DADAŞ İlhan KINALI (Ozan İLHANi)

DADAŞ İlhan KINALI (Ozan İLHANi)

DADAŞ İlhan KINALI (Ozan İLHANi)
Bu haber 01 Şub 2015 Paz 7:02 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

DADAŞ

İlhan KINALI

Ozan İLHANi

Ozan İLHANİ

Ozan İLHANİ, Dadaş’ım
Alnım açık, diktir başım
“Turan” yol, “Ülkü” yoldaşım
Bu sevdayla tozan demek

1968 yılı Erzurum – Şenkaya – Turnalı Köyünde doğdu. Âşık Meftuni’nin yeğeni, Âşık Mehmet KINALI’nın oğludur. İlkokulu köyünde okudu. Bu zaman zarfında, Baba evi yörede ki ozanların, âşıkların uğrak yeriydi. Küçük yaşta ozan meclislerinin içinde buldu kendisini ve çok sayıda ozanla tanıştı. Usul ve gelenekleri babasından öğrendi.Şiir yazmaya ortaokul yıllarında başladı. Hemen her konuda şiirler yazdı. Hece şiirinin her türlü kalıbını kullandı. Şiirleri çeşitli gazete, dergi ve internet sitelerinde yayınlandı. Katıldığı yarışmalardan çeşitli dereceler aldı. Dil elden gidiyor adlı şiiri İTÜ. Türk Dili ve Tarih Kulübünün özel yayınları arasında yayınlandı. Bakış açısı Anadolu’dan bütün Dünyaya Türk’ü aradı, Türk’e yazdı, Türkçe yazdı. Yine dönemim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı Sayın Rauf DENKTAŞ tarafından kendisine TEŞEKKÜR BELGESİ verildi.Yüksek okul mezunu (metalürji) olup, halen bir kamu kuruluşunda memur olarak iş hayatına devam etmektedir.
Evli ve iki çocuk babasıdır.

Vatanımı Eleştirip Durmayın
Vatanımı eleştirip durmayın
Adı güzel, tadı güzel ildenim
Kendinizi hiç boşuna yormayın
Namı özel, şanı özel ildenim

Asla eksik olmaz başında duman
Şairlere ilham verdi, her zaman
Erzurum’a yolun düşeceği an
Gelene hoş, gidene yaş ildenim

Dimdik Palandöken meydan okuyor
Dört bir taraf şehit kanı kokuyor
Yağız at kükrüyor, Dadaş yürüyor
Bayrak inmez, Ezan dinmez ildenim

Nene Hatun yüce dağlar başında
Yalın ayak vatanın telaşında
Dadaşın meydanda haykırışında
Zalime had, mazluma yad ildenim

Aşık Sümmani’ dir bizim pirimiz
Onun gösterdiği yolda yürürüz
Üstat Reyhani’ den feyiz alırız
Ozanı çok, talihi yok ildenim

O Lütfü Canan` a varmak istersen
Habib babamızı görmek istersen
İbrahim Hakkı’ dan yardım istersen
Yardıma koş, gönlüne hoş ildenim

Ozan İlhani der, haklı gururum
Havası sert, Dadaşı mert Erzurum
Emsali var mıdır? Acep o yurdun
Yörede tek, gerçekte hak ildenim
Ozan İlhani

Ozan İLHANi  1

Ozan İLHANi

 

DADAŞ NEDİR
Soruyorlar “Dadaş” nedir
Dadaş, yiğit insan demek
Elekten süzülmüş, nadir
Bir dosdoğru lisan demek

Hâk birdir, Muhammed haktır
Dini İslam, yüzü paktır
Dadaş sönmez bir ocaktır
Adilce bir düzen demek

Vatan, millet, Ezan sesi
Tekbir, Dadaş’ın künyesi
Hal bilmeze olur asi
Her yanlışı bozan demek

Nene Hatun’dur, anası
İnci inci kar tanesi
Dadaş Türk’ün efsanesi
Türk’e destan, yazan demek

Kirpiği ok, kaşı Ay’dır
Dadaş çelikten bir yaydır
Çok adildir, eşit paydır
Meseleyi çözen demek

Harp içinde coşkun seldir
O Doğu’dan esen yeldir
Vatana amade, kuldur
Vatansıza kızan demek

