Geri git   Türkülerle Erzurum Forum > DADAŞLARIM > Erzurum Şairleri

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-29-2010   #1
Ahmet Cinisli
Administrator
 
Ahmet Cinisli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Üye No: 1
Mesajlar: 1.087
Ahmet Cinisli - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Haydar DEMOĞLU-ERZURUM

DADAŞ
Haydar DEMOĞLU
Şair


1965 yılında bir odalı bir gecekondu da Erzurum’da doğmuş. Babası ayakkabı boyacısı annesi ev hanımı 6 çocuklu ailenin ilk çocuğu olan şair Rüştüpaşa ilkokulunda başlayan eğitimini kiracılık nedeni ile 12 Mart ilkokulunda tamamlamış, 23 Temmuz ortaokulunda süren orta öğretim hayatına, ailesine maddi destek sağlamak amacıyla avukat odacılığı ve hafta sonlarında da tablacılık yapmak suretiyle ara vermiş.
1984 yılı Aralık ayıda 65/4 tertip olarak Manisa ili batıkışla eğitim birliğine vatani görevini yapmak üzere katılan şair Konya Bozkır askerlik şubesinde 18 aylık Askerlik dönemini Mayıs 1987 bitirerek terhis olmuş. Aynı yıl Atatürk Üniversitesi' nde açılan sınavı kazanarak Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi' nde hastabakıcılık görevine başlamış, orta öğrenimine kaldığı yerden devam etmek üzere Cumhuriyet Akşam Lisesi' ne kayıt olup iş ve eğitimi birlikte yürütmeye çalışmış. Lise bitince açılan kurum içi sınavında başarı göstererek Ortopedi anabilim dalı sekreterliğine atanmış.
Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Ön Lisans Programını bitiren şair İşletme Fakültesi' nde Lisans tamamlamış, 1994 yılında evlenmiş ve 1996 yılında Atatürk Üniversitesi' nden İzmir Ege Üniversitesi' ne tayin alarak gelip İzmir’e yerleşmiştir. Burada açılan şeflik sınavında başarı gösterip “şef” kadrosuna atanmış.
80 li yıllarda şiir yazmaya başlayan şairin Erzurum yerel gazetelerinde ve bazı dergilerde çeşitli şiirleri yayınlanmış, internetin günlük hayata girmesiyle birlikte çeşitli kültür ve edebiyat sitelerinde de şiirlerini yayınlama fırsatı bulmuş, Anayurt Gazetesi tarafından düzenlenen şiir yarışmasında da mansiyon ödülüne laik görülmüştür.2 çocuk babası olan şairin kitap okumayı, şiir yazmayı ve bağlama çalmayı çok sevdiği bilinmektedir.
Elveda Demeyeceğim
Unutulmaktan, var mı daha beteri?
Sular gibi berrak, sel gibi heybetli,
Umutlarım; bir türlü filiz vermedi,
Mademki beceremedim sevilmeyi,
Riyasız, kinsiz, sevebildim herkesi,
*
Hüsran, kin yok, elveda demeyeceğim,
Hoşcakal deyip de, veda edeceğim,
Yeni dostları özlemle anacağım,
Dargın değil, seviyle ayrılacağım,
Aya ile sevgi ektim, biçeceğim
*
Riyasızdım, dost olmak istedim elbet,
En doğru olanı yapmak istedim hep,
Rükû hakka, çıkara etmedim biat,
Handır kalp, erdir kalem, vicdanım rahat,
Ak girdiğim yerden, ak çıkmaktır sebat,
*
Nasip nereye çekerse oraya giderim,
Benlik değil, biz olmaktır öz emelim,
Mizaç bu, canlı hata yapar sanırım,
Yani, akil der; hatadan ders alırım.
Sevmek, sevilmek, gayrısını yalan bilirimi
*
Olmasın sen, ben, boşadır kırgınlıklar,
Kul; melekler dâhil herkes hata yapar,
Umut yeşermeye, gün ışığı ister,
Lakin kâmilce konuşmak sorun çözer,
Us; yastıkta Demoğlu, kendin sorgular
Haydar DEMOĞLU // İZMİR


