Geri git   Türkülerle Erzurum Forum > DADAŞLARIM > Erzurumlu Aşıklar

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 08-14-2010   #1
Ahmet Cinisli
Administrator
 
Ahmet Cinisli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Üye No: 1
Mesajlar: 1.082
Ahmet Cinisli - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Aşık Sümmani BABA-Samikale Köyü-NARMAN-ERZURUM

DADAŞ
Aşık Sümmani BABA
MERHUM



Sümmânî 1862 yılında Erzurum ili, Narman ilçesi Samikale köyünde doğmuştur. Sümmânî’nin doğum tarihi ile ilgili çeşitli ihtilaflar vardır. Bu ihtilafın ana kaynağı ise aşağıda ilk dörtlüğünü verdiğimiz koşmasının birinci mısrasındaki tarihin ilk kaynaktan başlayarak yanlış yazılmasından dolayıdır.

Tarih seksen dokuz on bir yaşımda
Cem oldu başıma iş birer birer
On sekiz yıl sürdü yârin peşinde
Akıttım gözümden yaş birer birer

Nesib Yağmurdereli, H. Nezihi Okay ve Mehmet Kardeş Sümmânî’nin doğum tarihini 1860 olarak verirler. Yukarıdaki dörtlüğün ilk mısrasını:
Tarih seksen yedi on bir yaşımda
şeklinde vermelerinden kaynaklanan bu hata, diğer araştırmacıların da bu tarihi kullanmalarına yol açmıştır. 1960 tarihini kullanan araştırmacılar; Saim Sakaoğlu , Refik Ahmet Sevengil , S. Kemal Karaalioğlu , Behcet Necatigil ve Hayrettin Raymandır . Bunun yanında 1862 yılını kullananlar da şunlardır; Pertev Naili Boratav , Ahmet Kabaklı ve Fethi Gözler .
Hikmet Dizdaroğlu, Haşim Nezihi Okay’ın Sümmânî kitabını tenkit ederken bu konu üzerine hassasiyetle durmuştur: “Sümmânî’nin hayatı konusunda bazı hatalara düşülmüştür. İlkin doğum tarihi yanlış veriliyor 1276 (1860). Şimdi biz doğrusunu söyleyelim. Sümmânî 1276 (1860)’da değil 1278 (1862) de doğmuştur. Bu şairin yukarıda gösterdiğimiz
Tarih seksen dokuz on bir yaşımda
Mısraından açıkça anlaşılmaktadır. Bütün emsele 87 ve 89 tarihlerinden hangisinin gerçeğe uygun olduğu noktasında toplanıyor. Bu hususta kendilerine şu delili veriyoruz: Rahmetli babam, Sümmânî ile tam altı yıl arkadaşlık yapmış ve onun bir çok şiirlerini kendi ağzından toplamıştır. Sümmânî ile samimiyetlerinin derecesini şuradan anlamalı ki, şair ilk oğluna sevdiği arkadaşının adını veriyor. Sümmânî’nin Şevki adlı büyük oğlu hâla hayattadır. İşte Sümmânî’yi bu kadar yakından tanıyan babam bizzat Sümmânî’nin ağzından doğum tarihinin 1278 olduğunu öğrenmiştir. Nitekim sayın Murat Uraz da Sümmânî’nin doğum yılı olarak 1862’yi kabul etmektedir.”
Dizdaroğlu’nun bu net açıklamaları da gösteriyor ki, Sümmânî’nin doğum tarihi 1860 değil 1862’dir.Sümmânî’nin gerçek adı Hüseyin’dir. Kasımoğullarından Hasan’ın tek çocuğudur. Sümmânî, Melek, Sabiha, Feride adlı üç hanımla evlenmiştir. Bunlardan ikisi kız beşi erkek olmak üzere yedi çocuğu olmuştur. İki oğlu kendisi hayatta iken ölmüştür. Bunlar Ali ve Şahabettin’dir. Diğer çocuklarının adı, Şevki , Fahri ve Zabit’tir. Günümüzde Sümmânî’nin geleneğini sürdüren Hüseyin Sümmânîoğlu Şevki’nin, Nusret Toruni ise Fahri’nin oğludur.
Sümmânî’nin babası Hasan Ağa, köyün âlim olarak bildiği bir zattı. Oğlunu da dinî ve ahlakî yönden eğitmesine rağmen Sümmânî, sebebi nedendir bilinmez okuma yazma öğrenemedi. Sümmânî dokuz yaşlarında köyün sürüsünü otlatırken Ablak Taşı denilen yerde uyuyakalır. Rüyasında üç derviş görür. Bu üç derviş önce Gülperi adlı kızın isminin ilk harflerini Sümmânî’ye okutur, sonra da kızı gösterirler. Kendisine ‘Sümmânî’ mahlasını vererek sevdiği Gülperi’yi ömrü boyunca aramasını söylerler. “Sümmânî’ kelimesi, ‘sonuncu, sona ait’ anlamına gelmektedir. Sümmânî’nin mahlasının anlamı ile eş anlamlarda bir çok koşması vardır.Sümmânî, bade içtikten sonra 12 yaşlarında babası onu Erzurum’a getirir. Erbâbi ile bu seyahatinde tanışır. Saz çalmasını Erbâbî’den öğrenir. Sümmânî doğu illerini, Orta Asya’nın büyük bir bölümünü gezer. Ömrünün son günlerini köyünde geçirir. 1915 yılında ölen Sümmânî’nin mezarı doğduğu köy olan Samikale’dedir. ALLAH RAHMET EYLESİN.