Sevgi ve saygı adamı
Haine, kaygı adamı
Gönlüyle, duygu adamı
Duygusuzu üzen demek

Dadaş, Cumhuriyet dedi
Ne mutlu hürriyet dedi
Kurtulsun zürriyet dedi
O Moskof’u ezen demek

Savaş, Dadaş’a bir düğün
Bar başlıyor, durma soyun
Dadaş çoban, düşman koyun
Yüreği pek gezen demek

Dadaş’ın var üç kardeşi
Gakkoş, Yiğido sırdaşı
Efe’lerim sınır taşı
İçten, dışa süzen demek

Ozan İLHANİ, Dadaş’ım
Alnım açık, diktir başım
“Turan” yol, “Ülkü” yoldaşım
Bu sevdayla tozan demek
Ozan İlhani

DADAŞ İlhan KINALI (Ozan İLHANi)

DADAŞ İlhan KINALI (Ozan İLHANi)

OZANIM

Bir yanım SÜMMÂNİ, bir yanım ŞENLİK
Böyle bir ocaktan gelmiş ozanım
Bizde insan esas, yok senlik, benlik
Hâk yolda bağrını delmiş ozanım

PİR MEFTÛNİ dergâhında var olan
Bazen yağmur olan, bazen kar olan
Alev alıp, ateşlenip, nur olan
Pirinden desturu almış ozanım

Düşmedik inkâra, şöhrete, şana
Her dönemde ışık tuttuk cihana
Atamdan babama, babamdan bana
İkrarında karar kılmış ozanım

Birçoğu hayatta, birçoğu fani
Son yüzyıla nokta koydu, REYHANİ
MURAT ÇOBANOĞLU, MEVLÜD İHSANİ
NUSRET’ lerle sazın çalmış ozanım

Ozan İLHANİ’ yim oldum aşina
Bize çelme atan, iyi düşüne
Dostun zehir kattırmayız aşına
Sevgi deryasına dalmış ozanım

Dostumuzda belli, düşmanımız da
Çiğ süt emmişlerden yılmış ozanım

BU BENDE VAR

Yaşamak için bir sebep
Yetiyorsa bu bende var
Sevdanın mızrağı cana
Batıyorsa bu bende var

Ay dolanır, batar Güneş
Gir beynime, yüreğim deş
Duygu düşünceyle güreş
Tutuyorsa bu bende var

Kör felekten gelen taşta
Gelmez bahar, bitmez kışta
Bir özlem dumanı başta
Tütüyorsa bu bende var

Saz inler, kalem yazarda
Sebep son bulur mezarda
Bir âşık derdi pazarda
Satıyorsa bu bende var

İLHANİ’YİM bugün, dünde
Gözüm yoktu şöhret, ünde
Bir insan ki gün be günde
Bitiyorsa bu bende var

GİRSEM İZİNE

Ben bezgin bir avcı, sen tezgin maral
Varıp peşin sıra, girsem izine
Sen davacı olsan, ben tutuklu hal
Aşka hüküm giysem, dursam izine

Ben Kerem olsaydım, sen de bir Aslı
Sana türkü yaksam, yaslı mı yaslı
Sen bir dağ olsaydın; dumanlı, sisli
Ben yolcu, yolumu sürsem izine

Ben şiir olsaydım, sen de redif’im
Ben hasta düşseydim, sen de sedef’im
Ben bir deli kurşun, sen de hedef’im
Aşk ile fırlayıp, vursam izine

Bir ağaç olsaydık; ben kök, sen filiz
Gövde, dal ve yaprağına talibiz
Ben bir şahin olsam, sen de bir yeliz
Açsam kanadımı, gersem izine

Ben yazar olsaydım, sen hazin öykü
Sevdan umudumdur, hasretin kaygı
Virgülü sevgi say, noktayı saygı
Aşkın kitabında ersem izine

Ben Ferhat olsaydım, sen de bir Şirin
Sular akıtsaydım, serin mi serin
Ben Ozan İLHANİ, sen kisbukârım
Canımı cananın sarsam izine.

BEZMİŞİM HEY

Dert kitabını yazanın
Ustasını ezmişim hey
Cümle derdi salın bana
Öz canımdan bezmişim hey.