BIRAKIN BENİ…
Bırakın beni,
Bırakın, kendi halime...
Bırakın beni,
Bırakın, başbaşa...
Dertlerim ile.
*
Bu yürek, dipsiz bir kuyu...
Bırakın gömeyim,
Bütün acılarımı içime...
Eğildi belim,
Ağardı saçlarım,
İlk vuran sen değilsin,
Son vuran da sen olmayacaksın, bilirim...
*
Bırakın beni,
Bırakın, kendi halime…
Bırakın beni,
Bırakın, başbaşa...
Dertlerim ile.
*
Zaten, küsmüşüm her şeye,
Sevmeye, sevilmeye,
Sevgiye, sevgiliye,
Umuda, hayata, hayale,
Bırakın Demoğlu’ nu,
Bırakın da, gitsin,
O,meçhuller köyündeki meskenine.
Haydar Demoğlu / İzmir




Doyabilirmisin İzmir'e
“Doyabilirmisin İzmir'e
Mezarlıkbaşı’ndan,
Eşref paşa yönüne,
Bineceksin giden eshot otobüsüne,
Bayramyeri’nden,
Seyredeceksin manzarayı,
Doyabilir misin İzmir’e.

Tanrı’nın çizdiği,
Canlı şaheseri görmeye,
İnciraltı sahilinden bak!
Karşıyaka’ya, Bostanlı’ya…
Asansör’den kuşbakışı seyret,
Bak doyumsuz manzaraya.
Doymak mümkün müdür? İzmir’e ya!

Kordon’dan günbatımını,
Tanrı işlemiş gerdana.
İzmir bir aşktır,
İzmir bir sevda,
Bir bardak demli çay,
Bir de kumru var ya!
Hayat deymez mi de, dostum?
Günbatımı’nda bir kadeh rakıya…
Medeniyetin meşalesi yanar burada.
İzmir’i yaşamak,
İzmir’de yaşamak…
Her hayat burada, tarlada bir başak…
Bir kez soludun mu havasını,
Zor gelir ayrılmak,
Kolay değil İzmir’e doymak.

Aslan sütü bir de tulum peyniri:
Budur, İzmir akşamlarının rengi,
Deniz, balık ve rakı…
İzmir’de ayrılmaz üçlünün adı.
İyottur mezelerin hası,
İzmir alır, gözlerden yüreğe…
Ruhtaki yorgunluğu, kiri, pası…
Kadifekale, Agora, Kemeraltı
Bağladın mı birbirine bunları
Olur mu İzmir’e doymanın mümkünatı.
Haydar DEMOĞLU / İZMİR

Haydar Demoğlu


Cemde Semah Dönerken

Cemde Semah Dönerken (Dem’de iken Ruhum)
Ruhumun telleri dillendi, kaynadım coşa geldim,
Serimde yanıyordu aşk, tütmeden küle dönüverdim.
İçimden gelen sese, kulak kabartıp dinledim…
Bismi Şah Allah, Allah, ya Muhammed ya Ali sesleriyle ürperdim

Cemde semah döne, döne çağırdım

O an, Allah, Muhammed, Ali’ydi, umudum aşkım.