19. yüzyılın usta halk şairi Sümmânî, önemli çıraklar yetiştirmemesine rağmen, bugün onun izinden yürüyen, üslûbunu devam ettiren sayısız âşık vardır. Erzurum, Kars, Artvin, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan yöresinde yaşayan âşıklarımızda onun tesirleri görülür. Sümmânî’nin kendisine göre bir tarzı vardır. Sümmânî adı aynı zamanda bir ezgi, bir makam olmuştur. Nitekim ezgilerine göre söylenen koşmalardan birisi ‘Sümmânî Koşması’ adını taşır.



Aşık Sümmani Şiirleri


(Gel) gönül elinle sana eylim nasihat

(Gel) gönül elinle sana eylim nasihat
Bu fâni dünyadan kalk yavaş yavaş
Cehdet ki doğru yola gidesin
Canını Cennet'e sal yavaş yavaş

Kara toprak için bizim zâtımız
Geçen ululara yeter hepimiz
Bir gün olur gelir cansız atımız
Tebdil tedarikin gör yavaş yavaş

Bir âşık da vatanını satanda
Garip bülbül dost bağında ötende
Hak'tan nida gelip vâdem yetende
Azrail canımı al yavaş yavaş

Der Sümmani tamam oldu muhabbet
Biz varalım siz olasız selâmet
Kalktı bu karyeden çekildi kısmet
Göründü gözüme yol yavaş yavaş...


Acep hiç mi bahar görmez

Acep hiç mi bahar görmez
Toprağı bizim bağların
Uyanmaz asla göğermez
Yaprağı bizim bağların

Her mâhta gelse bir bahar
Ne saatında gül-i zâr
Ne gül var ne bülbül ne har
Otağı bizim bağların

El bağında açılmış gül
Gülünde ötüyor bülbül
Baş göstermiş bir tek sümbül
Gam dağı bizim bağların

Cümle bağlar olmuş düzen
Bahçıvan sen bağda bezen
Büsbütün harami gezen
Yığnağı bizim bağların

Sümmani berdardan gelir
Ne gelse Settâr'dan gelir
Âb u zehri mardan gelir
Pilağı bizim bağların...>>