Feleğe attım taşımı
Duman bürüdü başımı
Ben elekten gözyaşımı
Damla damla süzmüşüm hey

Hele bak köhne zamana
Attı bizi imtihana
Ahım çıktı âsumana
Bir ben beni üzmüşüm hey

Bre felek işte yüzün
Kısmetime düştü hüzün
Dert dolu gecen, gündüzün
Sana hayli kızmışım hey

İster isen, nazar eğle
İster öldür, mezar eğle
Dişin bile, hızar eğle
Hasretinle sızmışım hey

Eğirdim aşkın, teşiyle
Yandım aşkın, ateşiyle
Bu şiiri, gözyaşıyla
Yine sana yazmışım hey.

İLHANİ’ yim bu âlemde
Ömür tükettik, elemde
Ey aşk; seni tek kalemde
Bundan böyle çizmişim hey.

SANMAYIN

Ben bir aşkın Mecnun’uyum, çölümüz biter sanmayın,
Nehirler su vermese de, gölümüz biter sanmayın

Adaleti çalar sazım, bazen de çekilmez nazım,
Rabbim` den vardır niyazım, dilimiz biter sanmayın

Susmak bize ne kelime, aldanma durgun halime,
Engel koysalar yoluma, yolumuz biter sanmayın

Yollarda kalan olsa da, gaflete dalan olsa da,
Bağımız talan olsa da, gülümüz biter sanmayın

Sesi sese katmasak da, malımızı satmasak da,
İpek ihraç etmesek de, şalımız biter sanmayın

Çoğu, boşa volta atar, her günü Pazar’dır der yatar,
Bir tek Cuma bize yeter, Salı’mız biter sanmayın

Der İLHANİ, vursa beni; yeter ki dost, sorsa beni
Can düşmanım yorsa beni, halimiz biter sanmayın.

BAŞLAR AYAK, AYAKLAR BAŞ

Karınca, Fil ile hesaba durdu
Gök gürledi, şimşek çaktı o anda
Sivrisinek ile Üvez kapıştı
Oluk, oluk kanlar aktı o anda

Boz Kurtlar ki dört bir yana dağıldı
Sırtlan tarafından, Aslan boğuldu
Kurbağa vak dedi, Timsah yığıldı
Lığ sular altına battı o anda

Kobra tüm hızıyla, zehrini itti
Kartal acımadı, pençeyi attı
Her iki cengâver yerlerde yattı
Baykuş viranede öttü o anda

Issız taşta ala geyik inlerken
Bay tilki gölgede müzik dinlerken
Porsuk un sesini, fare çınlarken
Karga uzun hava yaktı o anda

Bir baktım Zürafa yerlerde yatmış
Sebep ne? Dalında bir Serçe ötmüş
Pire baş kaldırmış, Deve yi tutmuş
Acımadı, yere yıktı o anda.

Issızlık hâkimdi, orman çok sessiz
Kelebek teftişte, hepsi nefessiz
Arıya rast geldi, dedi ki, ey siz
Bir defalık ikaz etti o anda

Ayı, Domuz ile bir dostluk kurmuş
Sincap inanmamış, yukardan sormuş
İş birlikçi Çakallar da var imiş
Köstebek küsünce gitti o anda.

Dengeler bozulmuş, bitmiyor savaş
Bende meraklandım, eğledim telaş
Gördüm, başlar ayak, ayaklarda baş
Umutlarım bir bir bitti o anda

Dinle İLHANİ’ yi var neler, neler
Savaşla çözülür tüm meseleler
Endişe hâkimdi ve vesveseler
Gün doğmadan, Güneş battı o anda

BİR ZAMAN

Gök bakışlı güzel, hatırlar mısın?
Seninle ahdîmiz vardı bir zaman
Sevda ocağını beraber yaktık
Başımızı duman sardı bir zaman.

Cevahirdi toprak, elmastı taşlar
Bize oyuncaktı, zoraki işler
Zamansız biterdi, onca yokuşlar
Emel ve arzumuz birdi bir zaman.

Yayla yollarında, türkümüz kaldı
Güneş ufka girdi, korkumuz kaldı
Sevda yalan oldu, farkımız kaldı
Bizi süzen gözler kördü bir zaman.

Hayalin kayboldu, bakışında yok
Alevin çiseli, yakışında yok
Bir şimşek misali, çakışında yok
Felek planını kurdu bir zaman.

