DADAŞ Aşık Mustafa TEMEL (RUHANİ)

DADAŞ Aşık Mustafa TEMEL (RUHANİ)

DADAŞ Aşık Mustafa TEMEL (RUHANİ)
Bu haber 26 Nis 2013 Cum 18:02 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

DADAŞ

Aşık Mustafa TEMEL

Ruhani

Aşık Mustafa Temel(Ruhani) (5)

Aşık Mustafa Ruhani, 1931 yılında Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Aşağı Sivri köyünde dünyaya gelmiştir. Asıl adı Mustafa Temel’dir. Babası, aynı köyde çiftçilikle uğraşan, nalbantlık, duvar ustalığı, hızarcılık gibi işlerle de meşgul olan Ahmet, annesi ise Ayşe Hanım’dır. İkisi kız, dördü erkek olan altı çocuklu ailenin ikinci çocuğudur. Ruhani’nin nüfus kaydında doğum tarihi 27.08.1931 şeklinde gösterilmiştir. Ruhani’nin doğum yeri olan Aşağı Sivri köyü, 1966 yılında Çamlıca mahallesi adıyla Tortum ilçe merkezine bağlı bir mahalle haline getirilmiştir.

Aşık Mustafa Temel(Ruhani)

Çocukluk yıllarında köy imamından Kur’an dersleri almaya başlayan Mustafa, bir süre sonra Kur’an’ı ezberlemek için çaba harcamasına rağmen tamamlayamaz. Köyünde okul olmadığı için ilkokul öğrenimini yapamaz, ancak daha sonra arkadaşlarının yardımıyla yeni harfleri öğrenir. Mehmet adındaki amcasının okuduğu Sümmani ve Yunus Emre’ye ait olan şiirleri dinleyen ve ruhunda bazı kıpırdanmalar hisseden Mustafa, bu dönemlerde sıkça rüya görmeye başlar. Günlerce süren bu rüyalarında nurani bir adam gelerek Mustafa’ya uzun bir elbise giydirmeye çalışır, onu uzaklara, dağlara götürür, kitaplarla dolu olan bir eve sokar ve güzel bir kız ile görüştürür. Mustafa Temel, 1941 yılının Mayıs ayında eline geçirdiği bir dinamit kapsülü ile oynarken kapsülün patlaması sonucunda sol gözü ile sağ elinin üç parmağının uç kısımlarını kaybeder. Ulaşım imkânlarının yetersiz olduğu o günlerde kağnı ile Erzurum’a getirilir ve Numune Hastahanesi’nde bir süre tedavi gördükten sonra köyüne götürülür. 1943 yılında sağ gözünde de rahatsızlık hisseden Mustafa, tedavilerden sonuç alamaz ve sağ gözünün görme yeteneğini de büyük öcüde kaybeder.
Hayatının akışını değiştiren dinamit kazasından sonra büyük acılar çeken Mustafa, ilk gençlik yıllarında da rüyalarında nurani adamın tanıştırdığı kız ile görüşmeye devam eder. Bir hayal perisine benzettiği sevgilisinin aniden gözden kaybolması üzerine “hani ne oldu, nereye gitti, o bir ruh muydu?” diye sorunca nurani adam Mustafa’ya “senin adın Ruhani olsun” der. Bu dönemlerde tenhalarda gezmeyi alışkanlık haline getiren Mustafa, zaman zaman göz yaşlarını tutamayarak Allah’a yalvarır ve aşık olmak istediğini, Sümmani’ler, Yunus’lar gibi şiir söylemek istediğini belirtir. Bazen basit düzeyde kafiyeler meydana getirerek ahenkli sözler söylemesi, birkaç mısralık kırık dökük şiir denemeleri yapması, komşusu olan Haydar Çavuş’un dikkatini çeker. Aşık tarzı şiir geleneğini bilen ve eski aşıklara ait çok sayıda şiiri ezberlemiş olan Haydar Çavuş, Mustafa ile ilgilenir ve ona yardımcı olur. “Ben bir mısra söyleyeyim, sen de ona uygun kafiyeli bir mısra söyle” diyerek onu yönlendirir. Mustafa’ya bir tahta parçasından basit bir saz yapılır, Halil Polat adlı komşunun askerlik dönüşünde getirdiği ince elektrik telleri bağlanır. Böylece onun oyalanabileceği bir oyuncak ortaya çıkar. Saza benzeyen bu alet eşliğinde çeşitli türküleri mırıldanan, kendiliğinden de bazı şiirler söyleyen Mustafa, çevresinde aşık olarak tanınmaya başlar. Zamanla çeşitli düğünlere, eğlencelere çağrılır, ancak henüz ileri düzeyde saz çalamamaktadır. Tortum’un Bağbaşı köyünde oturan ve Ayazi mahlasıyla şiirler söyleyen Muharrem Usta’nın Aşağı Sivri köyüne yaptığı bir ziyaret, Ruhani için ele geçmeyecek bir fırsat olur. Muharrem Usta Ruhani’ye saz çalma ile ilgili genel kuralları öğretir.

