizim ihtiyarlardan biri bunları duyar, hemen kafasını pencereden uzatıp şöyle diyor. -“Ola götürün sabun yapın. Köpürenin anassi….”

Miyavlayarak Düşüp Öldü
Bir gün bir Erzurumlu ile bir Rus kahvede konuşuyormuşlar.Rus demişki
_Bizim memlekette hava o kadar soğuk olur ki arabalar buz olur demiş.
Erzurumlu bunu duyunca altta kalmamak için demişki;
_Ola kardaş sen ne diyirsen hele geçen gış bizim dama bir pisik (kedi) çıkmış aşşağı düşerken soğuktan donmuş yaz gelincede miyavlayarak düşüp öldü.

NAMAZIN KAZASI OLUR DA
Erzurumspor 1.Ligde olduğu zamanlarda, önemli bir maç var günlerden de
cuma günü ve maç saati ile namaz saati çakışıyor. Kendisi de maçta, soruyorlar
Naim hocaya;
-” Hocam cuma namazını kaçıryoruz”Naim hoca ;
-” Namazın kazası (telafisi) olur ama böyle bir maçın kazası olmaz “

ONU POLES YAĞACIYIĞ

Yaşlı bir amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir.
Bunu gören trafik polisleri, amcaya takılmak isterler ve durdururlar.

-Polis: Be amca, necin dakman golani? (Golan: Emniyet kemeri.)

-Amca: tağmıram be işte!-

-Polis: E bak gördün mu, şimdi ceza keseceyik.
-Amca: Kes bağayım ne kesacağsan da gidecem, ecele işim var.
-Polis: Peki amca, cezayı sana mı yazalım yogsam eşeğe mi?
-Amca: ???
-Polis: Yani cezayı sana yazarsak beş lira ödeycen, eşeğe üç lira ödeycen.
-Amca: Bana kes o zaman.
-Polis: Neden sana keseyon amca?
-Amca: Onun sicili temiz olsun gardaş, polis yapacağam oni !

ORUÇ NASIL BOZULUR
Birgün Naim Hoca’ya sormuşlar; `denize girersek orucumuz bozulur mu?´ diye. Naim Hoca şöyle cevap vermiş; – Ula uşahlar, Remazanda siz denize girersez orucuz bozulmaz. Amma deniz size girerse orucuz bozilir. Ona göre…
OLA ZEÇİ
Erzurum lisesinde Erzurumlu Öğretmen ,Erzurumlu öğrenciyi sözlü sınavı yapıyor : -Arhadaçi -Buyur hocam neci? -Adın neçi? -Mehmet Zeçi -Numaran neçi? -içiyüz içi -Memleçetin nereçi? -Erzürümün içi -Soriyi bilirmisen peçi? -Hocam sori neçi ? -Erzürümün nüfüsi neçi? -Hocam bilmemçi -Eleyse otur içi -hocam neyettimçi?
SAKALIN BENDİNE…
Olay Erzurum’un bir köyünde geçer. Adam yolda giderken alımlı bir hatunun önünden gittiğini görünce dayanamaz ve hızla omuzuna çarpar ve aynı zamanda da laf atar. Bunun üzerine kadın :
-“Sakalının bendine sıçayım senin!” diye
adamın arkasından bağırır. Adam hızla o sokaktan uzaklaşır ve evine gelir. Ama kafası karışmıştır.Karısına
-“Bugün bir söz duydum, acaba ne demek sen bilir misin?” der.
Kadın :
-“Sor hele’ der.”
-“Sakalın bendi ne demek?”
Kadın dudağının alt kısmıyla çenesi arasını göstererek:
-“Aha burası!..’ der.
Adam kendini tutamaz: -“Vay oros….,az kaldı ağzıma sıçaymışş.”

