DADAŞ Aşık Hüseyin SÜMMANİOĞLU

DADAŞ Aşık Hüseyin SÜMMANİOĞLU

DADAŞ Aşık Hüseyin SÜMMANİOĞLU
Bu haber 04 Nis 2013 Per 18:04 tarihinde eklendi.
mm
Paylaş:

DADAŞ

Aşık Hüseyin SÜMMANİOĞLU

Aşık Hüseyin Sümmanioğlu 1937 yılında Erzurum ili Narman ilçesi samikale köyünde dünyaya geldi. Aşık Sümmaninin büyük oğlu Şefki çavuş (aşık mahtumi )(1888-1947) nin oğludur.Aşık Sümmanioğlu 10 yaşında babasını kaybetmiştir.bunun üzerine ablası ve abisini kaybedince , küçük yaşta tek başına ailesini geçindirmek zorunda kalmıştır. annesi ,kendisinden iki yaş küçük erkek kardeşi ve iki ablasından oluşan 5 kişilik ailesinden daha on yaşında sorumlu olmuştur.18 yaşında evlenen Aşık sümmanioğlu sırtındaki yükün dahada arttığının farkındadır.bir yandan dedesi ve babasından hatıra kalan bu geleneği devam ettirir bir yandan da ailesini geçindirmek için muhtelif işlerde çalışmıştır.Aşık sümmanioğlu bir yandan aşıklar şölenlerinde,köy kahvehanelerinde aşıklarla karşılaşır bir yandan da ailesini geçindirmek için çiftçilik hayvancılık ve inşaat ustalığı yapmıştır .Aşık sümmanioğlu okula gitmemiştir medrese eğitimide almamıştır sadece üç ay kuran-i kerim dersi almıştır.Aşığımız daha sonra okuma yazmayı erişkin bir yaşta bir arkadaşının yardımıyla öğrenmiş daha sonra köyünde açılan bir okur yazarlık kursundan da okur yazar belgesi almıştır .aşık hüseyin sümmanioğlu tıpkı dedesi ve babası gibi hiç egitim görmemesine karşın söz söyleme kabiliyetinin ne kadar ileri olduğu şiirlerin de açıkça görülmektedir.yukarıda yazılı olanları heralde şu iki kıta ne kadar da doğruluyor;

Baba Sümmani’nin arzusu ne idi
Gülperi dediği vasıta idi
Sevdiğinin yeri pünhanda idi
Bitmez gam hicrana düşüren nedir

Sümmanoğlu aşk odunda yananı
Sevda şarabından içip kananı
Can içinde dururiken cananı
Ya onu cihana düşüren nedir
(AŞIK HÜSEYİN SÜMMANİOĞLU)

Aşık Hüseyin SÜMMANİOĞLU

Aşık Hüseyin SÜMMANİOĞLU

Aşık Hüseyin SÜMMANİOĞLU

Aşık hüseyin sümmanioğlunun altı erkek bir kız olmak üzere yedi çoçuğu olmuştur.aşık hüseyin sümmanioğlu amcasının oğlu aşık nusret toruniyi de 2002 yılında kaybetmiştir . 2002 yılında bursaya yerleşen aşık hüseyin sümmanioğluhalen bursa da ikamet etmektedir.2009 yılında bizzat kültür bakanı Ertuğrul Günay’dan yaşam boyu başarı ödülü alan aşığımız ; aşıklara yeterli değerin verilmediğinden yakınıyor.yazımızı yine sümmanioğlundan iki dörtlükle kapatmak istiyoruz;
Dedemin babamın hatırası bende
Bugünden dünleri unutmadık ya
Vatan ıstırabının izleri tende
Çizilen yönleri unutmadık ya

Ey Erzurum Erzurumlum bilesin
Sümmanoğlu’m gözyaşın silesin
Amma bugün bayramındır gülesin
Ölmez destanları unutmadık ya
(AŞIK HÜSEYİN SÜMMANİOĞLU)

KOLAY DEĞİL

Kolay değil bu esrarı çözmesi
Âşığı figana düşüren nedir
Boşuna mı gurbet gurbet gezmesi
Gözünü giryâna düşüren nedir