 Aşık Mustafa TEMEL

Aşık Mustafa TEMEL

Amcasının, komşusu Halil Çavuş’un ve Bağbaşı köyünden Muharrem Usta’nın katkılarıya aşıklık sanatına iyice ısınan Mustafa’nın bir başka problemi daha vardır. Babası onun saz çalmasını ve şiir söyleyerek aşık gibi tanınmasını istememektedir. O, Mustafa’nın fazlaca duygusal bir kişilik kazanarak derbeder bir hayata düşmesinden korkmaktadır. Akrabalarının ve komşularının ısrarı ile babası ikna edilir. 19-20 yaşlarında iken aile büyüklerinin de hazır bulunduğu bir anda uygun ortamın oluştuğunu anlayan Mustafa, sazını alarak babasına hitaben “İzin ver elime alayım sazı / Mızrabım dokunsun telime baba” dizeleriyle başlayan şiirini söyler. Bu, Mustafa Ruhani’nin dörtlükler halinde hece vezniyle söylediği ilk şiiridir. Babasının nezdinde ve aile içinde de meşruiyet kazanan aşıklık, bundan sonra Mustafa için bir meslek haline gelir. Rüyasında gördüğü nurani adam tarafından verilen Ruhani mahlası ile şiirler söylemeye devam eder. 1955 yılının bir Haziran gününün sabah saatlerinde sazının bakımıyla uğraşırken kısmen görebilen sağ gözünün aniden karardığını hisseder.Odanın pencerelerine bir perde çekildiğini zannederek dışarıya çıkar, fakat yine görememektedir. Tekrar içeriye gelir ve bir süre ağladıktan sonra “Tül perde zannettim ilk bakışımda/Bir örümcek penceremi ağlarken” dizeleleriyle başlayan şiirini söyler. 1960 yılında ise görme yeteneğini tümüyle kaybeder. Mustafa Ruhani, ilk karşılaşmasını Aşağı Sivri köyüne gelen Narmanlı Aşık Divani ile yapmıştır. Daha sonra Tortum’un Çamlıyamaç köyüne giderek Aşık Ümmani ile karşılaşmıştır. Takip eden yıllarda ise Erzurum’daki kahvelerde, özellikle Gölbaşı muhitindeki İspirli Hafız’ın üç köşeli kahvesinde farklı aşıklarla bir araya gelme imkânı bulmuştur. Ruhani’nin karşılaşma yaptığı aşıklardan bir kısmı da şunlardır : Narmanlı Ümmani, Deryami, Laçin Aladağlı, Davut Sulari, Ardanuçlu Efkâri, Mevlüt ihsani, Yaşar Reyhanı, Hüseyin Sümmanioğlu, Nusret Toruni, Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Sefil Selimi, Feymani, Hasan Selmani, Hasreti.
Başta Konya Aşıklar Bayramı olmak üzere Türkiye’nin birçok ilinde düzenlenen aşık toplantılarına ve yarışmalara katılan Ruhani, bu toplantılarda kendini kanıtlayarak çeşitli ödüller almıştır. Yurt dışında da çeşitli programlara katılmış, Almanya, Belçika, Hollanda ve Fransa’da programlar yapmıştır. Bugüne kadar iki plak ve üç kaset hazırlamıştır. Aşık tarzı şiir geleneğinin gelecek kuşaklara aktarılması için çaba harcayan ve her fırsatta genç meslektaşlarına tecrübelerini aktaran Ruhani, yetiştirdiği çıraklarıyla da geleneğe katkıda bulunmuştur. Zakir Tekgül, Ertuğrul Ataç ve Eyüp Demirer, Ruhani’nin çırağı olan aşıklardır. Saz çalma ve hazırlıksız şiir söyleme yeteneği çok güçlü olan Ruhani, aynı zamanda iyi bir hikâye musannifi ve anlatıcısıdır. Kendi tasnifi olan Nergis Hanım, Yetim Esma, Yusuf Çavuş ve Zülbiye Hatun hikâyelerinin yanı sıra klasik halk hikâyelerinden birkaçını ve son dönemlerde anlatılan hikâyelerden bazılarını da bilmektedir.
Mustafa Ruhani iki kez evlenmiştir. 1958 yılında gerçekleştirdiği ilk evliliğin altıncı ayında iken eşini kaybetmiş, 1961 de ikinci kez evlenmiştir. Ruhani’nin 3 kız, l erkek çocuğu vardır. Halen Erzurum’da ikamet etmekte olan Ruhani, çeşitli aşık toplantılarına katılarak sanatını icra etmektedir.