İnsan yol alamaz, kaderindendir
Dil siteme gebe, kederindendir
Sinemde ki sızı, ta derindendir
Sitem baltasını vurdu bir zaman

Ozan İLHANİ’ yim haberin alsam
Bir gece ansızın, kapına gelsem
İki çift sözüm var, söyleye bilsem
Derler muradına erdi bir zaman.

TEL AĞLAR

Bir ozan ki gerçek ozan olursa,
Mızrak vurur, perde inler, tel ağlar.
Kervan menzilini tezden alırsa,
Irak durur, dağ taş inler, yol ağlar.

Derviş isen, bir destur ver gireyim,
Bağban isen, bağın göster göreyim,
Aksi olma, müsaade et, dereyim,
Bahçe kurur, bülbül inler, gül ağlar.

Hâk rızası için, halkı sevmezsen,
Hak edeni, hakkı ile övmezsen,
Âşık olup, kara bağrın dövmezsen,
Mecnun ölür, Leyla inler, çöl ağlar.

Nefsi emareye uyan ey kütük,
Dünya senin olsa, yitiksin, yitik.
İLHANİ yılların elinde bitik,
Halik bilir, balık inler, göl ağlar.

GEL DE GÖR

Neden dertten kurtulmuyor bu başım
Günden güne eriyorum, gel de gör
Her daim gözümden sel olur yaşım
Meçhul yola yürüyorum, gel de gör

Ben ne hallerdeyim, sen ne hallerde
Sen muamma oldun, ben yad ellerde
Seni sahralarda, seni çöllerde
Bir Mecnun ki arıyorum, gel de gör

Hiç bitmeyen şarkı oldun dilimde
Soruyorlar ne var senin halinde
Çare bulamadım tıp biliminde
Dermanı sen görüyorum, gel de gör

Sen elimde mızrap, sazımda telsin
Sen viran bağımda, açmayan gülsün
Ben sana aşığım, tüm Dünya bilsin
Dağa, taşa soruyorum, gel de gör

Umudum tükendi, arzum kırıldı
Sevdiklerim bir bir bana darıldı
Dünyam zindan oldu, sinem yarıldı
Yarama tuz sarıyorum, gel de gör

İLHANİ` yim neler geldi başıma
Acımadın, gözden akan yaşıma
On beşinden geldik, otuz beşine
Yirmi yıldır ölüyorum, gel de gör

SEN OLMAYINCA

Ey vefasız güzel duysan sesimi,
Bir garip haldeyim, sen olmayınca.
Hasretine saldım gönül kuşumu
Bir kırık daldayım, sen olmayınca.

Nede çabuk geldi, geçti yıllarım
Tercümansız kaldı, ahraz dillerim
Vatansız bıraktın kayıp illerim
Bilinmez yoldayım, sen olmayınca.

Senin olmadığın günü neyleyim
Bugünü, yarını, dünü neyleyim
Bu dünyanın sonu, fani neyleyim
Issız bir çöldeyim sen olmayınca.

Gökte uçan kuşun duysam sesini
Hıçkırık boğuyor gör nefesimi
Pınarlar doldurmaz gönül tasımı
Kurumuş göldeyim, sen olmayınca.

Ozan İLHANİ’ yim dermanım mı var
Hüzünden çıkmaya, fermanım mı var
Ne bağım, bostanım, ormanım mı var
Renk vermiş güldeyim, sen olmayınca.

SORMA BANA

Gel bu aşkın acısını
Ey efendim, sorma bana
Ömrüm aşka heder ettim
Duy efendim, sorma bana.

Gözüm yaşlı, sesim kısık
Yarından umudum kesik
Kalp yorgun, suratım asık
Huy efendim, sorma bana.

Aşkın hakikati gizli
Bazen bizsiz, bazen bizli
Zaman geçer hızlı hızlı
Say efendim, sorma bana.

Kalbim söyler, dilim yazar
İnsan gayesince gezer
Biri memnun, biri kızar
Cay efendim, sorma bana

İLHANİ bir aşkın adı
Kaldı mı dünyanın tadı
Kuru dere, susuz vadi
Vay efendim, sorma bana

GEZER HA GEZER

Bir insan ki dost olursa Şeytana
Nefsinin elinden bezer ha bezer
Dokunma ey avcı, yavru ceylana
Yol bilmez; meçhule, tezer ha tezer.

