Aşık Selahaddin KAZANOĞLU – ERZURUM

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU – ERZURUM

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU – ERZURUM
Bu haber 26 Ara 2011 Pts 16:42 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

DADAŞ

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

26.12.1955 de Erzurum’un Pazaryolu İlçesi’ne bağlı, Süleymanbağı Köyü’nde doğdum. İlkokulu orada bitirdim. Maddi imkansızlıklardan öğrenimime devam edemedim. 1969’da gurbete çıkmak zorunda kaldım.1970 de sazla söylemeye başladım.1975 de evlendim. Beş kız, bir erkek çocuk babasıyım.
Gurbeti usta edindim. İçimin hasret denizini türkülerime akıttım. Tellerimi, gönüller arasına dostluk köprüsü yaptım. Kuşlar uçmayı, balıklar yüzmeyi kimden öğrendiyse, ben de aşıklığı O’ndan öğrendim.Yurt dışında ve içinde gezerek, ozanlık yaptım. Birçok ödül ve derece aldım.1981 de Antalya’ya yerleştim. Gönlüm güle, geçimim tele bağlıdır.”

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

 Buraya kadar onun anlattıkları, birde onu benden dinleyin.
Aşıklığı ve aşıkları 1965 yılından beri tanımaya başlamıştır. İlk tanıdığı aşık, köylerine gelen, güçlü bir şair olan Hicrani’dir. Sadece yetişkin erkeklerin katılabildiği, köyodasında yapılan bu toplantıya, babası ile gitmeyi başarır. Orada, babasının dizinde, baştan sona kadar Hicrani’nin sanatını soluksuz seyreder, ona hayran kalır. Hele köy gençlerinin, aşığın hava almak için birazcık dışarıya çıkmasından yararlanarak hazırladıkları muamma, onun için bir ibret, unutulması imkansız bir anı olur.
Gençlerin, bir mendil içine koydukları farklı üç küçük cismin neler olduğunu bilmesi istenilen aşık, uzun süren dua, yakarış ve yalvarışlardan sonra, Allah’ın yardımıyla o üç küçük nesnenin ne olduğunu bilir. Herkes gibi, o zamanlar on yaşlarında olan Kazanoğlu da hayretler içindedir. Hala o günü, o muamma olayını, çözerken kan ter içinde kalan Aşık Hicrani’yi anarken heyecanlanmaktadır.1969 da İstanbul’da iş kuran ağabeyinin yanında çalışmaya oraya gittiğinde de gurbetle tanışır. Ağabeyinin yanında, inşaatlarda çalışırken, hep, para biriktirip, bir saz almayı düşler. Söylediği şarkıları herkes beğeni ile dinlemektedir. İlk gidişinde, köye paralı döner, fakat bu parayı ailesi için harcar. İkinci gidişinde, saz için biriktirdiği para ile sazına kavuşur. 

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

BAŞBUĞUM
Bir haber ulaştı Türk Dünyasına
Yollar sana ağladılar BAŞBUĞUM
Gök yüzü sallandı bulut yaş döktü
Seller sana ağladılar BAŞBUĞUM

 

Genci ihtiyarı yatanı ile
Elinde bayrağı tutanı ile
Türkmeni, Kırgızı, Tatarı ile
Eller sana ağladılar BAŞBUĞUM

 

Çok güçlü irade vermiş Han sana
Hiç kimse diyemez bir noksan sana
TÜRK-İSLAM uğruna koştun çok sene
Yıllar sana ağladılar BAŞBUĞUM

 

Sevdiklerin tekbir ile ses tuttu
Kara giyfi Ankara’yı sis tuttu
TÜRK dünyası baştan başa yas tuttu
İller sana ağladılar BAŞBUĞUM

 

Bizlere yön veren ALPARSLAN idin
Geleceği gören ALPARSLAN idin
Malazgirt’ten giren ALPARSLAN idin
Diller sana ağladılar BAŞBUĞUM

 

Sürgün eylediler hapse attılar
Her türlü sözüne kafa tuttular
Turan ülküsüne Başbuğ yaptılar>
Kullar sana ağladılar BAŞBUĞUM

 

Sensin Ülklücü’nün ekmeği aşı
Seninledir kalbimizin atışı
Seninledir beşbin şehit yatışı
Şallar sana ağladılar BAŞBUĞUM

 

Doğu’dan Batı’ya ülkü estirdin
Vu vatanda komunizmi susturdun
Ülkü yetiştirdin çiçek açtırdın
Dallar sana ağladılar BAŞBUĞUM

 

Sen ülkü çınarı biz çiçekleri
Sen gösterdin bize tüm gerçekleri
Kazanoğlu söyler hep gerçekleri
Teller sana ağladılar BAŞBUĞUM
Köyde tulum çalmayı öğrenmiştir. Fakat, sazı hiç eline almamıştır. İki teli birbirine ayar edip,çalmaya başlar, olmayınca telleri değiştirip, akort ettirir. Artık yavaş yavaş çalmaya başlamıştır. Çala çala ilerletir.
Kendisine, ustasının kim olduğu sorulduğunda söylediği gibi, Kazanoğlu bu sanatı, kuşlara uçmayı öğretenden öğrenmiştir. Gurbetin burukluğu, hasretin acısıyla çalıp söylemeye başlar. Okuduğu kitaplardan, Türk edebiyatındaki ölümsüz aşkları ve onların efsaneleşmiş kahramanlarını tanır, ama aşkı daha tam anlamıyla bilmediği için, gurbeti, hasreti söylemektedir. Daha sonra, töre gereği, seçme hakkı kullandırılmadığı için, ailesinin uygun gördüğü bir kızla evlendirilir. Fakat, Kazanoğlu’na sevgiyi, aşkı öğreten odur. Bir kızı dünyaya gelir; birkaç yıl sonra, her güzel şeyin çabucak bittiği gibi, bu beraberlik de eşinin kan kanserinden ölmesi ile en acı şekilde biter. Ozanımız taşıyamayacağı kadar keder içinde kalır. Kimseye söyleyemediği sırları sazıyla paylaşır. Eşinin ölümü,kızının özlemi… O gün bu gün sazıyla, sözüyle gönül gönül dolaşmaktadır. İşte bir halk ozanının doğuş öyküsü!
Daha sonra ikinci evliliğini yapar. 1979 da çalışmak için tekrar gurbete, bu defa Almanya’ya gider. Orada Ozan Arif’le bir program yapar. Bu onun ilk sahneye çıkışıdır.

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

Aşık Selahaddin KAZANOĞLU

‘Erzurumlu Aşıklar’ hakkında Detaylı bilgi almak için lütfen ‘Forum’ Bölümünü ziyaret ediniz.Saygılarımla

Etiketler
Paylaş:
"Aşık Selahaddin KAZANOĞLU – ERZURUM" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

DADAŞ Ozan Hikmet YAVUZ
DADAŞ Ozan Hikmet YAVUZ 1960 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. İlkokul...
DADAŞ Aşık Nuri ŞAHİNOĞLU (Hulusi)
DADAŞ Aşık Nuri ŞAHİNOĞLU Hulusi Merhum Hak Aşığıdır. 1931 Narman Merkez...
DADAŞ Aşık Ümit Coşkuni
DADAŞ Aşık Ümit Coşkuni Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Göreşken köyünde...
DADAŞ Aşık Selami YAĞAR
DADAŞ Aşık Selami YAĞAR 1965 yılında Erzurum’un Pasinler ilçesinde doğmuştur....