Leyla’yı Eda’ya kayısı çöle
Ferhat’ı kayaya Şirin’i yola
Kerem’i sevdaya Aslı’yı küle
Zeynal’ı zindana düşüren nedir

Nefî’nin kolunda kelepçe yeri
Neden Nesîmî’den yüzdüler deri
Niçin kurulmuştu Mansûr’un darı
Eşref’i ummana düşüren nedir

Baba Sümmani’nin arzu ne idi
Gülperi dediği vasıta idi
Sevdiğinin yeri pünhanda idi
Bitmez gam hicrana düşüren nedir

Sümmanoğlu aşk odunda yananı
Sevda şarabından içip kananı
Can içinde dururiken cananı
Ya onu cihana düşüren nedir

DAĞLAR
Kaç asır devroldu siz var olalı
Belli mi tarihte yazınız dağlar
Acep kimler vardı sizden ileri
Kim ile başladı maziniz dağlar

Zemheri şubatta artar zârınız
Başınızdan eksik olmaz karınız
Ezel bahar sevgiliniz yarınız
Haziran’da başlar nazınız dağlar

Kalbinizde mesken tutmuş madenler
Ne hatıra koydu gelip gidenler
Giysiniz ormanlar taze fidanlar
Bezeğiniz pozunuz dağlar

Gafil yolcu sizden geçmiş görmemiş
Yazık olsun bilenlerden sormamış
Baş vermiş düşmana sizi vermemiş
Nice şehit nice gaziniz dağlar

Sizlere duacı baylar bayanlar
Sizden yola çıkar ırmaklar çaylar
Karışır hızını denizde eyler
Çağlayan pınarlar gözünüz dağlar

İlkbahar sonbahar engin ovalar
Mevsim döner birbirini kovalar
Haşhaşlı tarlalar zümrüt yaylalar
Sizin nazeniniz özünüz dağlar

Çığrışsın turnalar sizde şakısın
Sevginizi nakış nakış dokusun
Sümmanoğlu size name okusun
Seher yeli çalsın sazınız dağlar

AŞKINA
Bağışla allahım bizi ağlatma,
Devrolan gün ayın yılın aşkına,
Nolur acı gözyaşımız çağlatma,
Akan suyun esen yelin aşkına.

Zaman geçiririz hayalle düşle,
Korkam yolda kalak biz bu gidişle,
kırık kalbe yaşlı göze bağışla,
doksan dokuz ismin alin aşkına.

Sözde aşık çağırırlar adımız,
Senden gayri tutan olmaz yed-imiz,
Ey keremler kani ver muradımız,
Yüzdört kitap ilmihalin aşkına.

ALLAHIM dileriz hidayetini,
Resül i erkemin şefaatini,
Üstümüzden kesme bol rahmetini,
Dört bin ismin zikri dilin aşkına,

Sümmanioğlunda biter mi sızı,
Meccanen bağışla bilcümlemizi,
Bizede nasip et didarınızı,
Sekiz cennet pür cemalin aşkına….
(AŞIK HÜSEYİN SÜMMANİOĞLU)

BİZİM ELİN SEYRANI

Ne güzeldir bizim elin seyranı
Sığırcıklar ilkbaharı müjdeler
İşte geldi bağ budama zamanı
Çiçek bahçıvana barı müjdeler

Çiftçi ambarından çeker buğdayı
Koşar öküzünü yükler heybeyi
Serper evlek evlek sürer tarlayı
Döner evde yavruları müjdeler

Çoban kardeş gider yayla yolunda
Dürmüş kevelini bağlı kolunda
Önünde sürüsü kaval elinde
Çalar söyler yayları müjdeler

İşte menekşeler işte laleler
İşte çiğdem çiçek işte sunalar
İşte koyun kuzu işte turnalar
Ötüşünce köylüleri müjdeler

Rençper çocuğuyum ata düzeni
Türk’ün evladıyım yurdun ozanı
Sümmanoğlu köyün şiir yazanı
Türkü söyler her diyarı müjdeler

ANANIN MEKTUBU
Şöyle mektubuma başladığımda
Neler yazdın rahmi mederin oğul
Bir ciğer paremsin unutmadım ya
Bu vatan borcundur ödersin oğul