Plan, proje yok, kaybolmuş imar
Gecekondu diken, ustayım sanar
Ömrünü mesleğe harcamış mimar
Özü Sinan’dandır, çizer ha çizer.

Hal bilmeze bu dünya bir gam hane
Dert katlanır, zam üstüne, zam hane
Alçak, namert, fitne, fesat tam hane
Toplum huzurunu, bozar ha bozar.

Kamillerin gerçek olur konusu
Tüm mahlûkat bu dünyanın fanisi
Bir ozan ki örnek alır, Yunus’ u
Mağrip’ ten Maşrık’ a yazar ha yazar

Gel Ozan İLHANİ, uy imtihana
Yolunu kaybedip, düşme ummana
Günahkâra derler, gir Cehennem’ e
Günahsız, Cennet’ de, gezer ha gezer

KURTARIR

Aç kulağın, dinle beni
Gemiyi, liman kurtarır
Yalansam, yalanla beni
Mümini, iman kurtarır

Ne amcadan, ne dayıdan
Su çekilmez, kör kuyudan
Sürüyü kurttan, ayıdan
Hakiki çoban kurtarır

Zarar veren namertlerden
Boş kafalı, hoş fertlerden
Seni, bir nevi dertlerden
Yürekli çaban kurtarır

Güz gelince soğuk başlar
Sararmaz mı? Dağlar, taşlar
Uzun sürer ise kışlar
Soğuğu, soban kurtarır

Kan ile zafer yazılmaz
Adilse, birlik bozulmaz
El ile toprak kazılmaz
Toprağı, saban kurtarır

Mazluma zulüm etme sen,
Faydasız yola gitme sen,
Oğul sakın zannetme sen,
Seni yad yaban kurtarır

Yapıcı ol, yıkma oğul
İlim deryasında boğul
Özde bir ol, dışa dağıl
Seni Türkistan kurtarır

Bak bu dünyanın haline
Aldanma suskun halime
İmlasızsa bir kelime
Cümleyi ozan kurtarır

Bağban isen, bağın nerde
Çare olmalısın derde
Gayen hizmet ise yurda
Yurdu, okuyan kurtarır

İLHANİ der, kırılanı
Tevekküle sarılanı
Hâk yolunda, yorulanı
Er Rahim Rahman kurtarır

DEĞER

Bir muamma açtım size
Vakit döner, beş’te değer
Güneş hâkimdir, gündüze
Zerresi ateş’te değer.

İnsana has şeref ve şan
Ömür dediğin, imtihan
Olsan cihana pehlivan
Olası bir tuş’ta değer.

Âleme bak örneği çok
Kimi açtır, kimisi tok
Karıncadan çok gezen yok
Ne çare ki kuş’ta değer.

Akıl erişmez ermeye
Onsuz hayatı sürmeye
Vücut insana sermaye
Bir nokta ki baş’ta değer.

Âlim olsan, eremezsin
Bağban olsan, deremezsin
Ferhat olsan, yaramazsın
Seherdeki yaş’ta değer

Gel İLHANİ, kalma cahil
Bir denize, dört yan sahil
Tarlada yetişir tahıl
Değirmende taş’ta değer.

ÜLKEMDEN İNCİLER

Fitne, fesat güçler varken
Post giyinmiş hiçler varken
Dağa çıkmış piçler varken
Birileri gülen olmuş

Adalette, çark bozukken
Eğitimde, fark bozukken
Batı gözde, şark bozukken
Gidişattan yılan olmuş

Gelen vurmuş, gören durmuş
Herkes birbirine sormuş
Züğürt çenesini yormuş
Ağayı da bilen olmuş

Zenginim volta atarken
Servete, servet katarken
Garip gün be gün batarken
Açlıktan da ölen olmuş

Bankalarda, kasa kayıp
Millet batmış, yasa ayıp
Altı çalıp, beşe sayıp
Millet hakkı talan olmuş

Parasıza, şifa yokken
Derdimiz dağlardan çokken
Hırsıza çaldığı hakken
Suç haklıya ilan olmuş

Gün gelir sevdamız biter
Söngün ocak, sanma tüter
Yâdlar gelir, toyun tutar
Uyanırsın yalan olmuş
Ozan İLHAN, sözün kime
Sinen dertli, özün kime
Ozan isen, pozun kime
Seni senden çalan olmuş