*


Dinledi; ruhumla bütün varımla beden,
Yağan kar’ın, yağmurun sesindeki heybetten,
Duydum o seslerin cemini yüreğimin içinden,
Her düşen, damla, tane, söylüyordu Allah isminden
İçime cemreler düşmüş gibi, baharı hisseti ten,
Ürperiyordum serden geçerek, ruhum ürkek, tüyüm diken,,
Bir cem meydanıydı bura, ruh kopmuştu bedenden,
Hakkın kelamı, ayırıyordu beni benden,
Canım semah dönüp, dilim “hü” çekerken.
Kendimi görüyordum, bulutların üstünde uçarken,
Hakkı görür gibiydim, gönül gözümden
*
Ruhumda hissetim, toprağın korkutan heybetini,
Meyil verdim göğe, dinledim kulak çınlatan sesini.
Diyorlardı, Bismi şah Allah, Allah, Ya Muhammed Ya Ali
Dalmışlarken kelamın demine her biri.
Cemde, semah dönen kalbimi,
Öyle bir heyecan kaplamıştı ki
Ayrılmıştı ruhum bedenden, olmuştum bir deli,
Allah, Muhammed, Ali’yi görmüş gibi
Onları hissederek, çarpıyordu fırlayacaktı sanki
Coşa gelmişti gönül tellerim, bülbül misali.
**
Ruhumla, can kulağımla dinledim titrercesine,
Esen rüzgârların, coşan derya denizin yöneldim sesine.
Semaha yükselip, arşta secde edercesine,
Allah, Allah diyorlardı Sanki yaratanı görmüşçesine…
Ruhumdan kopartıp korkutuyordu beni, bu hal ne?
İçim içime sığmıyordu, düşünemiyordum haktan gayrı bir nesne,
Bir koro tek ses olmuş tüm canlarda aynı cümle,
Çınlayan nidalar tek yürek, tek nefeste,
Haykırıyordular Allah Muhammed Ali diye.
*
Bu cem meydanında tüm canları sarar Allah’ın aşkı,
Ruhlar arşa yükselir, niyaza secde eder başları.
Hissederler ölüm kalım arasındaki o sırrı,
Her nabızlarının atışında ki ruh halleri,
Ölü gibi bu dünyadan kopmuştur o anda, bağları.
Cem-i semahta bir noktaya varmıştır odakları,
Bismi şah Allah, Allah Ya Hüseyin’i Kerbela’ya kitlenmiş dilleri,
Gözlerden boşalır seller, yürek parçalar iç çekişleri
*
Ruhumla dinledim, yüreğimle hissetim yine,
Deryalardaki balıkları, dalmışlardı gecenin sessizliğinde deme,
Dalgalar eşlik ediyordu, balıklar âlemindeki ceme,
Allah, Muhammed, Ali isimiydi duyduğum noşlarında ki name,
Ben benden yok olup, geçiyordum serimle,
Ayini cemde sanki dolaşıyordum Ummanların dibinde.
Semah dönerken ruh dolaşıyor gibi âlemin her köşesinde.
Ehlibeytin; ismi abasına dualar ile kilitlenen dile,
Allah, Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin diye inleyen yüreğe,
Gözyaşlarıyla arşa yükselip, dilleri ile rahmet dileyen özlere.
Serde araşa varmaktır, ruhlardaki emeli gaye.
Hakla hak olmak, hakkı özünde bulmak için seri demde,
Cem meydanında semaha dalıp, ölmeden ölmek gerek döne, döne
*
Ruhumla dinleyip, kulak verdim tabiatın her bir sesine,
Sanki Perşembe akşamında, bir semahı cemde,
Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali ismine okunan nefeslerle
Çınlıyordu koro gibi bir ağızdan tek seda,
Yükseliyordu arşa bu ses dalga, dalga
Bu isimlerdi; tenimi ürpertip, yüreğimi okşayan nağme,
Kuş gibi hafifleyip uçuyor insan, semah dönerken cemde
*
Haydar Demoğlu; ruhuyla deme dalıp, kulağıyla duymak ister,
Cemde okunan dua ve nefeslerle, dalar kelama serden geçer,
Bu meydan da semah döner, kalbiyle Hakka secde eder,
Nabzının her atışında Allah’ı hissedip tir, tir titrer,
Allah, Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin aşkıyla daim dili döner,
Sönmeyen bir alevdir yüreği, her nefesinde bu aşkı hisseder.
Hakka varmak için, dünyadan göçmek ister…
Bulabilmek için gönlündeki demini, hak ile hak olmak ister.
Haydar Demoğlu / İZMİR



