DADAŞ Özkan MERT – Şair | Türkülerle Erzurum

DADAŞ Özkan MERT – Şair

DADAŞ Özkan MERT – Şair
Bu haber 09 Eyl 2017 Cts 7:10 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

21 Ekim 1944 yılında Erzurum’da, Palandöken dağının yamaçlarında 2 katlı ahşap bir evde doğdu. 2 yaşında TBC hastalığına yakalandı. Doktorlar yaşamından umut kesince babası mezarını satın aldı. Köylü bir kadının yaban bitkilerinden hazırladığı ilaç ve bulamaçlarla iyileşti. Asker olan babasının Konya’ya tayini çıkınca, bu kentte ilkokula başladı. Orta 3’e geçtiği yıl İzmir’e tayin oldular. İzmir Namık Kemal Lisesinde, Orta 3’e başladığı yıl TBC hastalığı yeniden başlayınca, Askeri Hastahaneye kaldırıldı. Bu hastahanede 3 ay yaşam savaşı verdi. Yoğun bir bakım ve pensilin tedavisinden sonra bir kez daha hastalığını yendi. Kaldığı yerden okuluna devam etti.

Özkan Mert

Özkan Mert

Bir yandan liseye devam ederken,diğer yandan TİP içinde çalışmaya başladı. Kısa bir süre TİP Gençlik kolları başkanlığı yaptı. Lise son sınıfa geçtiği yıl, her şeyi terkederek askere gitti. Sivas’ta temel eğitimini yaptığı sırada, komünist olduğu gerekçesiyle, Ağrı’ya sürgün taburuna gönderildi. Askerliğini yaparken dışarıdan sınavlara girerek liseyi bitirdi. 1967 yılı sonlarında İzmir’de Özel idare müdürlüğünde 2 hafta çalıştıktan sonra istifa etti ve Ankara’ya üniversiteyi okumaya geldi. DTCF’de Çince bölümüne girdi.Bir taraftan da (6 aylık bir eğtimden sonra) TEK’da topoğraf olarak Türkiye’nin değişik bölgelerinde çalışmaya başladı.

Özkan Mert

Özkan Mert

İzmir’de ilk gençlik yıllarında şiire başlayan şair, Ankara’da 68 olaylarının ateşli günlerinde en ön saflarda yer aldı. Dev-Genç’in adayı olarak katıldığı öğrenci seçimlerinde DTCF Senatosuna seçilerek devrimcileri temsil etti. O dönem yayınlanan ünlü ‘İşçi Köylü’ gazetesinde, Gün Zile’li ile birlikte ‘Mehmet ile Tancu’ adlı resimli tefrikayı yazdı ve sokaklarda gazeteyi sattı.

İlk eşi İpek’ten olan kızı Sanem’i Türkiye’de bir trafik kazasında yitirdi. İkinci eşi Karin’den Kerim adlı bir oğlu ve Joel adlı bir torunu var.

1969 Yılı sonunda, kuşağının 3 genç şairi ile birlikte, ANT Dergisinde yaptıkları ’Devrimci Şairler Savaş Açıyor’ adlı açık oturumda, 2.ci Yeni hareketine karşıt ‘Yeni toplumcu şiir’ konusunda düşüncelerini açıkladı. ’60 Şiir kuşağı Manifestosu’na imzasını attı. ANT, Halkın Dostları, Türk Solu, Papirüs, Dönem gibi dergilerde yayınlanan Diren Ey Kalbim/Hayatımızdan/Asyalıyım Yarem Derindir /Kuracağız her şeyi Yeniden… vb adlı protesto şiirleriyle, militan öğrencilerin, devrimci kitlelerin ve şiir severlerin en çok sevdiği ve okuduğu şairlerin başında yer aldı.

7

Özkan Mert

Şiirleri, eylemlerde, yürüyüşlerde, mitinglerde üniversite gençliğinin elinden düşmedi. Aynı dönemde yayınlanan ilk şiir kitabı ’Kuracağız Herşeyi Yeniden’ çıkar çıkmaz toplatıldı. 1971 faşist askeri cuntası, sıkıyönetim mahkemesince toplam 8 yıl hapis cezasına çarptırılınca yurt dışına çıktı(1972) . Özkan Mert’in 50 yıl önce yazdığı ’Protesto’ şiirleri’ bugün yazıldığı dönemden daha çok güncellik taşıyor.