Bazen hayallerden doğar rüyalar
Yanılmaz bozulmaz gerçek mayalar
Belki de yol verir çelik kayalar
Fırsat bulduğunda gidersin oğul

Hazerde seferde koru sancağım
Sensiz rahat bulmaz evim ocağım
Senin yolun bekler ana kucağım
İnşallah gelir tadarsın oğul

GÖNÜLE DAR GELİR
Gönüle dar gelir koskoca dünya
Bitmez hayallere dalmış gibiyim
Ne vakit yazılmış bu levh bu künye
Bu dünyaya taze gelmiş gibiyim

Ömür bahçesinde gül çiçek çimen
Bülbül güle kavuşması ne zaman
Yar ile göz göze gelince hemen
Dünyalık muradım almış gibiyim

Sümmanoğlu sevda sazın çalınca
Aşk suyunun derinine dalınca
Sekseninde dahi huzur bulunca
Yeniden hür hayat bulmuş gibiyim
TURNALAR
Kanat açıp uçarsınız havada
Hedefiniz nere sizin turnalar
Bekleyeniniz kimdir sizi yuvada
Ötersiniz hazin hazin turnalar

Bülbüle meskandır bahçeler bağlar
Sizin diyarınız ovalar dağlar
Hanginizin gözyaşları çok çağlar
Kanadı boynundan uzun turnalar

Kana kana uçun hep ara ara
Hasret kalan gözün diker dağlara
Hasretlik derdine var ise çare
Ya söyleyin ya da yazın turnalar

Ayrılık elinden dedim el aman
Hasretlerin kavuşması ne zaman
Serhat yayları kaplarken duman
Sizi de sarar mı hüzün turnalar

Hicran yüklümüdür sağı solunuz
Semalarda açarsınız kolunuz
Bizim yere pek az düşer yolunuz
İki bahar birde yazın turnalar

Sümmanoğlu’n taze çağı geçmeden
Yaylacılar yaylara göçmeden
Palandökenlerin karı açmadan
Gelin Erzurum’u gezin turnalar

OĞUL
İlkbahar sonbahar el ele vermiş
Goncaların daha açması ermiş
Nişanlılar güveğisin beklermiş
Uzaktan izleyen radarsın oğul

Ne olursun sitem eyleme peşin
Evde kardeşlerin yine kardeşin
Hasret yolun bekler yaran yoldaşın
Mutlak sende arzu edersin oğul

Sümmanoğlu ister Resulullah’ı
Müyesser eyleye şahların şahı
Arzum Dârüsselam Cemâlullah’ı
Herhal sen de meyli didarsın oğul

UNUTULMADIK YA
Dedemin babamın hatırası bende
Bugünden dünleri unutmadık ya
Vatan ıstırabının izleri tende
Çizilen yönleri unutmadık ya

Acaba söyler mi laleli dağı
Nerde saklı idi düşman ağı
Gözü vatanımda seste kulağı
Yığılan kinleri unutmadık ya

Başını sis tutmuş Palandöken’im
Karı kışı sinesine çekenim
O benim vatanım benim mekânım
O kara günleri unutmadık ya

Düşman fırsat bulmuş garip zamanı
Çar halka eylemiş her dört bir yanı
Alevlere yakmış sabi sübyanı
O masum canları unutmadık ya

Ey Erzurum Erzurumlum bilesin
Sümmanoğlu’m gözyaşın silesin
Amma bugün bayramındır gülesin
Ölmez destanları unutmadık ya

GÖNÜL
Böyle mi emretti gani Yaradan
Sen kimin sözüne uyarsın gönül
Ne zaman seçersen akı karadan
O zaman pişmanlık duyarsın gönül

Boş yere çekersin vallah billahi
İyi bil ki şahit tuttun Allah’ı
Başında dik duran nefsin külahı
Bir günde sahipsiz koyarsın gönül

Boş dünyada türlü hile düzersen
Övünerek şişinerek gezersen
Yetimleri yoksulları üzersen
Bunumu yiğitlik sayarsın gönül