Açıldı ihya meydanı

Açıldı ihya meydanı
Gelene essalâ bu gün
Bezl-i vücut için cana
Salana essalâ bu gün

Eğer ervah eğer kalam
Eğer salat eğer selâm
Açıldı sancağı âlem
Alana esselâ bugün

Hakikat ilminin ihyası
Tecelli lûtfun kimyası
Bu bahre süren kavrası
Dalana esselâ bu gün

Kimi mahzun kimi memnun
Kimi mahrum kimi mahzun
Bu demde cura-i kanun
Çalana esselâ bu gün

Bu demdedir sahip huruç
Sümmâniyi olmasın pûç
Âdû ekberin kılıç
Çalana esselâ bu gün



Akıl ermez şu feleğin işine


Akıl ermez şu feleğin işine
Kimi zevk-i sefa ziynet bulamaz
Kimisi düşmüştür mal telaşına
Kiminin malı çok rahat bulamaz

Kimisi okumuş kimisi yazmış
Kimi marifetli cevaplar düzmüş
Kimisi şekerli taamdan bezmiş
Kimisi bir parça nimet bulamaz

Kimisi dokumuş kimisi satmış
Kimisi anlamış zihnine yatmış
Kiminin yılkısı dağları tutmuş
Kimisi binmeye bir at bulamaz

Sümmani yanmıştır firkate nâra
Sevda onu koymaz çıksın kenara
Ona derler niçin gitmezsin yâre
Hiç demezler Hak'tan ruhsat bulamaz...

Âlemi celbeder emr-i irade

Âlemi celbeder emr-i irade
Eğleşmek olmuyor yaran elveda
Redî gama düştüm hadden ziyade
Yâr-ı garım sadık ihvan elveda

Zamanı âhire uğradı müddet
Kesildi ben için ol istirahat
Atar yandan yana dâne-i kısmet
Bezl-i can ettiğim mekân elveda

Adalette kadim gördüm Faruk'u
İkrarından evvel gördüm Sıddık'ı
Gönül talep eder hak ve hukuku
Sagîr kebir sabi sibyan elveda

Bir ben değil bütün âlem pür savaş
Kûtb-i ilâhiden Şem'a bu ateş
Hasılı akraba kavim ve kardeş
Gönül ayrı düştü yâren elveda

Arzum da kârım da ağyara karşı
Yolunda vermişim ten ile başı
Emanet silahın toprağı taşı
Hasılı vesselam her yan elveda

Sümmani gönlümün âlemde âhı
Hıfz eyle yanında Kadir ilâhı
Açıldı biz için hasretlik râhı
Gönlümde sevdiğim sır can elveda..


Bâdesiz sarhoş olmuşsun

Bâdesiz sarhoş olmuşsun
Sen hangi sevdadan gönül
Ya kime meftun olmuşsun
Haber ver künyeden gönül

Sen sana sahip danesin
Adam ol gül-i rânasın
Şahinsin sedef danesin
Doğanda anadan gönül

Gezer misin sahraları
Arar mısın Leylâ yâri
Özünde bul bir şikârı
Çekil bu sevdadan gönül

Adam olsan baht ulusun
Yâr olsan yârin gülüsün
Hangi bağın bülbülüsün
Haber ver sabâdan gönül

Teslim ol her emre inan
Hal ehlin rengine boyan
Elverir hayadan uyan
Şu fi'li fenadan gönül

Gezme dünyada beyvâna
Çalış eresin nişana
Yüzünü döndür Rahman'a
Ayrılma rızadan gönül

Memnun et sultanı hanı
Hoşnut et Gevher Kân'ı
Ara bu ezel mekânı
Sefer et dünyadan gönül

Derviş ol taşı teberi
Dolanma böyle serseri
Kaçır sen âdû ekberi
Tendeki haneden gönül

Ara Sümmani bir kârı
Dolanma ağyar diyarı
Özünde bul bu şikârı
Yâd etme sineden gönül...


