DADAŞ Fatma Seher Erden-Savaşkan (Kara Fatma) | Türkülerle Erzurum

DADAŞ Fatma Seher Erden-Savaşkan (Kara Fatma)

DADAŞ Fatma Seher Erden-Savaşkan (Kara Fatma)
Bu haber 19 Nis 2012 Per 8:58 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

Kara Fatma (Her ne kadar kahraman kadın denince aklımıza hemen Nene Hatun gelirse de, Kara Fatma da çok büyük kahramanlıklar göstermiş, İstiklal Savaşı’nda görev almış bir kadın yüzbaşıdır. Anıtkabir’de heykeli de vardır.

Fatma Seher Erden

Fatma Seher Erden

 1888 yılında Erzurum’a bağlı Aşkale Egemansur(Çay) köyünde İbrahim Yahyanın kızı olarak dünyaya geldi. Balkan, Kafkas ve Kurtuluş savası cephelerinde aktif olarak görevler alarak, adını tarihin sayfalarına altın harflerle, bir Türk kadın kahramanı olarak yazdırdı.
Subay Derviş Bey ile evlenmiş, onunla birlikte Balkan Savaşına katılmıştır. I, Dünya Savaşında ailesinde 9-10 kadınla birlikte Kafkas Cephesine gitmiş, Mondros Ateşkesinden sonra eşi Ermeniler tarafından şehit edilince etrafına topladığı kadınlarla birlikte Ermenilere karşı çarpışmıştır. Erzurum’da Mustafa Kemal ile yaptığı görüşme sonucunda görev istemiş, kurduğu çetesiyle Bursa ve İzmit’in işgalden kurtulması için çalışmıştır. Oğlu, kızı ve kardeşinin de bulunduğu 35 kişilik müfrezesi ile vatanın düsman istilasından kurtulması için Sakarya Meydan Savaşı ve Baskomutanlık Meydan Savaşına katıldı. Gösterdiği başarılar neticesinde Üstegmen rütbesine kadar yükselen ilk Türk kadın subayı oldu. Türk Milleti O’na minnet borcunu ödemek üzere Istiklal Madalyası verdi. Kendisine bağlanan emekli maaşını almayarak Kızılay’a bağısladı. 1954 yılında TBMM’ce tekrar aylık bağlandı, bundan bir yıl sonra Erzurum’da vefat etti. Asil ve cesur Anadolu kadını olarak üzerine düşen görevi eksiksiz yapmanın onurunu hep taşıdı. O şan ve şöhret pesinde koşmadı, kendisi ile görüşmeye gelen gazetecileri çok defa geri çevirdi. Yaptığı mücadelenin, gösteriş aracı yapılmasına izin vermedi. Kimseden en küçük bir maddi talepte bulunmadı. Allah gani gani rahmet eylesin.

DADAŞ Kara Fatma (Fatma Seher Erden)

İstiklâl Harbinin tanınmış kadın simalarından ve Kara Fatma namile maruf Fatma Savaşkan (yukarıda) dün sabah Darülaceze’de vefat etmiştir. İstiklâl Harbindeki sayısız kahramanlıklariyle kendisine şöhret yapan ve “Milli kahraman” olan Kara Fatma’nın cenazesi Darülaceze’den evine getirilmiş olup bugün öğle namazını müteakip Kasımpaşa Kulaksız Mezarlığına defnedilecektir. Kendisine lâzım geldiği kadar yardım yapılamadığı için son senelerde sefalete düşen Kara Fatma geçirdiği hastalıktan sonra bir lütuf olarak ancak Darülaceze’ye yatırılabilmiş ve orada birkaç aylık tedaviden sonra 67 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Allah rahmet eylesin. (Foto: Hürriyet- A.B.) 

Dadaş Fatma Seher ERDEN

Fatma Seher Erden

Fatma Seher Erden

DADAŞ Kara Fatma (Fatma Seher Erden)

KARAFATMAİnsanlık tarihi; kavimlerin, Milletlerin, Milletlerin içlerinden çıkan kahramanların tarihidir. Milletler ne kadar çok kahraman çıkarmış ise, onların tarihleri, oldukça zordur. Bu nedenle sembol isim olmak o kadar da kolay değildir.