SESİMİZ DUYULMAZ BEYİM

Can hamurum merhametle yoğrulmuş
Bizde hiçbir cana, kıyılmaz beyim
Yönüm beni Yaratan’a doğrulmuş
Yad elin hırkası, giyilmez beyim

Doğru konuş, doğru yürü, sus demem
Sen doğrusun şu eğriden küs demem
Ne haddime, günahkâra pis demem
Affeden Rahman’a doyulmaz beyim

Ayağımda çengel, kollarımda bağ
Gözlerimde yaş var, yüreğimde dağ
Geceler ölüyüm, gündüzleri sağ
Derdimiz kimseye deyilmez beyim

An gelir ki, bizi çalar saatler
Çabuk söner yalan, yanlış vaatler
Ozanlara verilir tüm biatler
Zaman kör, sesimiz duyulmaz beyim

İLHANİ, kanatsız kuşa benzersin
İmansız yaşarsan, boşa benzersin
Aldanma ömrüne, düşe benzersin
Akan su gibidir, sayılmaz beyim

BABAM DERDİ Kİ:

Kurban bayramına erince şayet
Hâk yolunda kurbanını kes oğul.
Aşk ile tekbir al, can bulsun hayat
Ya Allah, Bismillah diye es oğul.

Kurbanın yönünü Kıble’ye çevir
Canını acıtma, usulca devir
Sakın ha; sen sen ol, aksi bir tavır
Hâk yolunun girdabında sus oğul.

Adabına uygun kestin kurbanı
Düşün İsmail’i, canlandır onu
Çekilince canı, dökünce kanı
Damla kanı etmeyesin pis, oğul.

Kurbanı kesince üçe bölesin
Bir bölümü yedi paydır bilesin
Eşe, dosta içten içe gülesin
Bayramlarda kalmayasın küs, oğul

İLHANİ babamın öğüdü bende
İslam’ın bu emri, büyüdü bende
Benden de oğluma, kayıtı bende
Bu şiiri yüreğine as oğul

BÖYLE HAYAT

Maşuk yitik, âşık deli,
Mecnun’suz bir Leyla hayat
Bitmez aşığın vebali
Neye yarar söyle hayat.

Ağız kurur, söz de biter
Yürek yanar, köz de biter
Mevsim geçer, güz de biter
Sis bürümüş yayla hayat.

Suya hasret çöllerimiz
Yaprak dökmüş güllerimiz
Yeminliyken dillerimiz
Yaşanır mı böyle hayat

Dert bitmedi, deste deste
Ömür geçti bir nefeste
Kulağım gelecek seste
Aktı coşkun suyla hayat

İLHANİ bağ deremedim
Bir menzile varamadım
Şehirlere giremedim
Tamam, oldu köyle hayat

BEKLE BENİ

Bekle beni İsrail, sakın ola unutma
Şer kokuyorsun fitne, gel dünyayı uyutma.

Gün ola harman ola, bu devran elbet döner
Senin sonun yaklaştı, ışığın söndü söner.

Çobanın nerde köpek, destursuz mu gezersin
Dokuz köpek, dokuz kol, sen mazlumu ezersin.

Toplandı dokuz köpek, şerre hal eylediler
İleri sürdü seni, sana ne söylediler.

Asırlar geldi geçti, vazgeçmedin huyundan
Faydası olmayacak; sana, senin beyinden.

Ahım isyana döndü, ateşime hazır ol
Sen böyle olsun dedin, mezarını kazır ol.

Kıyamet elemedi, Kutsal Kitaptan beyan
Kalk düştüğün gafletten, uyan Müslüman uyan.

Cenk borusunu duydun, daha ne yatıyorsun
Kurşun yağar üstüme, sen barış satıyorsun.

Kalk Peygamber Ümmeti, “Ya İstiklal Ya Ölüm”
Hâk bizimle beraber, haksıza verir zulüm.
Hâk tecelli edince, dağ, taş dile gelecek
O ne muhteşem gündür, fitne bir bir ölecek.

Fitne burada kayıp, hayalinde gölge var
Bunun devamı Fırat, sularında dalga var.

Yetmiş iki milletin, gözü Fırat üstünde
Dünya sona yaklaştı, insan Sırat üstünde.

Bunu ben demiyorum, Yüce Peygamber demiş
Üç savaş bitiminde, tüm canlı ölecekmiş.

