Dadaş Tarık BUĞRA (Gazeteci-Yazar) | Türkülerle Erzurum

Dadaş Tarık BUĞRA (Gazeteci-Yazar)

Dadaş Tarık BUĞRA (Gazeteci-Yazar)
Bu haber 22 Kas 2018 Per 9:20 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

Babası,Gazeteci Ağır Ceza Reisi hukukçu Erzurum’lu Mehmet Nazım Bey, annesi Akşehir’li Nazike Hanım idi.Çocukluğunun geçtiği Akşehir de , sanat yaşamına nüfuz etti ve eserlerinin çoğunda mekân olarak bu şehri tercih etti.Tarık Buğra 1918 de Akşehir’de dünyaya geldi.İlk ve ortaokulu Akşehir’de okudu. Ortaokulda Rıfkı Melül Meriç’in öğrenicisi oldu.

Tarık Buğra

Tarık Buğra

1933’de ortaokulu bitirdikten sonra yatılı öğrenci olarak İstanbul Lisesi’ne devam etti. İstanbul Lisesi’nde Hakkı Süha Gezgin’in, Pertev Naili Boratav’ın öğrencisi oldu. Yazar olmaya onuncu sınıfta karar verdi. “Tarık Nazım” takma ismiyle hikâye ve şiirler yazmaya başladı. Okulun yatılı kısmı kapanınca Konya Lisesi’ne geçti ve 1936’da mezun oldu.

Tarık Buğra

Tarık Buğra

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde iki yıl okuduktan sonra Hukuk Fakültesi’ne geçti.

Maddi imkansızlıklar nedeniyle zor bir öğrencilik dönemi geçirdi ve üç yıl sonra mezun olamadan bu okuldan da ayrıldı.

1942-1945 yılları arasındaki üç yıllık askerlik görevi sırasında devlet memurlarının bıyıklarını kesme kuralını ihlal ettiği için on bir sürgün yaşadı.

İlk piyeslerini ve ilk romanını askerliği sırasında yazdı.

İlk eseri, “Akümülatörlü Radyo” adlı piyes idi. Şehir Tiyatroları tarafından eser çevrilince onu roman haline getirmiş; böylece ilk romanı “Yalnızlar” ortaya çıkmıştı.

Askerliği bittikten sonra İstanbul’a döndü ve 1947’de Edebiyat Fakültesi’ne kaydoldu.

Burada Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mehmet Kaplan’ın öğrencisi oldu.

Bir yandan da Şişli Terakki Lisesi’nde muallim muavinliğinde bulundu.

Tarık Buğraf

Tarık Buğra

tarik-bugra-yucel-cakmakli-cihan-unal-osmancik-kurtulus-1

Tarık Buğra

Tarık Buğra (5)

Tarık Buğra

1948’de yazdığı “Oğlumuz” adlı hikâyesi Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikincilik ödülüne layık görüldü.

Bu ödül ona edebiyat ve basın dünyasının kapılarını araladı. 1949’da ilk kitabı olan ve içinde 13 öykü bulunan “Oğlumuz”’u yayımladı.

Çınaraltı dergisini çıkaran Yusuf Ziya Ortaç, kendisine dergiye katılmasını, “Sanat Hareketleri” başlıklı sütunda her hafta bir öykü yazmasını önerdi Dergiye gönderdiği ilk hikâye, “Havuçlu Pilav Meselesi” başlıklı hikâyesi oldu.

Basın dünyasından da iş teklifleri alan yazar, bu teklifler sayesinde basın hayatına atılmak için cesaret buldu ve Edebiyat Fakültesinden mezuniyet tezini vermeden ayrıldı.

1949-1952 arasında babası ile birlikte Akşehir’de babası Erzurumlu Mehmet Nâzım Bey’le birlikte “Nasreddin Hoca” gazetesini çıkardı.

1950’de Jale Baysal ile evlendi, on sekiz yıl sonra boşanma ile sonlanan bu evlilikten 1951’de kızları Ayşe dünyaya geldi.

1952’de babasını kaybeden Buğra, gazeteyi elden çıkardı ve İstanbul’a döndü.

Aynı yıl, ikinci hikâye kitabı “Yarın Diye Bir Şey Yoktur” yayımlandı.

1952-1956 arasında Milliyet Vatan, Yeni İstanbul gibi gazetelerde edebiyat tenkitleri ve denemeler yazdı.

Gazeteciliğinin bu ilk yıllarında Abdi İpekçi, Reşat Ekrem Koçu ve Peyami Safa ile çalışma imkanı bulduğu bilinmektedir.

Bu arada üçüncü öykü kitabı İki Uyku Arasında (1954)’yı yayımlayan Buğra, 1955’te Siyah Kehribar ile romana geçti. Dönemin faşist İtalya’sında geçen romanın pek çok eleştirmen tarafından hoş görülmedi ve yazar bir bekleme dönemine girerek uzun süre tekrar roman yayımlamadı.

Gazetecilik yaşamı 1956-1957 yıllarında Vatan ve Yenigün gazetelerinde yayın müdürlüğü yaparak devam etti.

1958’de Milliyet Gazetesi spor sayfası sorumluluğu yapan Buğra, aynı yıl Tercüman ve Yeni İstanbul gazetelerinde de yazarlık görevini sürdürdü.

1959’da önce Tercüman’ın, ardından Yeni İstanbul’un, ardından “Türkiye Spor” isimli günlük spor gazetesinin yayın müdürlüğünü yaptı. 1962 yılında “Yol” adlı haftalık derginin yayın müdürlüğünü yaptı.