                   Türk milleti 5000 yıllık tarihi boyunca sayısız kahraman çıkarmış, insanlık tarihine bunların isimlerini altın harflerle yazmıştır. İşte Kara Fatma (Fatma Seher Erdem) bu isimler kervanının bir halkasında yer alır.

                  Kara Fatma 1888 yılında Erzurum un Aşkale ilçesi Çay köyünde dünyaya gelmiştir. Ayvazların Mehmedin kızıdır. Fatma Bir Osmanlı subayı olan Derviş beyle evlenir. Balkan savaşında Edirne’dedirler. Bulgarlar Edirne’yi Kuşatır. Erzurumlu Şükrü Paşa komutasında Edirne sivil ve askeriyle altı ay dayanır. Şehirde yiyecek bitmiştir. Açlıktan insanlar ağaç kabuğu yerler. İşte Fatma Hanım da kabuk yiyenlerdendir.

             Fatma ve Eşi Binbaşı Derviş Bey savaşta değişik cephelerde çarpışır. Kara Fatma bu dönemde kadınlardan kurduğu çetelerle Kafkas cephesinde savaşır. Ermeni katliamlarına karşı halkı savunur.

           Mondros Mütarekesiyle savaş sona erer. Derviş bey vefat eder. O acılı günlerde. Kara Fatma 1919 yılında Mustafa Kemalin Sivas’ta olduğunu öğrenir. Bütün Zorlukları göz önüne alarak Sivas’a gider Paşayla zor görüşebilir. Aldığı görev gereği İstanbul’a gelir Topkapılı Pire Mehmet, Laz Tahsin Kardeşi Süleyman ve oğlu Selahaddinle bir çete kurarak Anadolu’ya silah kaçırır. Daha sonra çetesiyle birlikte Anadolu’ya geçerek İzmit, Adapazarı, Bilecik yörelerinde çete faaliyetleriyle Yunanlılara zarar verir. Düzenli ordu kurulunca çavuş olarak orduya katılır. Sakarya savaşında müfrezesiyle birlikte düşmanla savaşır. Başkomutanlık meydan savaşında Yunan generali Tripikosa esir düşer. Fakat kaçarak kurtulur savaşmaya devam eder.

           Savaştan sora üsteğmen rütbesiyle emekli edilir. Aylık bağlanır. Fakat Kara Fatma kendisinden bekleneni yapar maaşını Kızılaya bağışlar. Ben “bütün mücadeleleri vatanım ve milletlim için yaptım bir beklentim yok” der.

                Kara Fatma’nın 1923-1944 yılına kadar ne yaptığından haber alınamaz. Sadece Yenigün dergisinden Mekki Said Bey 9 Ağustos 1933 yılında Kara Fatma’yı Galata Rus manastırında bulur. Perişandır. Açtır. Susuzdur. Yatacak yatağı yoktur. Kaldığı odada iki telis yerde serilidir. Birde tahta sedir vardır. Kara Fatma’nın iki torunu vardır. Onlarda sokakta dilencidir. Sokaktan ninelerinin yanına geldiklerinde büyük 100 kuruş, küçük 60 kuruş toplamıştır. Ninelerine, bunlarla bize bir şeyler yap ta karnımızı doyuralım derler. İşte O koca; Ermeni, Yunan çetelerine karşı savaşan gazinin içler acıtan durumu.

Fatma Seher Erden

Fatma Seher Erden

                  1934 yılında ise durumu Yakup Kadri “ANKARA” adlı eserinde söyle tasvir eder.”Bu kış Noel ve yılbaşı Balolarına, Ankara’da, her seneden daha zevkli bir hazırlanış vardı. Çünkü bu eğlenceler, henüz açılmamış olan Ankara Palasın büyük hol ve salonlarında yapılacaktı. Buranın bin kişiden fazla davetli alabileceği söyleniyordu. Onun için birçok ailenin daha iki ay evvelinden İstanbul terzilerine taşındıkları görülmeye başlandı. Gerek karugurisi’de, gerek Fegarada en son Paris modelleri Ankaralı hanımlar tarafından kapışılıyordu. Beyler, fraklarını ya daralmış ya eskimiş bularak yeniden gece esvapları ısmarlıyorlardı.”Evet bir tarafta canını vatan uğruna harcayan aç ve susuz Kara Fatma, Diğer tarafta lüks ve ihtişam.