Üç savaş diyor Nebi, emsali görülmemiş
Bin kişide bir kalır, sadece vurulmamış.

İkinci etap başlar, kayıp kat kat fazladır
Batılda sancı hâkim, müminler niyazdadır

Çatar üçüncü etap, Dünya sonun an ve an
Taş üste taş kalmamış, per perişandır Cihan

Az sayıda Müslüman, kalır dünyada baki
Allah nurun tamamlar, bu İslam’ın yüz akı.

Ayakta kalan mümin, ganimetlere bakar
Yer gök dumana teslim, ganimetten ne çıkar.

Burada söze girer, Ol Muhammed Mustafa
Derki Kıyamet yakın, artık bekleme sefa.

Bundan sonrası için, ne olur bilmiyorum
Sadece ümmetime şefaat diliyorum.

Zamanda bir mahlûktu, Dünya ölüme gebe
Kimisi seyran eder, kimisi olur heba.

İLHANİ’yim ey insan, gel beni tenkit etme
Medet senden Ya Rabbim, dinden, imandan etme.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE

MECNUN, LEYLA’NIN peşinde
Senelerce gezmedi mi?
ŞİRİN için, FERHAT dağda
Kayaları ezmedi mi?

EMRAH, atıldı zindana
SÜMMANİ, düştü ummana
MANSUR dokundu zamana
Hayatından bezmedi mi?

KAMBER’İN aklı ARZU’DA
Uğruna boğuldu suda
MAHBUP, mezarı MAHMUD’A
Elleriyle kazmadı mı?

ŞENLİK BABA, zehrin içip,
TECLİLİ, sitemi seçip,
YUNUS, Arş’a kucak açıp,
Gözyaşıyla yazmadı mı?

KARACOĞLAN, KARA KIZ’A
ŞAH İSMAİL, hasret göze
Duyan İRŞADİ’DE söze
Bir şeyleri sezmedi mi?

SEYRANİ’ de seyre daldı
RUHSATİ, hissesin aldı
MAHİRİ, çok darda kaldı
Çoruh boyu yüzmedi mi?

ÂŞIK ÖMER, geçmiş candan
MİNHACI’DA görmüş zindan
ESMANİ, gamdan, dumandan
Saç, baş yolup kızmadı mı?

MEFTUNİ, on bir yaşında
LEYLA’ YA koştu düşünde
KEREM, ASLI’nın döşünde
Görenleri üzmedi mi?

HUZURİ’nin hallerinden
Bal akardı dillerinden
HİCRANİ’nin tellerinden
Bülbül güle sızmadı mı?

NİHANİ genç yaşta esir,
MİHRİBAN’SIZ doldu asır.
DADALOĞLU’ndaki kusur
Bir oyunu bozmadı mı?

Çiçek açar mı kuru dal
Her âşıkta türlü bir hal
Korkuyu PİR SULTAN ABDAL
Son anda da sezmedi mi?

Âşık MEHMET, Garip OZAN
Aşk ile kaynarken kazan
Bu gelenek, mevcut düzen
Kalpten kalbe sızmadı mı?

VEYSEL, uzun ince yolda
Kim boğulmadı bu gölde
Bir REYHANÎ, son yüz yılda
Bu esrarı çözmedi mi?

Yazdım gamı, çektim vahi
Geceye kattım, sabahı
İLHANİ’ de bu dergâhı.
Gezmedi mi? Gezmedi mi?

Dadaş Refika Doğan bacımızın Ozan İlhani İle Sohbeti

Gar

Gar

Ozan İlhani İle Sohbet…
Değerli kardeşim, kıymetli hemşerim Ozan İlhani’ ye…

Erzurum, Şenkaya, Kürkçü’ dür köyüm,
Gurbete yâr dedim, Ozan İlhani!
Antalya güzel de, hasretlik Bey’ im,
Bağrımız kor dedim, Ozan İlhani!

Sene bin dokuz yüz altmış sekizdi,
Kağnının yükünü çeken öküzdü.
Ardımızda kalan buruk bir izdi,
Önünü gör dedim, Ozan İlhani!

Sarıkamış garı, bahar sabahı,
Bülbüller uyandı duyunca ahı.
Herkesin kendine kendi günahı,
Dönüşü kâr dedim, Ozan İlhani!