Bâd-ı sabâ sana bir ifadem var

Bâd-ı sabâ sana bir ifadem var
Götür bu nâmemi dildâre söyle
Herkesin derdine odur giriftar
Bilir bilmez değil izhâre söyle

Yürü bâd-ı sabâ yar vatanına
Büst et likâbını düş dâmenine
Reddeylemek düşmez onun şanına
Eylesin derdime bir çare söyle

Bilir bâd-ı sabâ gam vatanlıyam
Çünkü gözü melül garibanlıyam
Ciğeri hûn olmuş çeşm-i kanlıyam
Arz et arz-ı hâlim var yâre söyle

Arzum var râhında hasret öldürme
Derdim artır ağlat beni güldürme
Bu sır sukkâsıdır yâra bildirme
Fâş etme bir yerde öz yâre söyle

Sıddık'a Faruk'a Hak yâre danış
Osman-ı Zinnureyn Haydar'a danış
Verirseler ruhsat Muhtar'a danış
Mürüvetkânıdır Hünkâr'a söyle

Şirindir kadimdir mahbûb-ı dildar
Kapında yaveri Hazret-i Muhtar
Damadı Şehriyar ey nur-i Haydar
Al-bâd-ı sabâdan var yâre söyle

Sefahat bir derya nedir işaret
Sümmani cürmüne âh eder elbet
Bizden sehv ü hata O'ndan mağfiret
Kelâmın göğçektir Gaffar'a söyle


Bana himmeti lâ olan arifin

Bana himmeti lâ olan arifin
Menfaat madeni zarı kendine
Aselinden pay vermeyen canlı ne
Ehl-i hüner etmiş arı kendine

Bir güzel bağ gördüm hoştur çiçeği
Bahçıvan bilmez mi burcu göçeği
Bağın bâr vermektir asıl gerçeği
Zahmeti ne için barı kendine

Gül odur ki çar etrafı harlana
Şeydâsı başında geze zârlana
Tüccar odur gulamlar barlana
Neye benzer erin kârı kendine

Gül dalında bülbüllüğe zağ olsa
Bülbül mü demeli şeydâ yok olsa
Her ne kadar cebin cesim dağ olsa
Verir tipi boran karı kendine

Sümmani ne demden verdin rivayet
Bilene ibrettir bilmeze sohbet
İster hesna olsun isterse hoyrat
Herkesin mahremdir yâri kendine


Benim yazım bilmem ak mı kara mı

Benim yazım bilmem ak mı kara mı
Hiçbir tabib sağaldamaz yaramı
Yüksek yüksek dağlar almış aramı
Kavuşmamız oldu muhal ağlarım

Kanadım yok uça uça varayım
Dağlara taşlara bir sorayım
Mümkün değil artık yüzün göreyim
Yâdıma geldikçe bu hal ağlarım

Derdim gamım ey Sümmani tükenmez
Acılaştı hayat meyvası yenmez
Gönül evi yıkılmıştır şenlenmez
Hayatımı sarmış melal ağlarım


Bî namaz dost olabilmez

Bî namaz dost olabilmez
Dostuna düşman gezer
Sureti âdemdir amma
İdrakinde hayvan gezer

Nice ki hayatı vardır
Kalıbında insan gezer
Kilâbı lahmından berbat
Cesedi bfnamaz gezer

Derûni şehrine baksan
Vesveseler otağıdır
Vechinde biten tüyleri
Ardıçların yaprağıdır

Nerde bir mazarrat iş var
Sarılır da şikâr eder
Der Sümmani merduddandır
Hücceti bî namaz gezer


Bilmezsin ilm ü ibare

Bilmezsin ilm ü ibare
Lisanda mahzun olursun
Bir ibare bir dubâre
İrfanda mahzun olursun

Sen sana bak eyle yazık
Tebdil tutup al sen azık
Sefinen çıkarsa bozuk
Deryada mahzun olursun