        Yıllar geçer Kara Fatma’dan Eser yoktur. Nihayet 1944 yılında bulunur kendisine İstanbul defterdarlığında iş verilir. Yaşlıdır Çalışacak hali yoktur. Yine Kara Fatma’nın izi kaybolur. Artık İstanbul’da baraka bir yerde yaşamaktadır. Niyayet Bu kahraman Erzurumlu, Kara Fatma, Kars milletvekili Temel Taşkıran ve Rize Milletvekili İzzet Alçal’ın teklifiyle 1954 yılının son aylarında maaş bağlanır.170 lira aylık almaktadır.

            Memleketi Erzurum’a gelir. Bir müddet sonra tekrar İstanbul’a gider. Darul- acezede kalmaktadır.3 Temmuz 1955 yılında yoksullukların izlerini taşıyarak vefat eder. Kasım paşadaki kulaksız mezarlığına defnedilir. Yıllar sonra mezarlıktan yol geçer. Mezarlık kaldırılır. Bu nedenle İstiklal savaşının bu kahraman kadını, Erzurumlu Kara Fatma’nın mezarı da yok edilir.

                    Maalesef birçok kahraman gibi Fatma Seher Erden, yani Kara Fatma’da Yokluklar içinde bu dünyadan göçüp gider. Kimileri Karun gibi zengin olur, kimileride Kara Fatma gibi Rusların vereceği sıcak bir çorbaya muhtaç edilir.

Ne diyelim, Birileri bundan belki utanır.

Abdurrahman ZEYNAL

DADAŞ Kara Fatma (Fatma Seher Erden)

DADAŞ Kara Fatma (Fatma Seher Erden)

 Not: Bu haberin de ne yazık ki bir yerini düzeltmemiz gerekiyor. 1954’de TBMM’ye maaş bağlanması için verilen dilekçede yaşının 70’i aştığı yazılmıştı. Haberde geçen 67 yaşında öldüğü bilgisi herhalde yanlış olmalıdır. Nitekim 1922’de kendisiyle görüşen Ahmet Emin Yalman 45 yaşlarında göründüğünü yazmıştır. Buna göre öldüğünde yaşının 75’in üzerinde, muhtemelen 79 olması gerekir. Görüyorsunuz, daha doğum tarihini bile tam olarak tespit edebilmiş değiliz kahramanımızın. Neyse ki ölüm tarihini öğrenmekle teselli olabiliriz. Şimdilik… 

DADAŞ Fatma Seher Erden

DADAŞ Fatma Seher Erden

ATATÜRK VE
KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ BAŞ KAHRAMANLARI

DADAŞ Kara Fatma (Fatma Seher Erden)

Kara Fatma (Fatma Seher ERDEN)
(1888-1955)
Erzurum’da doğdu. Subay Derviş Beyle evlenip Balkan Savaşı’na katıldı. I. Dünya Savaşı’nda 9-10 kadınla Kafkas Cephesi’ne gitti. Eşleri Ermenilerce şehit edilmiş kadınlarla Ermenilere karşı çarpıştı. Milli Mücadele döneminde oğlu, kızı ve kardeşleriyle beraber Bursa ve İzmit’in düşman işgalinden kurtarılması için çalıştı. 300 kişiyi aşkın müfrezesiyle Sakarya ve Başkomutan Meydan Muharebeleri’ne katıldı. Üsteğmen rütbesiyle emekli oldu. Emekli maaşını Kızılaya bağışladı. 1954 yılında TBMM’ce kendisine tekrar aylık bağlandı. Ertesi yıl Erzurum’da öldü.  