Yanaştı perona bir kara tren,
Görmedim kimidi treni süren!
Üç gün üç gecede durunca fren,
Varılan yer dedim, Ozan İlhani!

Ankara Garı’ na inip yürüdük,
Anayla babayla, gardaş biridik.
Güneşi gören mum gibi eridik,
Hayıra yor dedim, Ozan İlhani!

Kaderim diyerek kırık sazımla,
Dayandım çileye gizli sızımla.
Kirpiğim üstünde gezen tozumla,
Ağlamak zor dedim, Ozan İlhani!

Önce Yaradan’ a sonra özüme,
Döndürdüm yüzümü kendi yüzüme.
Sevgidir görünen gönül gözüme,
Sağılan nur dedim, Ozan İlhani!

Sordular söyledim hatırım nasıl,
Dedim bir insanım, can’ ım, velhasıl…
Gelmişim geçmişim bilirsin asil,
Gayrisi şer dedim, Ozan İlhani!

Dolaşıp gezdiğim gönül evreni,
Aynadır beşere; gösterir seni.
Yoğurur yeniden, pişirir teni,
Ötesi sır dedim, Ozan İlhani!

Sanma ki unuttum aslımı yani!
Reyhanî, Sümmani, Âşık Nihani…
Derinden derine kanıyor fâni,
Yaramı sar dedim, Ozan İlhani!

Maharet gülmekte, üzülmek kolay!
Memleket havası ve birçok olay…
Çevirdim başımı gökte yıldız, ay,
Umudum var dedim, Ozan İlhani!

Erişti yaşımız artık kemâle,
Denir mi bu ömür yıkılmaz kale?
İyi de kötü de Rabbe havale,
Burada dur dedim, Ozan İlhani!

Sen Ozan İlhani, Refika benim,
Kırılan kolların içinde yenim.
Ezelden ebede yiğittir genim,
Tarihe sor dedim, Ozan İlhani!

Refika Doğan – 2011 Antalya

http://www.gulceedebiyat.net/showthread.php?tid=19293

Şenkaya - Turnalı Köyü sakinleri

Şenkaya – Turnalı Köyü sakinleri

Paylaş:
"DADAŞ İlhan KINALI (Ozan İLHANi)" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Şahin Karadağ;

Güzel şiirleri ve düşünceleri için Dadaş İlhan Kınalı’yı gönülden kutluyorum.


02.12.2015 22:15
Ahmet Yiğittop;

Amasya. Ferhat İle Şirin başlıklı kitap dosyası hazırlama çabasındayım. Sitenizde yer alan Sayın DADAŞ İlhan KINALI(OZAN İLHANİ)ye ait “GİRSEM İZİNE” şiirine kitap dosyamda yer vermek istiyorum.
Bu vesileyle, yukarıda belirtilen şiirle ilgili olarak, şiir ve âşık/şair ismini Sitenizin Adını (Uygun Görülürse)belirtmek şartı ile kitap çalışmamda yer almasına izin vermenizi belirten yazınızı, aşağıdaki e-mail adresime iletmeniz halinde, kitap dosyama bütünlük kazandıracaktır.
E-mail: ahmet-melo@hotmail.com
İyi çalışmalar. Selamlar. Ahmet Yiğittop. Amasya. 29.12.2015


30.12.2015 16:35
    Ahmet Cinisli;

    Ne demek en güzeli olur kolay gelsin başarılarınız daim olsun.


    31.12.2015 10:02
Turgay Ata;

Ozan İlhani kardeşimin şiirlerini her okuduğumda derin duygular içerisine dalar dalar çıkarım. Her şey gönlünce olsun İlhan kardeşim. Nice eserlere imza atman dileğiyle saygı ve sevgiler gönderiyorum.


25.08.2016 8:28
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Cahit Külebi
20 Aralık 1917’de Zile’nin Çeltek köyünde doğmuş, 20 Haziran 1997...
Ebubekir ÖZÜDOĞRU (Şair-yazar)
1976 yılında Erzurum ili Pasinler ilçesine bağlı Büyük Tüy köyünde...
A S Servet HORASAN-Şair ve Yazar
DADAŞ Abdullah Servet HORASAN 12 Haziran 1955 (1958) Iğırbığır Köyü...
Narmanlı Aşık Divani
Erzurumlu AŞIK Divani Anasi babası bellisiz piçten Erkânsız velette olur...