Heç Erzurum’a Gettım Deme
Kesme şekerini kıtlayıp çay içmedinse,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Cağ kebebi lavaşına sarıp yemedınse,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Oltutaşından; tespih, hediye almadıysan
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Kadyıf dolmasına çatal sallamadıysan,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Türbeye çıkıp Erzurum’i seyretmedinse,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Gala, İlice; şifalı suya girmedinse,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Yastık döner üstüne, soğuk su içmedinse,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Hamam’ında ter ayıp, bir kese yemedınse,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Çifte minareli medreseyi gezmedinse,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Ulicamiye girip, bir namaz kılmadınsa,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Yakutiye de köpüklü ayran içmediysen
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Kongre binasında, ATATÜRK’ü anmadıysan
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Köşk bahçesinde bir semaver yaktırmadıysan,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Yeşermiş civil lorla kahvaltı yapmadıysan
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Ciritini, at yarışını seyretmedinse
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Çatıdan sarkan buzun altından geçmedınse
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Palandökende kayak kayıp, kararmadıysan,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Karda mangal yağıp, kadeh toğuşturmadıysan,
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Pestil yiyip, pekmezine parmak banmadıysan
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Hem yaz, hem de kış havasıni solumadıysan.
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
*
Demoğlu; İbrahim Hakkı’yı okumadınsa
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Sümmani, Emrah, nefesleri dinlemedinse
Heç Erzurum’a, gettım, gezdım, bilirem deme.
Haydar Demoğlu


Biri de Öğretmen…
Biri birinden kutsal üç görevli vardır,
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen,
Nârhına paha biçilmez emekler vardır,
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen,
*
Bu yaşam yolunda ilk eğitmenin annen,
Yedinde, hayatına girer ilk öğretmen,
Eşin yirminden sonra, destektir gönülden,
Değişmez yoldaşlardır, anne, eş, öğretmen.
*
Dünya bir kovandır, çocuklarımız arı,
Bal üretmek için ararlar kudret narı,
Onların kudretten üç çiçeğinin adı,
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen,
*
Bakarsan bağ, bakmasan dağ olur demişler,
İşlenmesi gereken altındır çocuklar,
Onlara bakıp, eğitip, işleyen eller…
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen,
*
Her başarıda vardır, gizli bir kahraman,
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen,
Mutludur emeğini mevkilerde gören,
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen,
*
Gözünü açtığında, karanlıktır dünyan,
Biri sağın, biri solun, biri arkandan,
Üç ışıkla aydınlıklara kavuşturan,
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen,
*
Bağ, bahçelerde birer çiçektir çocuklar,
Filizlenip gelişmeye, emek isterler,
Onları; güneş, toprak, su olup kucaklar,
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen.
*
Onlar büyüyüp, öğretmen, eş, anne olur,
Bu görevler nesilden nesile devrolur.
Bu üçlü küçük yarınlara anlam olur,
Biri anne, biri eş, biri de öğretmen,
*
Ali der; bir harfe kırk yıl köle olurum,
Veliler der; ilimsiz yolda kaybolurum,
Resul der; öğretmeyi ibadet sayarım,
Hak der; anne, eş, öğretmen, cennet güllerim.
*
Demoğlu der; anneler, eşler, öğretmenler,
Nice kahramanı tarihe mal ettiler,
Peygamberler, Fatih Sultanlar, Atatürkler,
Anne, eş, öğretmenlerden feyizlendiler.
Haydar DEMOĞLU // İzmir 2007

Atatürk' tü..
O, Kimdi? Türk'ün Tarihine güneş gibi doğan...
Bu vatanı, sağlam temel üzerine oturtan,
Yarınları ve geleceği bizlere bahşeden,
O, Atatürk'tü; bu millete zemin hazırlayan.
*
O, Kimdi? Ömrünü, yurduna milletine veren...
Sabrıyla, çilelere dertlere meydan okuyan,
O, her zaman azmi ile tuttuğunu kopartan,
O, Atatürk'tü; Türkün yarınını aydınlatan.
*
O, Kimdi? Tüm gözlerden akan yaşları, dindirten...
Ölmek üzere olan vatanı, yeniden dirilten,
Türküm diye, Türklüğü dünyaya kabul ettiren,
O Atatürk'tü; milletinin göğsünde gurur olan.
*
O, Kimdi? Bir çağa bir asra, damgasını basan,
Adını, tarihe altın harfler ile yazdıran,
Bir zamanlar, bütün dünya tarihine nam salan,
O, Mustafa Atatürk'tü; eşsiz bir hakan olan.
*
O, Kimdi? Yurduna ışık saçıp, meşale olan,
İnsana, sonsuz değer verip, ona saygı duyan,
Altın kalbini; vatan, millet aşkıyla dolduran,
O, Atatürk'tü; bugünün gençlerine çağ açan.
*
O, Kimdi? Bin sekiz yüz seksen bir yılında doğan,
Gönülleri feth edipte, eşsiz bir insan olan,
On Kasım, dokuz yüz otuz sekizde, anıtlaşan,
Demoğlu; o Atatürk'tü; dünyaya bedel olan.
Haydar Demoğlu-Erzurum