-

KARA  FATMA’NIN  MUSTAFA KEMAL  İLE  GÖRÜŞMESİ

Fatma Seher Erden, Mustafa Kemal ile görüşmesini ve kendisine “Kara” unvanının verilmesini Tanin Gazetesi’ne verdiği bir röportajda şöyle anlatıyor;

5 Temmuz 1923 Tarihli “Tanin Gazetesi”;

 ” … Mustafa Kemal’in huzuruna çıkabilmek için, muhtelif kıyafetlere girerek, üç günlük bir takibin neticesinde, Sivas’ta öğle yemeğine davetli olduğu bir yere giderken kendisini yakaladım. Üzerimde çarşaf, yüzümde de peçe vardı. Kendisine, bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyledim. Sert bir lisan kullanarak; ‘Ne görüşeceksin’ dedi. Kalbimdeki vatan aşkı bu sert muameleye üstün gelerek, derhal peçemi kaldırarak; İstanbul’dan buraya kendisi ile görüşmek için geldiğimi ve maruzatımı bir dakika dinlemesini ısrarla rica ettim…

 Mustafa Kemal, adımı, silah kullanmayı ve ata binmeyi bilip bilmediğimi sordu. Mücadelemi anlattım… Aldığı cevaplardan memnun olarak;

  ’’ Bütün kadınlar senin gibi olsa idi Kara Fatma… ‘’ dedi. Kendi eliyle yazdığı bir kâğıdı vesika olarak bana verdi.

” Sıkışık zamanlarında sana yararlı olur. Haydi, göreyim seni, talimatlarımı unutma, bir an evvel İstanbul’a git hazırlan ve işe başla” dedi. O günden sonra adım Kara Fatma kaldı…”

Mustafa Kemal ile Sivas’ta görüştükten sonra İstanbul’a dönen Kara Fatma, Topkapılı Pire Mehmet ve Laz Tahsin ile birlikte 15 kişilik bir çete kurar. Daha sonra kardeşleri Süleyman ve Mehmet Çavuş da 150 kişilik gönüllü grubu ile kendisine katılır. Zamanla emrinde 43 kadın,700 erkekten oluşan bir birlik doğar. İzmit, Adapazarı, Düzce civarında Rum ve Ermeni çetelere, eşkıyaya karşı mücadele verir. Bu çatışmalarda oğlu Seyfettin ve 9 yaşındaki küçük kızı Fatma da yer alır. Seyfettin bu çatışmalarda sağ ayağından vurulur. Kızı Fatma’nın elini de bir şarapnel parçası alıp götürür…

 KARA  FATMA’NIN YUNANLARA ESİR DÜŞMESİ

Kara Fatma adı, cephede, cephe gerisinde bütün ülkeye bir efsane gibi yayılır. Özellikle Batı Anadolu’daki Rum ve Ermeni çeteleri ile Yunan birlikleri arasında Kara Fatma adı korku yaratan bir isim olarak yayılır. Afyon’un Sürmeli Köyü yakınlarında, keşif görevi yaparken Yunan mevzilerine çok yaklaşan Kara Fatma, düşman gözcülerine esir düşer. Bu olayı da bir röportajında şöyle anlatıyor:

5 Temmuz 1923 tarihli “Tanin Gazetesi”;              

” …Beni yakalayarak gözlerimi bağladılar.( …) Başkumandanları Trikopis’in yanına götürdüler. Yunan komutanı beni görünce, son derece hayretle bana bakarak :

    ”Sen! Kara Fatma!” diyerek üç defa ismimi tekrarladı. Meğer bunlar Kara Fatma’yı devasa bir şey tahayyül ediyorlarmış! On dokuz gün esaretin öldürücü ezalarına maruz kaldıktan ve hayli müşkülattan sonra kaçmaya muvaffak oldum. Bursa’nın işgalini duyunca halime bakmadan Sürmeli Köyü’ndeki ovada, kıtamın başına geçtim.Bu muvaffakiyetimden dolayı üsteğmenliğe terfi ettirildim …. “

  MAAŞINI KIZILAY’A BAĞIŞLIYOR

      İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz sırasında cepheden cepheye koşan Kara Fatma’ya TBMM tarafından üsteğmen maaşı bağlanır ve İstiklal Madalyası verilir. Fakat O,savaştan çıkan ülkesinin yoksulluğunu düşünür ve maaşını; uzun savaş yıllarının yaralarını sarmaya çalışan Kızılay’a bağışlar.