SAKO
Bir kış gecesi Emin Hafizin kayınbiraderi çocuklarıyla gezmeye gelir. Gece uzundur, ikram izzet gerekir ama evde hiç bir şey yok! Emin Hafiz, karısına “sen misafirlerle ilgilen” der, hemen asılı olan kaynının “sako”sunu aldığı gibi en yakın kahvede onbeş liraya okutur. Et, meyve, çerez ne lazımsa alır gelir. Karısı da sevinçle pişirir, ikram eder. Yer içerler. Geç vakitte kalkmak isterler. Kayınbirader seslenir: – Baci hele sakomi getir biz gahah. Kadın arar ama sakoyu bulamayınca: – Ağabeg senin sakon var miydi? – Eşşeggızi, zehmeri güni caket gatına mi geldi, der. Birden herkesin jetonu düşer ve hep birden Emin Hafiz’e bakarlar. Emin Hafiz istifini bozmadan: -Gavatın oğli dolmalari üçer üçer yudanda eydi he mi!
SEN BENDEN NE İSTERSİN?
Erzurumlu bir gün sevgilisiyle buluşur.Sevgilisi dadaşa güzel bir kol saati hediye eder.Dadaş nişanlısının bu kibarlığı altındakalmak istemez ve sorar.
”Sen benden ne istersin?”
Kız cevap verir:
”Bene bi tene çiçeg al yeter”
Dadaş yüzünü ekşitir:
”Manyağmısan gız.Amburdan bi çilo elma alim beraber yiyah

SAF GÜMÜŞHANELİ
Erzurumlu adamın biri telefon satıyormuş. Adam hiç satamıyormuş yoldan saf saf bekleyen bir adam görmüş.
Adamın yanına gitmiş;
-Sen saf gibi duruyon sen bizim hemşerilerdensindir demiş. Sonra;
-Hemşerim ben telefon satıyorum ama hiç satamadım paraya da ihtiyacım var demiş. 400 liralık telefonu 80 liraya satıyorum demiş. Bu adam da alıyım bari demiş. Bunu eski bir harabe evin önüne götürmüş parayı ver demiş ben sana telefonu getireyim demiş. Parayı vermiş adam ortalıklarda yok bizim saf Gümüşhaneli de anlamamış 3 saat beklemiş sonra harabeden başka bir adam çıkmış adam Gümüşhaneliye sormuş;
-Kardeşim sen 3 saattir burada kimi bekliyorsun demiş. Adam anlatmış sonra binadan çıkan adam demiş ki;
-Sen bana 20 lira ver ben sana bulayım demiş. Parayı vermiş adam da girmiş eve o da arka kapıdan kaçmış 2 saat daha bekledikten sonra durumu çakmış…Bizim Gümüşhaneli.
SENİ KITLAR
Omuzları tilki kürklü bir hınımefendi Cumhuriyet caddesinde yürürken Dadaşın biri yanına gelip şöyle diyor: – Baci, baci dalıza gudik dırmanir. Hanım kızgın kızgın: – Git işine kardeşim, ne dalı ne gudigi diye dadaşı tersliyor. Dadaş cevap veriyor : – E benene kıtlarsa seni kıtlar!

Sinamaci Möhettinin fıkrası
Seks filmleri furyasında Erzurumlu kadınlar çeşme başında konuşuyorlar :
Vıışşşş Sinamaci Möhettinin gözi kor ola.. Herif eve gelir gözleri
dönmüş.. Vallah sandıhda boy köynegim galmadi !
-He anam he bizimki de ele….”

seni de zuggum dutsun

Yaklaşan seçimler genç kaymakamda derin bir merak uyandırır. Köylü hangi partiden yana oy kullanacaktır? Kasaba bürokratlarından bir kaçını da ardına takan kaymakam bir dağ köyüne doğru yola koyulur. Mevsim bahar, suların coşkun zamanı.. Köyün altından akan dere bir türlü geçit vermez. Kaymakam bağır çağır köy muhtarına sesini duyurur; muhtar gelir davetsiz misafirleri sırtlayarak teker teker sudan geçirir. Konuklar köy odasında ikramlandıktan sonra kaymakam muhtarı yoklar. “-Seçimlere de bir şey kalmadı muhtar, köylünün oyları bu sefer iktidara mı gider yoksa muhalefete mi? Muhtar içini çeker: “- Kaymakam bey bugün sizi sırtlayıp geçirdiğim dere var ya, geçenlerde keza merkezinden hanımlarımla dönerken yine o su karşımıza çıktı. Çaresiz sıra ile hanımları sırtlayıp karşıya geçirmem gerekti. Suyun tam ortasında zorlanırken küçük hanım “Efendi ne dersen, böyük hanım mı daha hafif yoksa ben mi? Diye sormaz mı? Zaten burnumdan soliram, dedim ki: “-O ki, ik(ini)z de beni eşşek edip dalıma (sırtıma)bindiz; seni de zuggum dutsun, oni da..!