Sen sana bak eyle nazar
Sen sana bak kime benzer
Sermayesiz açma bazar
Dükkânda mahzun olursun

Refik olursan hizana
İşin uğramaz düzene
Tohum ekersen hozana
Harmanda mahzun olursun

Sümmani söyler eş'arı
Her yerde açmaz esrarı
Benim demezse muhtarı
Divanda mahzun olursun


Bir adam başına mürit olamaz

Bir adam başına mürit olamaz
Varıp bir kâmile danışmayınca
Candan geçmeyince canan bulamaz
Gönül her eşyaya karışmayınca

Kâmiller sevmezler kendi payesin
Onlar kaldırmışlar dünya riyasın
Kimse bilmez hiç kimsenin mayasın
Onla kalkıp düşüp konuşmayınca

Sümmaniyem görmedim hiçbir sefa
Her sefa dalına konmuş bin cefâ
Her ne istedinse yokdurur vefa
Tarikat kulpuna yapışmayınca


Bir dem kararın yok dağlar başında

Bir dem kararın yok dağlar başında
Nice bir Mecnun'a dönersin gönül
Cümle halkı âlem kendi işinde
Sen aşkın nârına yanarsın gönül

Cevherini her sarrafa satmazsın
Gece gündüz gamda yanıp yatmazsın
Belli bir mekânda karar tutmazsın
Her dem daldan dala konarsın gönül

Bülbüle işaret olsa gülünden
Güzel güzel mâni söyler dilinden
Hecrâi bfvefâ yârin elinden
Zehri nûş eyleyip yanarsın gönül

Sümmani bilmedin ceşm-i siyahı
Kendine yâr etme zâr ile âhı
Yükseklere çıkıp gâh ü bfgâhı
Gâh olup alçağa inersin gönül


Bir dilbere müptelâyım ezelden

Bir dilbere müptelâyım ezelden
Derd ü gama kattı âh u zâr beni
Ciğer kebap oldu ne gelir elden
İflah etmez daha intizar beni

Bana derler ateşin yok közün yok
Daha yâr yanında senin yüzün yok
Yokladım kalbimi bir kem sözüm yok
Yâre şekva kılmış ruzigâr beni

Aradım bulamadım kendime mekân
Nerde bir gül görsem etrafı diken
Bende bu âh yârda o baht var iken
Korkam hasret koya kara yer beni

Sümmâniyem kendi kendim üfledim
Şadlık taksiminde yattım ufladım
Yârin fikir defterini yokladım
Bundan sonra yazmış ihtiyar beni..


Bir dilberin mecnunuyum

Bir dilberin mecnunuyum
Cesette canı yandırır
Ben derdimin meftunuyum
Bilse Lokman'ı yandırır

Mürüvvet kanidir huyu
O yâr daim sever hû'yu
Likâbından çıkar mûyu
Şemsi tabanı yandırır

Kim o yârin yarasında
O kalmaz yüz yarasında
İki kaşın arasında
Olan irfanı yandırır

O hûba yanan âşıkan
Gözüne hor olur cihan
O dilberde olan nişan
Huri gılmanı yandırır

O hûbân Ali Ekber'dir
O mahbub zâtı serverdir
O dilber nuru berdârdır
Ehl-i imanı yandırır

Kapında zayıf Sümmani
Lütfundan gözler ihsanı
O sultanın arzumanı
Kün fe-yekûnu yandırır..