     1944 yılında yayınlanan bir röportajında da bu olayı şöyle anlatıyor;

        ” … Vatanın büyük kurtarıcısı Ebedi Şef’in, layık olmadığım büyük iltifatı beni son derece sevindirmişti. Esasen bütün emel ve arzum, yapmış olduğum hizmetten hiçbir menfaat beklemememdir. Bu itibarla taltif edilmiş olduğum rütbenin mukabilinde verilecek maaşımı Kızılay’a terk etmekle son vazifemi yaptım…”                  

   KARA FATMA İZMİR İKTİSAT KONGRESİ’NDE

     Kurtuluş Savaşı sonrasında yeni Türk Devleti’nin Askeri ve siyasi bağımsızlığının, ekonomik bağımsızlık ile perçinlenmesi doğrultusunda 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresi toplanır. Kongreye 1135 delege katılır. İzmir’den kadın delege olarak; işçi kesiminden Hayriye, Emine, Şefika, Münire ve Nigar Hanımlarla çiftçi kesimi adına Kurtuluş Savaşı kahramanı Fatma Hanım (Kara Fatma)’ın delegeliği uygun görülür  

 BİR SOVYET DİPLOMATI’NIN BAKIŞI İLE KARA FATMA

       Kurtuluş Savaşı sonrasında Kara Fatma, Ankara’daki Sovyet Elçiliği’ni ziyaret eder.

        Sovyetler Birliği elçisi S.İvanoviç Aralov, hatıralarında bu olayı şöyle anlatır;

      ” Türkiye’nin sıradan insanları da elçiliğimizi ziyaret ederlerdi. Birkaç sefer elçiliğimize savaşçı kadınlardan, Çeteci Fatma Çavuş da geldi. Fatma Çavuş bir çetenin başında bulunuyordu. Yunanlar’a ve asilere karşı dövüşmüştü. Fatma Çavuş kısa boylu, zayıf, enerjik yüzlü, kara gözlü, karakaşlı yaşlıca bir kadındı. Bir defasında yine bir çeteci olan ve annesiyle birlikte savaşa katılan oğlu ile elçiliğe geldi. Fatma’nın sırtında siyah bir ceket, ayağında çizgili bir eteklik vardı. Belindeki geniş kuşağında tüfek mermileri, kama, omzunda da kayış görünüyordu. Başını da bir yemeni ile sarmıştı… Fatma Çavuş Sovyetler Birliği’ne olan sempatisini belirtmek, bizim askerlik işlerimiz ve Rus kadınlarının iç Savaş’a katılmaları konusunda tafsilatlı bilgi almak için gelmişti ….. “

        Sovyet Elçisi Aralov, Rus ressam Y.Y.Lansere’ye, Kara Fatma’nın büyük bir portre resmini yaptırır ve onu Sovyetler Birliği’ne davet eder. Kara Fatma bu davet üzerine, Kırım’a bir gezi yapar.

   KARA FATMA’YA GÖRE TÜRK TOPLUMUNDA KADININ YERİ

        Mustafa Kemal’in sağlığı döneminde Kara Fatma, bütün yurtta efsane haline gelmiş bir savaşçı kadın olarak takdir görür, gazete ve dergilere röportajlar verir.

       Konya “ Babalık Gazetesi”nin, 9 ve 21 Temmuz 1923 tarihli nüshaları:

    Babalık Gazetesi ‘nin muhabiri Kara Fatma’ya şu soruyu sorar:

      ” Hayatın her sahasında kadınların, Kara Fatma’nın, erkekler gibi yer alması ve çalışması mümkün müdür? “

       Kara Fatma şu cevabı verir:

        ” ….. Bundan sonra kadın erkek, hep birlikte çalışacağız. Kadın peçesiz ve yüzü açık gezmekle iffetini kaybetmez. Zaten memleket bizden o kadar çok hizmet istiyor ki … Bunlar arasında peçe ve çarşafı düşünecek halde değiliz. İstanbullu hemşirelerimize, silahı kapıp cepheye gidin denilemez. Fakat onlara düşen iş, silah kullanmaktan daha büyüktür. Şimdiden sonra Anadolu’ya gitmeli ve cahil Anadolu kadınının gözünü açmalı. Kadın neden erkek kadar çalışmasın? Anadolu’da bir evde iki erkek varsa, yanıbaşında on da kadın vardır; bunun için kadın erkekle hep beraber çalışacaktır. İşte ben ne okumak, ne de yazmak bilirim. Şimdi tahsilim olsa idi zarar mı ederdim? Çocuklarımız mutlaka okumalıdır.Ben çok iyi biliyorum ki, bugün Anadolu’da erkek ve kız bütün çocuklar okuyacak olursa, Anadolu’nun hali değişecek, Türk’ün yüzü gülecek; işi düzelecek,bütün batıl düşünceler kalkacak ,Türkler yaşamaya başlayacaktır …. “

KARA FATMA’NIN SON DÖNEMLERİ

 İlerleyen yıllarda Kara Fatma, geçim sıkıntısı çekerek yoksulluk içine düşer. Kızı Fatma’ya ve torunlarına bakmakta zorluk çeker.