TEEAAVV DEVAMSIZ

Erzurumlu bir kadın, oğluna kız istemeye gitmiş.. kızın annesi kadını küçümseyerek; “oğluz ne iş görir, mühendis mi? diye sormuş.. oğlanın annesi; “teeaavv devamsız mühendis olaydı senin kapında ne işimiz vardı demiş

TOPRAK
Bir Genelge İle İstanbuldaki Bütün Erzurumlular Memleketlerine Gönderilecekmiş. Polis Her Yerde Erzurumlu Arıyormuş. Bizim Erzurumlu Arkadaşlarına Siz Memlekete Gidin Ben Burada Kalacağım Demiş. Herkes Gitmiş Bizimki Kalmış.Boğaz Köprüsünde Polis Kontrol Yapıyormuş. Bizimkini Durdurmuşlar.
Kontrolden Sonra Polis Sormuş
-Nerelisin Sen?
-İstanbulluyam.
Polis İnanmamış Tabi…Kendince Ufak Bir Sınava Tabi Tutmuş Vatandaşı.
-Madem İstanbullusun Toprak De Bakim
-Torpaaaak
-Yaprak De Bakim
-Yarpaaaak
-Köprü De
-Körpüüüüüüü
Demiş. Yürü Memlekete.
2 Gün Sonra Kahvede Arkadaşları Bizimkini Görür. Ula Ne Oldu Diye Sorarlar.Bizimki Derki.
-Bana Dediçi Torpak De, Dedim
Yarpak De, Onuda Dedim
Herhal O Körpü Varya Körpü Onu Diyemedim.
Ula vallah değiştim
Oltulu’yu bir eve yemeye davet etmişler Oltulularda kabul etmiş. Oltulu iki arkadaş aralarında konuşurken biri öbürüne oğlum senin çorapların çok pis kokuyor yarın davete giderken teze çorap gey öbürü tamam demiş
Ertesi gün davete gitmişler eve içeri girerler öyle pis bir çorap kokusu gelir ki arkadaşı sorar
– ola oğlum çorapları niye değiştirmedin. öbürü hemen atlar,
-ula vallah değiştim inanmazsan diye de cebime koydum.
Vitrini Elleme

Erzurumlunun biri İstanbul’da sahilde oturyormus tabi yakası filan açık kıllar ortada o esnada bi sosyetık kadın gecerken dikkatini çekmiş ve adamın yanına gelip bir tane koparabilirmiyim diye sormuş baci dur vitrini bozma depodan verim demiş.

YUKARI MUMCU
Erzurum’da bir kadınlar toplantısına davetli olan yabancı bir bayan, genç ve güzel bir kadına sormuş: – Cici kızım sen kimlerdensin? – Vallah çimlerden oldugumi bülmirem. Yuhari Mumcunun gızi, Assagi Mumcunun geliniyem.

ZEHERLEDİM

Ölüm döşeğinde olan bir erzurumlu son nefesini verirken yanında oturan kapısına vicdan azabı çektigi icin bir şeyi itıraf etmeye karar verir ve karisına şoyle der:Garii Ula Garii ben sene bi şeyi itiraf edecagam benim bi dostum varidi aldattım onunla seni garii karısı:bilirem bilirem.Zeten o yüzden Zeherledim Seniii:)

 

 

Etiketler
Paylaş:
"Fıkralarla DADAŞLAR" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Ahmet İhsan Tokgöz
  Ahmet İhsan Tokgöz, (d. 1868 İstanbul – ö. 28 Aralık 1942),...
DADAŞ Özkan MERT – Şair
  21 Ekim 1944’te Erzurum’da doğdu. İzmir Namık Kemal Lisesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi...
DADAŞ Suzan YAKAR (Rutkay)-Ses ve Sinema Sanatçısı
İlkokul öğreniminden sonra ilk kez İzmir’de sahneye çıktı. Halk türküleri...