Gün gelir hayat göçünü
Ah felek der alamasın öcünü
Tenhalarda işlediğin suçunu
Huzuru divanda duyarsın gönül

Âşık Sümmanoğlu kusurun çoktur
Öyle bir divan ki torpilin yoktur
Merhamet sahibi Cenabı Hak’tır
Yaradan’a boyun eğersin gönül

BABANIN OĞULA NASİHATI
Bir nasihat edim hayat boyunca
Fikir köşesine yazarsın oğul
Okuyasın düşünesin doyunca
Yanlış ise dönüp kazarsın oğul

Çiğdemli çiçekli çimen dağdasın
Laleli sümbüllü nevret bağdasın
Semalara hükmedecek çağdasın
Gün gelir tabanda gezersin oğul

İnersin tabanda ararsın izin
Muhalifin olur gelinin kızın
Sözün reddedilir çok olur hüzün
Boşuna kendini üzersin oğul

Çoktan zivanadan çıkmış bu yöre
Garip bülbül öter yerine göre
Ne bizim adetler ne bizim töre
Korkarım inancın bozarsın oğul

Vatanın hasreti bağran ok olur
Ondan sonra kaygıların çok olur
Bir bakarsın anan baban yok olur
Ağlayıp göz yaşın sızarsın oğul

Bir safa bin cefa dalında durdum
Gine bana cennet benim öz yurdum
Deme babam anam öldü kurtuldum
Gün gelir ki sende mezarsın oğul

Sümmanoğlu der ki geçmez pul olma
Vatanına milletine el olma
Çalış kazan muhannete kul olma
Hak’tan başkasından bezersin oğul

TÜRK OĞLU
Türk oğlu yurduna sokma talanı
Oldursan da yazık olsan da yazık
Bir gonca misali vicdan bostanı
Yoldursan da yazık yolsan da yazık

Koskoca nur vatan senin için dar mı
Çalışmak yorulmak yiğide ar mı
Türk demek bir bütün ayrısı var mı
Böldürsen de yazık bölsen de yazık

Düşün ki dünyada kalan hanidir
Yiğidi yaşatan kendi şanıdır
Al bayrağın rengi şehit kanıdır
Sildirsen de yazık silsen de yazık

İnsan nasıl kıyar günahsız cana
Acımak gerekir dökülen kana
El oğlunu bizlerde ki noksana
Güldürsen de yazık gülsen de yazık

Sümmanoğlu istemiyor telaşın
Beynini çalıştır ey düşün taşın
Kurşun atma hedef etme kardeşin
Öldürsen de yazık ölsen de yazık

Saklar
Bugün derdim doksan dokuz
Gönül şehri biri saklar
Bülbül arzeder yüz be yüz
Gül için ah zarı saklar

Bülbül kaldı ah u zarda
Meramı sevdası yarda
Üç yüz altmış beş damarda
Olan derdi deri saklar

Bir damarın sırrı ayan
Ta ezel olmuşum sayen
Yarar sözü beyne koyan
Er olanlar arı saklar

Er ozanın vardır dili
Lisana getirir lalı
Kim ki bekler gül cemali
Kalp şehrinde nuri saklar

Can bağışlar nur aşkına
Sofu yanar hur aşkına
Sümmanoğlu pir aşkına
Rahman olan yari saklar

Erzurumlu ünlü Âşık ‘Sümmani Baba’nın torunu Hüseyin Yazıcı (Sümmanioğlu), Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” ile ödüllendirildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Niğde Belediyesi tarafından geçtiğimiz ay ortaklaşa düzenlenen “Âşıklar Şenliği’ne katılan Hüseyin Sümmanioğlu, “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” aldı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay imzalı, “İnsanlığın somut olmayan mirası Âşıklık geleneğinin üretimi, korunması, yaşatılması ve kuşaktan kuşağa aktarılmasına yaptığınız hizmetlere eder, sağlıklı ve huzur dolu bir yaşam dilerim.” yazılı ödülü alan Hüseyin Sümmanioğlu, duygulu anlar yaşadı.