 1943 yılında, Yeni Gün Dergisi’nde, Mekki Sait’e verdiği röportaj;

  ” ……     Şimdi 55 yaşımdayım( ….) Yetimlerim bana kaldı. Çalıştığım müddetçe amirlerimin takdirini kazandım. Bütün sefaletimi unutturan, beni yaşatan” istiklal Madalyası”dır. Açım ama şerefliyim! ….. “

Yaşamının son yıllarını sıkıntı ve yoksulluk içinde geçiren Kara Fatma ile iki milletvekili ilgilenir! 1954 yılında, Kars milletvekili Tezer Taşkıran ile Rize milletvekili İzzet Akçal, vatan hizmeti tertibinden Kara Fatma’ya maaş bağlanması için TBMM’ye bir dilekçe verirler:

 Dilekçe metni;

 Tarih: 2 Şubat 1954

” Milli Mücadeleye 350 mücahit ve akıncı ile iştirak ederek,18.Fırka’nın 20. Hücum Taburu Süvari Bölüğü Kumandanlığı’nı yapmış ve bu hizmeti karşılığı kendisine Milis Subayı unvanı verilmiş olan, Erzurumlu Milis Kara Fatma’nın yaşının 70’i aşması, kendisine bakacak kimsesinin bulunmaması dolayısı ile İstanbul’da bir kulübede yaşadığı. Bu sebeple vatan hizmeti tertibinden maaş bağlanmasının lüzumu üzerine… “

İki milletvekilinin, 1954 Şubat ayı başında meclise sundukları öneri, kanun haline getirilerek, 22 Şubat 1954 tarihli Resmi Gazete’nin 8640 Sayılı nüshasında yayınlanır.

 Buna göre Fatma Seher Erden Hanım, hayatta olduğu sürece 170 lira aylık alacaktır…

 Kara F atma maaşı bir yıl alabilir. 1955 yılında yaşama veda edip aramızdan ayrılır…

-

-

 