Bu arada Kurtuluş Savaşı’nı konu edinen Küçük Ağa romanını hazırladı.

Ankara’da Milli Kütüphane önündeki Tarık Buğra heykeli
Küçük Ağa 1963 yılında Yeni İstanbul’da tefrika edildi ve 1964’te kitap olarak yayımlandı.

Çok olumlu tepkiler alan roman, Mehmet Kaplan tarafından mezuniyet tezi olarak kabul edilmiş ve böylece yazar, Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü’nden diploma almıştır.

Küçük Ağa’nın ardından Buğra dördüncü öykü kitabı Hikâyeler (1964)’i, Küçük Ağa’nın devamı olan “Küçük Ağa Ankara’da” (1967)’yı ve ardından “Komik-i şehir” Naşit’in hayatından yola çıkarak yazdığı İbiş’in Rüyası(1970)’nı yayımladı.

İbiş’in Rüyası, 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması’nda başarı ödülüne değer bulundu.

Buğra, 1970-1976 arasında Tercüman gazetesinde köşe yazarlığı ve sanat sayfaları düzenleme işini sürdürdü.

1976’da Tercüman Gazetesi’ndeki işinden ayrıldı ve zamanını bütünüyle edebiyata verdi.

Firavun İmanı (1976), Dönemeçte’ (1978), Gençliğim Eyvah (1979), Yağmur Beklerken (1981) adlı dönem romanlarını yayımladı.

Bu romanlarda Cumnuriyet’in çeşitli evrelerini, demokrasiye geçiş sürecindeki çalkantıları konu edindi. Devlet Tiyatroları’nda Edebi Kurul Başkanlığı’nda Edebi Kurul üyeliği yaptı. 8 Eylül 1977’de hikâye yazarı Hatice Bilen ile ikinci evliliğini yaptı.

Yazarın Ayakta Durmak İstiyorum (1966) ve Üç Oyun (1981) adlarıyla kitaplaştırdığı piyeslerinin hemen hepsi sahnelendi, romanları TV dizisi haline getirildi. Fıkralarından seçmeleri Gençlik Türküsü (1964), gezi notlarını Gagaringrad (1962), dil ve edebiyat üzerine yazılarını Düşman Kazanmak Sanatı (1979), denemelerini Bu Çağın Adı (1979) başlıklarıyla yayımladı.

Yazarın ayrıca Sakıp Sabancı’nın hayatını anlattığı “Patron” isimli bir piyesi, yarım bıraktığı “Mimar Sinan” senaryosu ile Mehmed Akif’in hayatını ele aldığı bir romanı da mevcuttur.

Buğra Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yıllarını anlattığı Osmancık’la (1985) Milli Kültür Vakfı Edebiyat Armağanı’nı, “Yağmur Beklerken” romanı 1989 Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü’nü aldı. 1991’de Devlet Sanatçısı unvanını aldı.

1993’teki ani rahatsızlığının ardından kanser teşhisi konan Buğra, tedavi gördüğü Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 26 Şubat 1994’te hayatını kaybetti. Cenazesi Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

1999-2000 öğrenim döneminde İstanbul’un Pendik ilçesinde açılan bir liseye “Tarık Buğra” adı verilmiş;2002’de Akşehir merkez Ortaokulu’nun adı “Akşehir Tarık Buğra İlköğretim okulu” olarak değiştirilmiş ve 2004 yılında Akşehir’e bir Tarık Buğra heykeli dikilmiştir.

Ayrıca Ankara’da Milli Kütüphane önünde bir heykeli bulunur.

Eserleri
Hikâye
Oğlumuz (1949)
Yarın Diye Bir Şey Yoktur (1952)
İki Uyku Arasında (1954)
Hikâyeler (1964, yeni ilavelerle 1969)
Tiyatro
Ayakta Durmak İstiyorum
Akümülatörlü Radyo
Yüzlerce Çiçek Birden Açtı – 1979)
Gezi Yazıları
Gagaringrad (Moskova Notları) (1962)
Fıkra ve Deneme
Gençlik Türküsü (1964)
Düşman Kazanmak Sanatı (1979)
Politika Dışı (1992).
Bu Çağın Adı (1990)
Roman[değiştir
Siyah Kehribar (1955)
Küçük Ağa (1954)
Küçük Ağa Ankarada (1966)
İbiş’in Rüyası (1970)
Firavun İmanı (1976)
Gençliğim Eyvah (1979)
Dönemeçte (1980)[6]
Yalnızlar (1981)
Yağmur Beklerken (1981)
Osmancık (1973)
Dünyanın En Pis Sokağı (1989)
Senaryo ve oyunu
Sıfırdan Doruğa-Patron (1994)

Kaynak:Yunus Buğra Yılmaz

Etiketler
Paylaş:
"Dadaş Tarık BUĞRA (Gazeteci-Yazar)" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Dadaş Ahmet COŞKUN ( ŞAİR )
1970 yılında Erzurum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı....
Dadaş Selahattin Turgay DALOĞLU (Gazeteci-Yazar)
1933 yılında Erzurum’da doğdu.Erzurum’da yayın yapan Fazilet gazetesinde çalışmaya başladı....
Dadaş Albay Salim İLKUÇAN
1879 yılında Erzurum’ da doğdu. 1899-1901 yılları arasında Harp Okulu’nda...
Dadaş Azmi Cihat HATİPOĞLU (Eğitimci-Şair ve yazar)
 27 Aralık 1961 tarihinde Erzurum’da doğdu . İlk, orta ve...