DADAŞ Hacı Hafız Mehmet (Muhammed) Efendi | Türkülerle Erzurum

DADAŞ Hacı Hafız Mehmet (Muhammed) Efendi

DADAŞ Hacı Hafız Mehmet (Muhammed) Efendi
Bu haber 25 Tem 2018 Çar 18:51 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

Erzurum-İspir İlçesi Düzköy’de 1887 yılında doğmuştur. Mehmet Efendi’nin kendisi, hayatıyla ilgili bir bilgi ve belge yazıp bırakmadığı için onun hakkında yazılanlar genelde şifahi malumatlara dayanmaktadır. Anlatılanlara göre Hoca ilim tahsilini Gümrük Medresesinde müderris olan babası Hacı Hüseyin3 Efendi (öl.?) ve yine belirtilen yerde müderris olan amcası Hacı Recep Râci (öl. 1921) Efendi’den tamamlamıştır.
 
İlk resmi görevine Erzurum merkez müderrisliği vazifesi ile başlamış, iki yıl bu görevi yürüttükten sonra 1 Mart 1922 de Erzurum Merkez vaizliğine getirilmiştir. Bu vazifesinin yanında İhmal4 Camii imamlığını da yürüttüğü belirtilmektedir. Erzurum müftülüğünde yer alan kayıtlarda Mehmet Efendi’nin 1.5.1950 de imam olarak resmi görev aldığı kaydedilmektedir.5 Bu da gösteriyor ki Hoca o tarihe kadar gayr-i resmi olarak vazife yapmıştır. Mehmet Efendi fahri imamlık yaptığı dönemlerde aldığı ücretin yetersiz olması sebebiyle ailesinin geçimini sağlayabilmek ve cemaatin eline bakmamak için marangozluk da yaptığı anlatılmaktadır.
 
Hoca imamlık vazifesi yanında Gürcü Kapı, Caferi’ye ve kendisinin görev yaptığı ihmal Camii’nde de fahri vaizlik vazifesini yürütmüştür. Onun halkın gönlünde yer etmesi de vaizlik görevi vasıtasıyla gerçekleşmiştir.
 
Hoca dini ilimlerin yanında geometri ve matematik gibi bazı fen bilimlerine de ilgi duymuş olmalı ki yaşadığı dönemde kendisine muvakkit (zaman belirleyicisi ) görevi verilmiştir. O yıllarda henüz takvim ve imsakiye olmadığı için her şehir müftülüğü kendi takvimini, namaz vakitlerini kendisi belirlerdi. Erzurum’da da bu görevin Hocaya verildiği bilinmekte ve Hocanın özellikle Ramazan ayında imsakiye hazırlamayı hiç ihmal etmediği söylenmektedir. Bu görevinden dolayı Hoca’nın vefatına kadar iki saat taşıdığı anlatılmaktadır. Bu saatlerden birisi Ezanî (Alaturka), diğeri ise Vasati (Alafranga) olarak çalışırdı. Bu saatleri taşımakla o, ikinci vazifesi ve fakat ücretsiz olarak yürüttüğü “imsakiye tanzimi” görevini gerçekleştirirdi. O bu görevini yerine getirirken güneşin hareketlerini takipte “irtifa cihazı” kullanırdı. Bu cihaz vasıtasıyla tanzim etmiş olduğu 1 yıllık daimi “Dönemeçli imsakiye müsveddesi”nin şu anda mevcut olduğu belirtilmektedir.
 
Hoca eski kitaplarından da yararlanarak ayların adlarını çıkarır ve onları yeni Türkçe ile bir akrabasına yazdırırdı.7 Elinde bulundurduğu cihazı ile hazırladığı imsakiyeyi Erzurum’da yüksek bir yerde bulunan Esat Paşa Camii müezzinine verirdi. O da özellikle Ramazan ayında akşam ezanı vakti geldiğinde hemen orada bir lamba yakar ve ezana başlardı. Lambayı (ışığı) gören diğer müezzinler de ezana başlarlardı, ihmal imamına bu görev bizzat dönemin müftüsü Solakzade (Sadık) Efendi (öl.1960) tarafından verilmişti.
 
Mehmet Efendinin hizmetleri 1965 yılının kasım ayına kadar sürmüştür. Bu tarihte o hastalanmış ve bir de ayağının kırılması sonucunda rahatsızlığı iyice artmış ve 15 Ocak 1966 yılında vefat etmiştir. Kabri Erzurum Asri Mezarlığın’da bulunmaktadır.
 
Davet Metodu
 
Hocamızın yaklaşık elli yıldır halkın zihninde yer etmeyi başarmasının bazı sebeplerinin olduğunu düşünmekteyiz. Bize göre bu sebeplerin başında hocanın vaiz ederken halkın seviyesine inerek, onların anlayabileceği dilden konuşmayı başarmasıdır.
 