Kara Fatma (Fatma Seher)
Kara Fatma Erzurumlu Yusuf Ağa’nın kızıdır. Balkan Harbi’nde kocası Derviş Erden’le Edirne’de Yanık Kışla’da bulunmuştur. 1. Dünya Savaşı’nda 9, 10 kadınla birlikte Kafkas Cephesi’nde savaşmıştır. Eşi Sarıkamış’ta şehit düşmüştür. Mondros Mütarekesi’nden sonra “Üsküdar’a” oradan Bolu ve Ankara yoluyla Sivas ve Erzurum’a giderek Gazi Mustafa Kemal’den kendisinin vazifelendirilmesini istediğini 43 kadın silah arkadaşı olarak şark vilayetlerindeki vazifelerini yerine getirdiklerini 1923’de yapılan bir mülakatta anlatmıştır.
Fatma Seher Mustafa Kemal’le nasıl görüşebildiğini yine hatıralarında şöyle anlatır:
“Mustafa Kemal’in huzuruna çıkabilmek için muhtelif kıyafetlere girerek üç günlük bir mücadeleden sonra devamlı bir takibin neticesi olarak, Sivas’ta öğle yemeğine davetli bulunduğu bir yere giderken yolda yakaladım. Üzerimde çarşaf ve yüzümde peçe ile kapalıydı. Kendisiyle bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyleyince ilk defa sert bir lisan kullanarak “Ne görüşeceksin” dedi. Kalbimdeki vatan aşkı bu sert muameleye üstün gelerek derhal peçemi kaldırdı ve İstanbul’dan buraya kadar sizinle görüşmek için geldiğimi ve maruzatımı bir dakika için dinlemesini ısrarla rica ettikten sonra, pek yakınımızda bulunan küçük bir lokantaya beni kabul ettiler” bilgisini vermiştir. Mustafa Kemal ona adını, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip bilmediğini sormuş ve aldığı cevaplardan memnun olarak “bütün kadınlar senin gibi olsa idi Kara Fatma” demiş ve adı bundan sonra Kara Fatma kalmıştır.” Kendi eli ile yazdığı kağıdı vesika olarak bana verdi. Sıkışık vaziyetlerde sana yarar. Haydi göreyim seni verdiğim talimatı unutma, bir an evvel İstanbul’a git hazırlan ve işe başla” dediğini anlatmıştır.
Hayatı cepheden cepheye koşmakla geçmiş, birçok bölgenin düşmandan kurtarılmasında önemli gayretler sarf etmiş olan Fatma Seher Hanım, hayatının son zamanlarında ne yazık ki diğer birçok kahraman gibi- büyük sıkıntılar çekmiştir.
Kara Fatma, 1930’lu yıllarda büyük bir perişanlık içerisindeydi. Bu yıllarda kendisiyle röportaj yapan gazeteci Mekki Sait Bey’e acı ve üzüntü içerinde şunları anlatmıştır.
“İşten bahsediliyor… İş bulamıyorum ki… Kapıcılık, kolculuk bulsam çöpçülüğe de razıyım. Kızımla torunlarıma bakayım.
—Kaç Yaşındasın?
—55 yaşındayım. Askere 24 yaşında girdim. Seferberlikte Kars, Kağızman, Bayazıt taraflarında çalıştım. 275 kişilik bir çetenin reisi idim. İstiklal Harbi’nde Garp Cephesi’nin hemen her tarafında bulundum. Bereket Alakaya taarruzunda, sonra Düzce’de eşkıya ile müsademede Sivrihisar’da, birde Değirmendere’de yaralandım. Bunlardan başkan ufak tefek sıyrıklar, çizikler onları saymıyorum. Kızımın parmaklarını da şarapnel kesti. Zavallı yarı deli vaziyettedir. Yetimleri bana kaldı. Çalıştığım sürece amirlerimin takdirlerini kazandım. Bütün sefaletimi unutturan, beni yaşatan bu İstiklal madalyasıdır. Açım ama şerefliyim!
Kadıncağız ağlamaya başladı.
— Bazen çocukların elinden tutuyor ”Şu yetimler aç kalmış ölecekler…” diye torunlarım olduğunu sezdirmeden, onlar için yardım toplamaya çıkıyorum. Ne yapayım siz söyleyin!(Yedigün,9 Ağustos 1933, s.10)
Erzurumlu Kara Fatma veya Fatma Seher Hanım, kurtuluş savaşından sonra kendisine verilen istiklal madalyasını kabul etti. Onu şerefle taşıdı bir ömür boyu. Ancak Ben bu mücadeleyi para için yapmadım” düşüncesinden hareket ederek kendisine gazi maaşı verilmesi isteklerini geri çevirdi.  Ekonomik durumu iyi değildi. Çocukları ile perişan durumda kaldı. Sokak kıyısında avuç açarak yardım topladı istemeyerek.  Sonra  İstanbul’da bir Rus manastırına sığındı.  O’nu bir gazeteci gördü ve acıklı durumunu kamuoyuna duyurdu.  İstanbul’da gecenin zifiri soğuğunda dışarıda iki büklüm bir kadıncağız bulur gazeteci ne zamandır aramaktadır kendisini evet bu Kara Fatma’dır. İki büklüm soğuktan donmak üzeredir. Hemen haber yapar. Meclis çalkalanır istiklal gazisine nasıl sahip çıkılmaz diye apar topar maaş bağlanır Fatma anamıza ama çok yaşamaz Kara Fatma ve 1955 yılında vefat eder.
Üsteğmen Fatma Seher Hanım'ın Anıt Mezar açılışı