“ÂŞIKLIK OKULLARDA OKUTULMALI”

Âşıklık geleneğinin önemli isimlerinden biri olan Hüseyin Sümmanioğlu, günümüzde az da olsa belediyelerce düzenlenen şenliklerde âşıklık meraklıları ile bir araya geliyor. Âşıklık sanatının son dönemde yok zayıfladığına dikkat çeken Sümmanioğlu, Kültür Bakanlığı ve Belediylerin yaptıkları bazı organizasyonlarla bunu yaşatmaya çalıştığını ifade etti. Bu çalışmaların ise çok yetersiz olduğuna dikkat çeken Sümmanioğlu, halk âşıklarının yaşadığı sorunların çok fazla olduğunu kaydetti.

Sümmanioğlu, şunları söyledi: “Bu mesleği yapanların en önemli sorunu, maaş. Bu insanların maaşı yok. Aile geçindiriyor bu insanlar. Geliri olmayınca ne yapsın. İnsanlar başka işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Arta kalan zamanlarda ise âşıklığını icra ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu konuda bu insanlara yardımcı olması lazım. Ayrıca aşıklığın okullarda ders olarak okutulması lazım. Gençlere bunun öğretilmesi lazım. Gençlerimiz maalesef aşılığı bilmiyor ve ilgi duymuyor.”

“SÜMMANİ BABA YETERİNCE BİLİNMİYOR”

Dedesi Âşık Sümmani’nin (Sümmani Baba) günümüzde yeterince bilinmediğini söyleyen Hüseyin Sümmanioğlu, devrinin en büyük aşığı olan Sümmani’nin büyük şanssızlıklar yaşadığını kaydetti.

Sümmani Baba’nın, savaşların olduğu bir dönemde memleketin şanssız bir bölgesinde yaşadığına dikkat çeken Sümmanioğlu, “Dedemin okuryazar olmaması ve şiirlerini yazamaması sebebiyle birçok şiiri kaybolmuştur. Söyledikleri o dönemde duyanlar tarafından derlenerek günümüze aktarılmıştır. Kendisi yazabilseydi Sümmani, kütüphanelere sığmazdı. Dönemindeki âşıkların hiçbiri hatırlanmıyor ama Sümmani hatırlanıyor. Bu da onun gücünü gösteriyor. Kültür Bakanlığı Müzesi’nde bir kitabı ve ses kaydı var ama bunların müzede durması birşey ifade etmez. Bunların üniversitelerde, okullarda ders olarak okutulması lazım.” diye konuştu.

“SÜMMANİ KİTAPLARI YANLIŞLARLA DOLU”

Sümmani hakkında son dönemde çok sayıda kitap yazıldığına da dikkat çeken Sümmanioğlu, bu kitapların yüzde 20′sinin yanlış olduğunu dile getirdi. Sümmanioğlu, “Yazılan kitaplar, Sümmani külliyatının yüzde 50′si bile değildir. Yazılanların yüzde 20′si ise maalesef yanlış. Bu konuda yeterince araştırma yapmadan, kulaktan duyma bilgilerle kitaplar yazılıyor.” dedi.

55 yıldır halk âşıklığı yapan 72 yaşındaki Hüseyin Sümmanioğlu’nun kayıtlı binden fazla şiiri bulunuyor.

(CİHAN)

Etiketler
Paylaş:
"DADAŞ Aşık Hüseyin SÜMMANİOĞLU" HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR
Bu konuya hiç yorum yapılmadı.
HEMEN YORUM YAP

img

BU HABERLER DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

DADAŞ Ozan Hikmet YAVUZ
DADAŞ Ozan Hikmet YAVUZ 1960 yılında Erzurum’da dünyaya geldi. İlkokul...
DADAŞ Aşık Nuri ŞAHİNOĞLU (Hulusi)
DADAŞ Aşık Nuri ŞAHİNOĞLU Hulusi Merhum Hak Aşığıdır. 1931 Narme Merkez...
DADAŞ Aşık Ümit Coşkuni
DADAŞ Aşık Ümit Coşkuni Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Göreşken köyünde...
DADAŞ Aşık Selami YAĞAR
DADAŞ Aşık Selami YAĞAR 1965 yılında Erzurum’un Pasinler ilçesinde doğmuştur....