Bir gönülde meşk olursa Hûda'sı

Bir gönülde meşk olursa Hûda'sı
Konar ol gönüle aşkın noktası
Mahbubuna uygun olsa odası
Gönül mahbubundan vaz nice gelir

Âşık olmadım ki nazı bileyim
Kovanda arı yok güzü bileyim
Ganem yok sürüde yazı bileyim
Neden idrak edem yaz nice gelir

Abdallar giyer mi mesti papucu
Sümmani der cana mahbub sancı
Mahbub sarabilmez tambur çalıcı
Huzuru mahbuba saz nice gelir...>>


Bir güzel seyrettim yeni Tafta'da

Bir güzel seyrettim yeni Tafta'da
Boyu selvi yanakları al gelin
Hiçbir yerde karar kılmaz haftada
Boyu selvi yanakları al gelin

Ne gökçek yaratmış anı Hiidası
Nezâket beslemiş hanım anası
Cennette huriye benzer siması
Boyu selvi yanakları al gelin

İnsan yerde gezer kuşlar havada
Göğsün düğmelemiş eller havada
Senin gibi hiç bulunmaz ovada
Boyu selvi yanakları al gelin

Sümmaniyi sen eyledin yolundan
Bir cevap vermedin nazik dilinden
Bir su ver içeyim kibar elinden
Boyu selvi yanakları al gelin..


Bir menzile başa kadar varmasan

Bir menzile başa kadar varmasan
Sen o yola kervan olsan ne fayda
Bir dilberin sinesine konmasan
Hayal ile mihman olsan ne fayda

Bir yazı ki kara olur kalemde
Sözü hor görünür her bir kelâmda
Bir güzel ki seni sevmez âlemde
Ya sen ona hayran olsan ne fayda

Arâbî Farisf dilin olmasa
Bülbüle münasip gülün olmasa
Asla bir meslekte elin olmasa
Dava ile sultan olsan ne fayda

Deli gönül bir isyandan beridir
Bir ah çeksem dağı taşı eritir
Her bir güzel bir yiğidin yâridir
Elin güzeline baksan ne fayda

Sefil Sümmani gel Hakk'ı zikreyle
Verdiği nimete daim şükreyle
Yaman kişi ta ezelden fikreyle
Başa geçip pişman olsan ne fayda...


Bir nâme yazayım şâh-ı cânâna

Bir nâme yazayım şâh-ı cânâna
Dîr olmasın âh ü feryada gelsin
Diler ise kurban olam ben ona
Koçak kuzu gibi feryada gelsin

Kâr etti canıma hasretin âhı
Bulmadım çaresin azmetti râhı
Gönül talep eder o vech-i mâhı
Beni derde salan Leylâ da gelsin

Der Sümmani yaşım döndü Fırad'e
Öyle kalem çalmış emr-i irâde
Her kim yetirirse beni murada
Dilerim Cennet-i Âlâ'da gelsin...>>


Bir vefasız dilber aldattı beni

Bir vefasız dilber aldattı beni
Serimi sevdaya saldı eyvah ey
Yine tazelendi eski yaralar
Düşmanlar halime güldü eyvah ey

Ben sana ne dedim ey kaşı keman
Şâd ettin cihanı dillere destan
Gülşeni hüsnünde bağı gülistan
Gülden dudakların güldü eyvah ey

Sümmani bîçâre kadrin bilen yâr
Çok mu çekeceğim derdin yalan yâr
Evvel benim ile deyüp gülen yâr
Şimdi ırak yerde kaldı eyvah ey..



Bu fâni dünyayı ziynet etmeden


Bu fâni dünyayı ziynet etmeden
Yarattı fazlından nuru bir Hüdâ
Mağrip meşrik zemin semâ dört köşe
Altı günde bina kurdu bir Hüdâ

Fâl içinde affeyledi Yunus'u
Fark etmedi gece ile gündüzü
Hak yaratmış Ay'ı Gün'ü yıldızı
Bu dünyanın şölvekârı bir Hüdâ

Sümmani aşk ile eyle bir adet
Yedi tamu vardır sekiz de cennet
Yaratmıştır yetmiş iki mahlûkat
Aziz kıldı Peygamber'i bir hüdâ.