1972 yılında ülkesinden ayrılan şair, Almanya’da 10 ay kaldıktan sonra İsveç’e geçti ve bu ülkeden politik iltica hakkı aldı. 1980-2006 Yılları arasında İsveç Devlet Radyo’sunda program yapımcısı ve sunucu, 2006-2008 yılları arasında da İsveç Devlet Tiyatrosunda, Uluslararası Tiyatro ve Kültür Projeleri şefi olarak çalıştı. Şair, gazeteci ve gezgin olarak dünyanın pek çok ülkesini gezdi, gördü.

Özkan Mert

Özkan Mert

Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde düzenlenen kültür,edebiyat ve şiir projelerinin iç ve dış koordinatörlük ve yönetmenliklerini yapan şair, İsveç ve diğer İskandinav ülkelerinin kültür kurumlarına danışmanlık görevini sürdürüyor.

Şiirlerinden sahneye uyarlanan şiir/oyunları tiyatro grupları tarafından değişik sahnelerde oynanıyor. Modern Türk Şiirinin kilometre taşlarından sayılan Özkan Mert, İsveç şiirinin de önemli isimlerinden.

1 eylül 2010 tarihinde İsveç’i terk ederek Bodrum’da, Gümüşlük’e yerleşti.

KİMSE SAVAŞTAN GÜZEL DÖNMEZ

1
Sen kahvaltını yaparken
ya da gömleğini iliklerken
bombalarla yakılıyor
adını hiç duymadığın kasabalar
içindeki insanlarla: Kadın,erkek
çocuk ve tüm canlılar.
Bir kolu kopmuş kız çocuğu
bebeğini arıyor diğer eliyle.

Asker! Bir gece daha uyu.
Son kez bak yıldızlara!
Belki yarın güneşi görmeyeceksin.
Kim gönderdi seni buraya,unuttun!
Karşındaki çocuk düşman değil,Kardeşin!
Bunu sana söylemediler.

Seni savaşa gönderenlerin çocukları
neden yanında değil?
Çünkü onlar savaşmazlar,savaştırırlar
Kimse savaştan güzel dönmez.

  1. Savaş sonrası ortalık temizlenmeli.
    Yıkılan binalar, yanan istasyonlar
    yeniden yapılmalı ve tren rayları onarılmalı
    ceset dolu vagonlar geçsin diye.
    Elbette birileri para kazanmalı bundan.
    Savaş milyonerleri olmalı.

Onlar! Savaşı çıkaranlar
Koltuklarında kalacaklar, televizyonlardan
ve meydanlardan bağıracaklar: Kazandık!
Kazandık! Kazandık! Zafer bizim.

Seni yanaklarından öpüp
madalya takacaklar göğsüne.
Ama sen o madalyanı okşayamayacaksın
Çünkü ellerin yok artık senin.
Ve anneler bir daha asla gülmeyecekler
çünkü çocukları yok artık.
Hiç bir savaş güzel bitmez.

Kimse savaştan güzel dönmez
ÖZKAN MERT

 Seviye Uzanan Dudakların

Seni sevmek bir savaştı uzaktan

Sular gibi dudaklarımız vardı.

Kıyı boyunca azalan,

Tekne midir o batan?

Gülüşlerindir o uzak saçlarını götüren ülkesine

Her yalnızlık gibi bir aşk.

 

Ben hey!Biraz sakalsız asker!

Dünyan mıdır seviye uzattığın öyle?

Şimdi birazdan tırnakların uzayacak,

Güleceksin.

 

Nedir sevdiğin öyle sular gibi mutlu?

Silahlar kadar mı acı öpüşlerin?

İlk korkusu gülüşlerimizin

Büyütür gözlerimizi.

Bir yorgun çaydır,içilir belki akşamları.

 

En olumsuz ülkelerinde aşkımızın

sevmek seni sonsuza kadar…

Büyük ve acı

Dünyayla Çektirilmiş Hiç Resmim Yok Benim

Defterime bir ağustos çiziyorum
buyur ediyorum bir ırmağı odama.
Saçlarım ve dudaklarım
hep ıslak.
Dünyayla çektirilmiş
hiç resmim yok.

İstanbul’dan tramvaya binsem
Venedik’te
denize çarpıyor ceketim.
İçinde ya ben varım
ya güvercinler.

Bir uçurtma anılarımız
Gökyüzünde
– ipini kim kesmiş ciletle?-
ne resmi var
ne adresi.
Belli ki bir güvercinin k
anatları arasında yanıyor
yüzümüz
Kızılayda bir çatı katında
kiremitlerin üzerinde
kırmızı şarap içmiştik İsmet Özel’le
68’de.
Yıldızlar gömleğimizi yırtmıştı.