Aşık Mustafa Temel(Ruhani)

Aşık Mustafa Temel(Ruhani)

Aşık Mustafa TEMEL

Aşık Mustafa TEMEL

Aşık Mustafa TEMEL

Aşık Mustafa TEMEL

 

KAR ÇİÇEKLERİ

Gine bahar geldi bizim ellere
Serpildi yabana kar çiçekleri
Gönülden gönüle dilden dillere
Can katıyor cana kar çiçekleri

Yaprakları nakışlıdır soyundan
Dost için armağan bahar ayından
Nisan yağmurundan Mart’ın suyundan
İçer kana kana kar çiçekleri

Eridi kalmadı dağların karı
Başımızda eser sevda rüzgarı
Toplar iken müjdeliyor bahan
Her kaşı kemana kar çiçekleri

Dereler köpürdü sular çağlaşır
Çayırlarda pehlivanlar güreşir
Kaval inler koyun kuzu meleşir
Ne söyler çobana kar çiçekleri

Ruhanî de seyrangaha çıkıyor
Toprak cûşa gelmiş sevgi kokuyor
Her birisi yüz bin name okuyor
Bir sana bir bana kar çiçekleri

BAŞLADI

Sineme yerleşen eski yaralar
Tazelendi zor vermeye başladı
Rüzgarın sesine ses katan dağlar
Dile geldi sır vermeye başladı

Dağın eteğinde bir çeşit pınar
Suyundan içtikçe yüreğim yanar
Sanki baş ucumda bir peri kibar
Avuç avuç kar vermeğe başladı

Ne aklım başımda ne sarhoş idim
Kırk beş sene sevdasını taşıdım
Hava mı sert idi ben mi üşüdüm
Hastalandım nar vermeye başladı

İnledim süründüm yüz yüz üstüne
Yaram doksan dokuz yaz yüz üstüne
Oturdum ağladım bir diz üstüne
Felek azcık yer vermeye başladı

Aşık Ruhanî’yim çektiğim sancı
Bende rüya tatlı gerçekler acı
Hayal bahçesinde umut ağacı
Çiçek açtı bar vermeye başladı

NEDİR

Havayi gönüllü sevdiğim dilber
Gaşların kurulu yay mıdır nedir
Huriden güzelsin periden kibar
Sende bu güzellik soy mudur nedir

Her gören aşığın alırsan canın
Bende candan geçtim oldum mestanın
N’olur bana söyle yurdun meskanın
Yayla mı şehir mi köy müdür nedir

Ak ellerin kınalanmış narınca
Güzellerden incinmezmiş karınca
Be hey zalım kızı beni görünce
Sende kaş eğdirmek huy mudur nedir

Gül sînen perdeli sır mı içinde
Göksün cennet bağı bar mı içinde
Ayva mı turunç mu nar mı içinde
Yoksa ki bir başka şey midir nedir

Anlamadın Ruhani’nin sazından
Vefa yok sen gibi kafir kızından
Sanki yeni doğmuş dağın ağzından
Yüzün ondört günlük ay mıdır nedir

Tortum Yukarı Sivri Köyü

Paylaş:
"DADAŞ Aşık Mustafa TEMEL (RUHANİ)" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

DADAŞ Nizamettin GÜRBÜZ (Milli Güreşçi)
DADAŞ Nizamettin GÜRBÜZ Milli Güreşçi DOĞUNUN SINIR TAŞI, TÜRKİYEDE PEHLİVANLARIN...
DADAŞ Doğan HATTATOĞLU
DADAŞ Doğan HATTATOĞLU 1953 yılında Erzurum Merkez’de doğdu. İlk ve...