Bu gün vardım dost bağına

Bu gün vardım dost bağına
Ne hoş gelir cûşun bülbül
Açılmış güller müzeyyen
Ya nedir telâşın bülbül

Bülbülün çektiği zardır
Arada vasıta hardır
Hakk'ın dört bin ismi vardır
Sende mevcut meşki bülbül

Bini Tevrat'ta beyandır
Bini Zebur'da ayandır
Dört kitapta dört bin tamdır
Dumanlıdır başın bülbül

Bülbülün ne fikri vardır
Daim hamdi şükrü vardır
Dört bin isme zikri vardır
El zanneder bir kuş bülbül

Bülbülün çektiği âhdır
Aşkın sırrına agâhtır
Muradı Celâlûllah'tır
Akar gözden yaşın bülbül

Sen bülbülsün doğru rahta
Arzun var Cemâlûllah'ta
Artar feyzin sehergâhta
Kimse bilmez işin bülbül

Bülbül ne hayal hâbında
Nûşi var aşkın âbında
Daim sen rıza babında
Sümmani olsa eşin bülbül



Bu ne esrar idi bu ne gam idi


Bu ne esrar idi bu ne gam idi
Azat eyle beni divan aşkına
Doksan dokuz dert sinemde tam idi
Derde dert artırır Lokman aşkına

Varıp yalvarayım vezir ü hana
Valinin korkusu kâr etti cana
Ya katleder ya da atar Taşhan'a
Bahrin garip garip zindan aşkına

İfadeye layık yoktur lisanım
Ihâfe burcunda titreşir canım
Öldüğüme gam yemem gözler cananım
Affeyleyin ol civanım aşkına

Kulundur Sümmani eyle merhamet
Sahabet kanisin gözle mürüvvet
Dilersen affeyle dilersen cellât
Lutfeyleyin Keremkan'ın aşkına...>>


Bugün cana tesir eder

Bugün cana tesir eder
Devri devranı bağların
Saz gelince gûsse gider
Benim hayranı bağların

Demi vakti sebâlardan
Devir al abalardan
Der kenar olmuş şıtâdan
Gelmiş ihsanı bağların

Ne demdir dost bârigâhı
Kimi güler kimi âhı
Bezetmiş Kadir İlâhı
Güler yeksanı bağların

Bağı kayıran baht ulu
Var mı serde dostun gülü
N'olur olsa bir bülbülü
Gulâm Sümmani bağların


Ciğeri hûn oldu rahmi mâderin

Ciğeri hûn oldu rahmi mâderin
Bu hale müşterek sulb-i pederin
Tamam beş mâh oldu yoktu haberin
Bir sihhat haberin vatana gönder

Kardeşin ahbabın kılmaktadır zâr
Bilmem ara yerde küskünlük mü var
Yoksa terk-i vatan etmek mi efkâr
Kebirin unuttun sübyanan gönder

Mevlâ kula vermiş iradesini
İhtiyar eylemiş müsadesini
Dinle bu evragın ifadesini
Akşam gelir sabah yaz bana gönder

Sümmani bu derde olmuştur mecnun
Sizler ne fikirde ne hâle meftun
Sebeb-i vücudun istersen memnun
Bir sihhat haberin atana gönder...





Erzurumlu Şairlerden Sümmani Ziyareti

Erzurumlu şairler İsmail Bingöl, Hanifi İspirli ve Ali Kurt, yazar Ömer Özden ve ressam Halil İbrahim Yavuz'la beraber Narman ilçesi Samikale köyünde bulunan Sümmani türbesini ziyaret ettiler. Türbeye girdiklerinde önce fatiha okuyan şairler burada Sümmani'nin hayatı, sanatı ve şiir anlayışı üzerinde İsmail Bingöl'ü dinledikten sonra, Sümmani'nin bade içtiği Ablak Taşı'na baktılar. Bilindiği gibi Sümmani Baba, bölgemizin tanınmış, önemli halk şairlerinden biridir ve adına her yıl törenler düzenlenmekte, şiirleri binlerce kişi tarafından ezbere bilinmektedir.

__________________
Ahmet Cinisli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:18 AM .


3.6.5
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.