Üsteğmen Fatma Seher Hanım’ın Anıt Mezar açılışı

Üsteğmen Fatma Seher Hanım'ın Anıt Mezar açılışı

Üsteğmen Fatma Seher Hanım’ın Anıt Mezar açılışı

Üsteğmen Fatma Seher Hanım'ın Anıt Mezar açılışı

Üsteğmen Fatma Seher Hanım’ın Anıt Mezar açılışı

Üsteğmen Fatma Seher Hanım'ın Anıt Mezar açılışı

Üsteğmen Fatma Seher Hanım’ın Anıt Mezar açılışı

Namı Diğer adıyla KARA FATMA Erzurum’un Ergemansur köyünde İbrahim Yahya efendinin kızıdır.
“Fatma Seher Hanım, Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirildi. Aldığı talimatla İstanbul’a gitti, çeşitli görevler yaptı. Kızılay da Kurtuluş Savaşı’nda çok büyük yararlılıklar gösterdi. Fatma Seher Hanım’ın Kızılay ile tanışması da muhtemelen bu vesileyle oldu. İzmir’in Yunan işgaline uğraması üzerine İzmir’e geçerek, kurtuluşu için savaştı. 300 kişiyi aşkın birliği ile I. ve II. İnönü Muharebesi, Sakarya Meydan Muharebesi ile Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde çarpıştı. Yunan kuvvetlerine esir düştü ancak kaçmayı başardı. Onbaşı rütbesi ile neredeyse sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenledi ve aralarında bir Yunan subayı toplam 25 esir askerle geri döndü. Fatma Seher Hanım, çavuşluk rütbesiyle başladığı askerlikten üsteğmen rütbesi ile emekli oldu. Erden, emekli maaşını Kızılay’a bağışladı.”
Zaman zaman açlıkla karşıya karşıya kalır. Mecbur kaldığı bir anda da Darülaceze’den yardım talep eder. 1955 yılında da bâki hayata gitmek üzere dünyadan ayrılır. Son seneleri hakkındaki bilgiler, sözlü tarihten ibaret olan bu Milli Mücadele kahramanına asıl vefasızlık ise mezarına karşı olur. Kara Fatma’nın kabri, kaydı olmadığı için koruma altına alınmaz ve yok olur!
TÜRK KIZILAYI vefa borcunu, Kulaksız Mezarlığında Anıt Mezar yaparak öder.
Milletimizin Kadınları ve Üsteğmen Fatma Seher Hanım hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler yıllarca araştırma yaparak bir çok karanlıkta kalan yönleri aydınlatan Ilknur Bektas Hanımın, KARA FATMA adlı eserine müracaat edebilir, bu vesile ile bizde bu hizmetinden dolayı kendisine teşekkür ederiz.

Üsteğmen Fatma Seher Hanım'ın Anıt Mezar açılışı

Üsteğmen Fatma Seher Hanım’ın Anıt Mezar açılışı

Erzurumlu Kara Fatma veya asıl ismi ile Fatma Seher hanımın hikâyesi böyle idi. Bir toplum düşünün ki her ne olursa olsun kahramanlarına sahip çıkmaz ve onları aç ve perişan bırakırsa  çok önemli bir değerini kaybeder. “Toprak uğrunda ölen varsa vatandır” sözleri anlamını kaybeder.

Erzurum Evleri

 

 


Etiketler
Paylaş:
"DADAŞ Fatma Seher Erden-Savaşkan (Kara Fatma)" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
recep hakyemez;

Kara Fatmanın soyadı bir çok yerde Erden yazıyor Karaftmanın soyadı Savaşkandır


25.06.2018 13:31
    Ahmet Cinisli;

    Teşekkür ederim kaynaklarımızda mevcuttur.


    03.07.2018 9:03
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

DADAŞ Hayriye TEMİZKALP (THM Kaynak Kişi)
1899 yılında Erzurum/Hınıs’ta doğdu. Ünlü THM Sanatçısı ve Hocası Neriman...
DADAŞ Cengiz TEKİN – Bestekar, söz yazarı ve yorumcu
05.03.1953 Erzurum doğumlu yaklaşık 1600 esere sahip, bestekar Cengiz Tekin;...
DADAŞ Emre HANCI (Ses Sanatçısı)
1982 yılında Erzurum’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini doğduğu...
DADAŞ Taha İMRE ( Ses Sanatçısı)
1978 yılında Erzurum-Merkez doğumludur.İlk ve ortaokul ve lise1.sınıfa kadar Erzurum’da...