Öte yandan Hoca bir aksiyon adamıdır. O sadece kendisini caminin içerisine hapsetmeyen, camiden çıktıktan sonra halkla kucaklaşmayı başaran, güzel ahlaka sahip, yumuşak huylu, söylediklerini hayatında uygulamayı kendisine rehber edinen bir âlimdi. Ayrıca Hoca kimseyi kırmamaya özen gösteren bir insandı. Öyle ki Ramazan ayında teravih namazından önce vaaz ederken kadınların cami mahfilinde konuştuklarını duyduğunda “Hanımlar konuşmaya devam ederseniz; namaza başladığımda sizi niyetime dahil etmeyeceğim” diyerek nazik bir üslupla onları uyardığı belirtilmektedir.
Mehmet Efendi komşularıyla iyi ilişkiler içerisinde olan, gördüğü insanlara uzaktan selamlaşma yerine yakından konuşmayı, hal-hatır sormayı tercih eden, insanlara ve özellikle de cemaatine hoş görü ile yaklaşmaya çalışan bir şahsiyetti. Nitekim polis, içki içip kavga yapan bir kişiyi karakola götürür. Mahallede kendisini tanıyan ve kefil olabilecek birsinin olup olmadığını sorar. O da Mehmet Efendiyi kendisine kefil gösterir. Bu durum gösteriyor ki Hoca insanlar arasında ayrım yapmamaya özen gösteren bir kişiliğe sahipti.
 
Vaaz Metodu
 
Hoca’dan geri kalan vaaz notlarının büyük bir yekûn teşkil ettiği görülmektedir.8 Bunlar incelendiğinde de görüleceği üzere o, kürsüye çıkmadan önce o günkü konuyla alakalı ayet ve hadisleri toplamakta ve onlar ışığında konuyu genişletmektedir. Ayrıca Hoca’nın yaptığı konuşmaların en azından özetlerini muhafaza etmiş olması, kendisinin düzen ve tertibe önem veren bir kişi olduğunu ispatlamaya kanıt sayılabilir.
 
Mehmet Efendi’nin, halkın kendisini daha dikkatli dinlemesi için çeşitli üsluplar kullandığı anlatılmaktadır. Bu üsluplardan bazılarının günümüzde bu mesleği icra edenlere ışık tutacağı kanaatindeyiz. Mesela o bazen konuşmasının başında “Aziz cemaat size bir müjdem var” diyerek, sözlerine başlar ancak müjdeyi dersin sonuna bırakırdı. Böylelikle cemaat “Hoca acaba ne müjde verecek” diye son derece dikkatlice va’zı dinlerdi.. Konuşmanın sonunda ise aziz cemaat “İşte şunu şunu yaparsanız” kolay bir dini pratiği gündeme getirerek “Cennete girersiniz” derdi. Şüphesiz bu metod, muhatabı etkilemede çok önemli bir üsluptur. Bazen de vaaz konusunu tümüyle cennete ayırır cemaate müjdeler vererek onların cennete gidebileceğini anlatır. Ertesi hafta da konunun ağırlık noktasını Cehennem ve ona götüren eylemler teşkil ederdi.
 
Hoca Efendinin vaazlarını dinleyen birisi, Hoca’nın kuvvetli mantığı ve çok seviyeli nükteleri olduğunu anlatmaktadır. Nitekim bir defasında cemaatten birisi Hocaya “Hüviyetlerde yer alan resimlerin namaz için mahsurlu olup olmadığını, bir pusula ile sorar. Hoca Efendi “İslamiyet’te mecburiyet mahzuriyeti (yasakları) kaldırır. Bu tip resimler mahzurlu olsa da devamlı taşınmaları zorunlu olduğu için sakıncaları kalkar” demişti. Soru sahibi ikna olmamış ve itiraz etmişti. Bunun üzerine Hoca “Senin bağırsakların pisliklerle doludur, öyle ise camiye niçin geliyorsun” cevabını verir.
 
Hoca’nın döneminde vaizlerin yaptıkları konuşmalar hakkında müftülüğe bilgi verdikleri anlaşılmaktadır. Nitekim kendisinin vaaz notlarında yer alan bir belgede müftülüğe hitaben “Yazınıza karşılık verem haftası dolayısıyla Topçuoğlu Camii Şerifinde -cemaati içine almadığı halde- sekiz kez yaptığı dersleri ayet-i kerime ve hadis-i şerifler ışığında halka münasip bir dille anlattığım ve bu vesileyle hürmetlerini bildirdiğini” yazar.
 
İhmal İmam’ının hayatından kısaca bahsettikten sonra onun eğitim görmesini sağlayan ve aynı zamanda onunla birinci derece akraba olan hocalarından ve aynı aileden gelen bazı alimlerden de söz etmenin yararlı olacağını düşünmekteyiz.
 
Esasında kendilerinden aşağıda söz edeceğimiz alimler, ihmal imamından daha önce yaşamışlar ve belki de ona hocalık da yapmışlardır. Ancak onlar, bugün hayatta olan insanların birçoğu tarafından bilinmediği ve daha önce onların hayatlarıyla ilgili fazla bir malumat da bulunmadığı için biz, onların hayat hikayelerini “ihmal Camii eski imamı” nın hayatını anlattıktan sonra vermeyi uygun bulduk.
 
Etiketler
Paylaş:
"DADAŞ Hacı Hafız Mehmet (Muhammed) Efendi" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Dadaş Merve ÖZBEY (Ses Sanatçısı)
18 Temmuz 1988 yılında İstanbul’da dünyaya geldi, aslen Erzurum’ludur. İstanbul...
Yaşar KEMAL (Yazar)
ERZURUM ROPÖRTAJI Bu kitap sayesinde yıllar sonra gün ışığına çıkan...
Dadaş Hazık Mehmed Efendi-Divan Şairi, Alim, Erzurum Müftüsü
Hâzık Mehmed Efendi, H.1102, M.1690 yılında Erzurum’da doğdu. Asıl adı...
DADAŞ Kilinkarlı Abdulkerim Efendi
KİLİNKARLI ABDULKERİM EFENDİ(1892 – 1950) Kilinkarlı Abdulkerim Efendi, Erzurum’un Pasinler ilçesine...