Alnımda yaktığım arazi
kırlangıç çığlıklarıyla sürükleniyor.
Hayatım sürükleniyor. Dişlerinde
yeni yağmurlanmış
taze çimen kokusu taşıyan
bir at’ın sıcak soluğu oluyorum.

Ve böylece sokuluyor tabutum
yeni bir şiire.
Ellerim ve boynum bırakıyor beni
ama şiir bırakmıyor.

Bir elma büyüklüğündeki sakallarım
şampanya renginde…

Mavi Zenciler

Seni öpüyorum sevgili dünyamız
ışıklarla yıldızlarla dolu bir alan’da
Kalbim… Dünyanın ortasında bir menekşe.

Dudaklarımda ıslak bir tango
yaşam mı beni avlıyor, ben mi yaşamı
portakal renkli Gökyüzünün altında

Turuncu saatlerle kuşatılmış
bir İskandinav kentinin kahvehanelerinde
hiçbir şeyi yönetmiyorsun. Kalbini bile

Bu kuzey kentlerinde hüzün
bir likör tadında
ve ne zaman öpsem bir Fin güzelini boğazından
katiyen hoyrat bir kırmızı dudaklarında

Ey sürgünler. Esrik düşlerin oğulları kızları
mavi akşamların mavi zencileri
bu gemiler nereye götürüyor yüreklerinizi sizin?
Kim kutsayacak sizi karların altında?

Duman duman üstüne oturmuş
ve bir güvercin yuvası olmuş kalbim
Güvercinler mi uçuruyorum? Acılar mı?
Kim çarmıhta şarkı söyleyen? Ben miyim?

Kucak dolusu öpücük sunuyorum sana
sevgili dünyamız
ılık bir şarap gibi yürürlükte bugün de yaşamımız
Ve biraz Akdeniz her yağmur sonrası Stockholm.

 (Stockholm’de Mavi Saatler’den)

 

Güz Erotizmi

Bir gül’ün içinden fışkıran
nehirler ayırıyor bizi
Ayırsın. Güz! O
eski avcı
gümüş flintasıyla
vuracaktır bizi
Ne donanmalar, ne de bahçelikler
kurtarabilir kalbimizi
Güz! Heryededir: Genç kızların
bir ay parçası kadar
güzel dizlerini
öptürecektir bize
Kimdir? Kocaman tarlasında
bir göl’e yürüyen?
Kimdir? Yüzümüzü parçalattıran Eylül’e?
Biliniyor
Biliniyor
kumaşın ve acının tarihi
Ama hiç kimseye
tanıtmıyor kendini Güz!
Bir sözcüğe Himalaya’ları
bindirmekle meşhur olan ben
nasıl sorarım kimliğini
Güz’e?
Göğsüm ırmaklarla delik deşik:
-Kimin için?
Mavi bir limana girer gibi
hayalarıma giren kadınlarla
hırpalanmıştır heryerim
Heryerim mosmor
Heryerim Güz ve leke
Bir vişne ağacından
çocukları olan ben bile
görmüyorum o’nun
şakayıklarla suçüstü basıldığını
İda dağında
Hüzün! ki Güz’ün şapkasıdır
unuttu beni

AH! Şu hüznün unutkanlığı da olmasa

(Bir Irmakla Düello Ediyorum’dan)

12

Özkan Mert

 

 

 

 

 

Etiketler
Paylaş:
"DADAŞ Özkan MERT – Şair" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Dadaş Merve ÖZBEY (Ses Sanatçısı)
18 Temmuz 1988 yılında İstanbul’da dünyaya geldi, aslen Erzurum’ludur. İstanbul...
Yaşar KEMAL (Yazar)
ERZURUM ROPÖRTAJI Bu kitap sayesinde yıllar sonra gün ışığına çıkan...
Dadaş Hazık Mehmed Efendi-Divan Şairi, Alim, Erzurum Müftüsü
Hâzık Mehmed Efendi, H.1102, M.1690 yılında Erzurum’da doğdu. Asıl adı...
DADAŞ Kilinkarlı Abdulkerim Efendi
KİLİNKARLI ABDULKERİM EFENDİ(1892 – 1950) Kilinkarlı Abdulkerim Efendi, Erzurum’un Pasinler ilçesine...