İnsan Manzarası
Bir mevsim,
Bir bahar,
Geldi geçti aradan...
Bir yırtık resim,
Dünden, geri kalan,
Solmuş bir yaprak,
Tükenmiş, bir tükenmez kalem,
İnsanı anlatan,
Basit araçlardan olan…

Ne sen varsın, şimdi...
Ne de ben,
Geçmişte kaldı,
Sen, ben,
Cıvıl, cıvıl
Gülüp söyleyen, o beden.

Saklı bence;
Bütün dünya...
Gözlerde ve zihinlerde,
Zaman aşımına dayanan ne?
Ne sen bildin,
Ne Demoğlu,
Nede bilen var,
Öyle değil mi? söylesene.
(Haydar Demoğlu- Erzurum)

Erzurum'da Kar Altında
Yazın tozu, kışın buzu...
Kızlarının vardır nazı,
Dadaş; atar nağarayı...
Kar altında, kar altında.

Palandöken; kar altında,
Şu Erzurum, kar altında,
Dadaş oynar, at sırtında,
Hançer barı var şanında,
Tey, tey, tey, tey.....
***
Bir kadayıf dolması var,
Çağ kebabı, lavaş sarar,
Arada, tek tük de atar,
Kar altında, kar altında.
***
Kışı soğuk, yazı serin,
Bıyığı, buz tutmuş erin,
Ehram örtmüş, esketeğin,
Kar altında, kar altında.
***
Erzurum sevgisi başka,
Göreni düşürür aşk'a,
Muhabbet sohbet, bir başk
Erzurum da Kar altında
***
Yaylasında soğuk ayran,
Yak semaver, çaya dayan,
Soğuğa meydan okuyan,
Dadaşlarım, kar altında.
***
Şabahane, cennet çeşme,
Laleli'den, Kevgiri'ye,
Kar'a yazıp, ilan eder...
Dadaş, aşkın sevgiliye.
***
Oltu'sunun kara taşı,
Soğuk suyu, kaplıcası,
Erzurum'un insanları,
Umut dolu, kar altında.
***
Palandöken zirvesinde
Et pişer mangal üstünde
Gel de doy, aslan sütüne?
Erzurum’da kar altında
***
Bir yanında şelalesi,
Tarih kokar, her köşesi,
Kemal Paşada,severdi,
Erzurum’u, kar altında.
***
Demoğlu’da Erzurum’lu
Palandöken kayak yolu,
Kızakla kayar yoksulu,
Erzurum’da, kar altında.
(H.Demoğlu-Erzurum/İzmir)

GELDİ GEÇTİ BİR ÖMÜR

Rüzgar gibi geldi geçti bir ömür,
Emekler, bir gün gelir biter çürür,
Sanma ki bu dünya sana yar olur,
Maksut, murat hep yalanla son bulur.

İki günlük bu dünya, kime bakidir,
Gelen gider, can göçmen kuş gibidir,
Ütopya (âdemin)âlemi, hayal şehridir.
La mekân ölümden sonraki yerdir.

Ark kazar dostlar, toprak sadık yârdir,
Kader baştanbaşa kimi güldürür,
Ağırdır gam yükü, çeken bilir,
Umut bitince hayat duruverir.

Demoğlu’da geldi, gider dünyadan,
Yaşadıkça hayalden umut bulan,
Cefaya; kader deyip katlanan,
Bir gün; günah, sevap yüklenir sırtan.

Haydar DEMOĞLU/İZMİR




2011 Dünya Üniversite Kış Olimpiyat Oyunları DADAŞLAR Diyarı ERZURUM












__________________
Ahmet Cinisli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:34 AM .


3.6.5
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.